2 Şubat 2010 Salı

Fethiye / Muğla

http://www.sehirlersavasi.com/ilce-resimleri/resimler/1516168fethiye-oludeniz.jpg

Fethiye adını hep muhteşem deniziyle, dev tatil köyleriyle, harika plajları ile duyurmuştur. Ya tarihi güzelliklerine ne demeli. Onlarca yer vardır Fethiye de. ÖrneğinAmintas, Cadianda, Tlos, Kayaköy, Xantos gibi yerler bunların bir kaçıdır. Sizlere bu tarihi yerlerden biri olan Kayaköy'ü tanıtacağım.

19. yy. da Türk ve Rum nüfusu ile birlikte, yörenin en önemli yerleşim merkezlerinden biri olan Kayaköy'e iki yoldan gidilebilir. Birincisi, Fethiye kalesinin arkasından güneye doğru inen 7 km'lik orman yolu, diğeri ise Hisarönü Köyünden devam eden 1 km'lik yoldur.

Kaya Köy'e girdiğimiz zaman ilk dikkatimizi çeken şey, insanların oturmuş oldukları kaya zemin ile bütünleşmiş taş duvarlardan oluşan, çatısız evlerdir. Bir kısmı da insan eli ile tahrip edilen, sayıları dört bine yaklaşan bu evler, yıllar süren bekleyişin sessizliğini taşır gibidirler. Evleri, iki büyük kilisesi, kalıntılarını görebileceğiniz eczanesi, dükkanları, sokakları ve meydanları ile eski adı Lövissi olan Kaya Köy, şu an bomboş haliyle bir hayalet şehri andırmaktadır. Kaya Köyde evler iç içe, el ele fakat birbirinin güneşini, görünüşünü kesmeyecek şekilde yapılmıştır.

1922 yılına kadar yaklaşık 25.000 kişinin yaşadığı köy, Trakya'daki Türkler ile Anadolu'daki Rumların değişimi sırasında tamamen boşalmıştır. Köy bugün koruma altındadır. Kaya Köy'ün önündeki düzlükte ise 2000 civarında Türk köylüsü yerleşmiştir.

Kaya Köy'ü dikkatli ve düşünerek gezerseniz ilk dikkatinizi çeken şeyin o zaman ki teknolojinin ne kadar hayret verici olduğunu göreceksiniz. Çünkü Kaya Köy'deki evler inanılmaz derece sert ve dayanıklı yapılmıştır. Gerek okulu olsun, gerek kilisesi olsun hepsine ayrı bir özen gösterilmiştir. Kilisesinin önüne yukarda bir yere çıkıp bakacak olursanız tek tek taşların toplanıp da yapılması sonucu ortaya çıkan değişik bir model göreceksinizdir ki bu bayağı ilginçtir. Çünkü o kadar kaliteli yapılmış evlere ben Fethiye de veya başka bir yerde bile rastlamadım doğrusu!

Bugünde olduğu gibi, o zamanda her ustanın faklı bir ev yapış stili varmış. Kimisi evleri değişik renkte taşlar toplayarak evlerin dış yüzeyine yapıştırmış, kimisi de düz bir motif çizmiştir. Ya evlerin iç dizaynlarına ne demelisiniz ? Her şey düşünülmüş. Özellikle dikkati çeken şey bacalardır. Ama evler küçük olduğu için çoğu oda, mutfak... gibi yerlerde çok küçüktür. Örneğin mutfakları, aynı bugünkü gibi dizayn edilmiştir. Tek eksiklikleri dolapları yoktur. Belki onlarda önceden varmıştır ama çalınmışta olabilirler. Çünkü önceden Kaya Köy'ü ziyarete gelenler, Kaya Köy'deki evlerin içinde çok şeyin olduğunu daha sonra evlerin içindekilerinin yavaş yavaş çalınmaya başladığını söylüyorlar. Ve şu anda ise hiçbir şeyin kalmadığını görüyoruz. Sözde işte bu tarihi Köy korunuyormuş! (Nasıl korumaysa). Böylece tarihi değerlerimiz, bazı ilgisizler yüzünden yok oluyor, hem de gözlerimiz önünde...

Köyümüzün bir de 'Eski Çeşme' isimli bir çeşmesi var. O zamandan günümüze kadar sağ kalmayı başarmış. Çeşmeden bizzat bir avuç su içtim, gerçekten buz gibi olan su sizi bunca gezmenin ardından rahatlatıyor. Çeşmenin üzerinde değişik bir dilde yazı yazılmış ayrıca. Şahsen ben çözemedim.

Ayrıca bir başka dikkati çeke şeyde her evin yanında su sarnıçları olması. Ve bu sarnıçların içi aynı bugünkü gibi sıvalarla, hatta daha iyi ve kaliteli sıvalarla yapılmış olması ve üstlerinin, kenarlarının tek tek küçük bildiğimiz taşlarla döşenmiş olmasıdır.

Sanırım o devirde de herkes kendi bütçesine göre yaptırıyordu. Çünkü bazı evler çok küçük ve dar, bazıları ise büyük, iki katlı hatta çevresi bile duvarlı oluyor. Eeee para işte. Para var, çare var. Sanırım o büyük evler o zamanın ağalarının evi oluyormuş...

Evlerin çoğu tek odalı, mutfaklı oluyordu. Yalnız dikkatimi çeken en büyük şey tuvaletler oldu. Tuvaletler evlerin dışındaydı. Aynı bizim tuvaletler gibi ama evin dışında çok garip doğrusu, enterasan...

Kaya Köy işte yukarda anlatmaya çalıştığım şekilde olan bir köymüş. Zamanında orada yaşayanlarda varmış. Peki şimdi ne mi olmuş. Tebi ki terk edilmeye bırakılmış. Ama Kaya Köy sağlamlığı sayesinde halen ayakta, inşaallah hep böyle kalır..

Ben oraya gittiğimde ne korumaya rastladım ne de güzelcene yapılmış bir temizliğe. Çünkü Kaya Köy şu anda harap, evlerin hali perişan. İnceleme yapmak için evlerin içine girilmez halde bir görünüm var. Pislik diz boyu. Su sarnıçlarının içi bira şişeleriyle, öp artıklarıyla dolu... Bu ne biçim değer verme... Baktıkça kahroluyorum şu içler acısı köye yapılacak olan tek şey biraz temizlik ve tarihi değerlere sahip çıkma. Kim bilir neler vardı o evlerin içinde şimdi ise her şey bir hiçten ibaret. Söyleyeceğim şu ki kaybeden yine biz olacağız böyle giderse.

B. YUNUS

21 Aralık 2009 Pazartesi

Kaz Dağları

Kaz Dağları, Anadolu'nun oksijen deposu.. Eğer ben denizsiz yapamam diyorsanız Kaz Dağları'nı tercih etmeniz önünde engel yoktur. Hem serin sularında yüzebilirsiniz hem de aşağılara inip denize girebilirsiniz.

Kaz Dağları'ndaki tesisleri mutlaka görmelisiniz. Koyaklardan akan sularda, şelalelerin altında yüzmek bir başkadır. Kendinizi cennette sanmanız için bir engel yoktur.

Arkadaşımın tavsiye ettiği bir mekanı tavsiye etmek istiyorum. Akaleos Kamping..

Kaz Dağları içinde bir yer. Web sitesini inceleyebilirsiniz. Fotoğraflarından çok güzel bir yer olduğu belli oluyor.

12 Kasım 2009 Perşembe

Konya

İhtisap Ağalığı ( Çarşı Ağalığı)

Konya’da ilk mahalli teşkilatın 1830 yılında Çarşı Ağalığı (İhtisap Ağalığı) adı altında kurulduğu belirtilmektedir. Bu teşkilatın 1876 yılında belediye teşkilatı haline dönüştürülmesiyle Konya İlk belediyesine sahip olmuştur.

Konya Belediyesi’nin kuruluş tarihiyle ilgili olarak bazı kaynaklarda 1868 yılı verilmektedir.Belediye Başkanı olarak Muhasebeci Rahmi Bey’in adı geçmekte olup görevden ayrılış tarihi 1869’dur. 1869 -1876 yılları arasında herhangi bir belediye başkanı kaynakta belirtilmediğinden, Belediye’nin kuruluş tarihini 1876 olarak kabul etmek daha doğru olacaktır.

Seyyahlar 1800 ve daha sonraki yıllarda Konya nüfusunu 15.000 - 20.000 arasında göstermiştir. 1853 yılında Konya’ya gelmiş olan Jeolog P.D. Techihatchef şehrin nüfusunun 22.500, 1890 yılında ise Seyyah M.Gine 44.000 olduğunu yazmaktadır.

1868 yılı salnamesi Konya nüfusunu 16.732 Sille ve Hatunsaray ile birlikte 17.649 olarak göstermektedir. 1884 salnamesine göre nüfus 40.795’tir. 1894 salnamesine göre ise, 9.265 hanede 42.318 Müslüman, 1566 Ermeni, 899 Rum olmak üzere toplam 44.762’dir

Seyyahnamelerin ve salnamelerin verdiği rakamlar Konya nüfusunun uzun yıllar 20.000 – 40.000 arasında olduğunu, fazla bir değişiklik göstermediğini, şehrin çeşitli nedenlerle gelişemediğini belirtmektedir.

1923 yılında Belediye’nin bütçesi, 64.000 TL’dir. Belediye hizmet sahası 110 km² ‘dir. Şehirde elektrik yoktur ve içme suyu, Su Komisyonu tarafından işletilmektedir. Bu yıllarda belediye su dağıtım işleriyle ilgilenmemektedir.İçme suyu kaynağı olarak o yıllarda Çayırbağı

kaynağı kullanılmaktaydı.

1923 yılında Belediye Teşkilatı ve personel durumu

Meclis üyesi :12 Kişi

İdari İşler :1 Muhasebeci, 2 Katip

Fen İşleri :1 Fen Memuru

Sağlık İşleri :1 Doktor, 1 Aşı Memuru, 1 Ebe

Temizlik İşleri :1 Memur, 10 Hademe, 1 Bekçi, 1 Ahırcı

Zabıta İşleri: :1 Müfettiş, 1 Müfettiş Muavini, 9 Kolcu ( Zabıta Memuru )

1924 yılında şehre Mukbil ve Beypınarı içme suları getirilmiştir. 1926 yılında Konya Belediyesi, 831 sayılı kanun gereği şehrin su tesisatını devralmıştır. Yine 1926 yılında Atatürk Anıtı dikilmiştir. 1924 – 1925 yıllarında Belediye itfaiye teşkilatı kurulmuştur. 1929 yılında ise Dere Hidroelektrik Santralı inşa edilmiş ve genel aydınlatma yapılmıştır.

Belediye, 1931 yılında 16200 hektarlık sahada 47.826 kişiye hizmet vermekteydi. Şehirde 123 mahalle vardı. Belediye Meclisi 30 kişi, hizmet sahası 110 km²idi. 1942’de şehrin ilk planı yapıldı. 1937’de İtfaiye Teşkilatı motorlu araçlarla kısmen teçhiz edilmiştir.

Yine bu devirde Belediye Mezbahası inşa edilmiş, Dutlu içme suyu 01.06.1937 tarihinde şehir şebekesine bağlanmıştır. Ayrıca büz fabrikası yapılmıştır.

Meram Yeni Yol Alt Geçidi

1945 yılında mahalle muhtarlıkları ihdas olunarak mahalle mümessillikleri kaldırılmış ve mahalle işleri Belediye’den alınmıştır. 1946 yılında 4 otobüs ile İstasyon ve Meram semtlerine şehir içi yolcu nakline başlanmıştır.1946’da Konya Elektrik A.Ş. tasfiye edilerek Konya Belediyesi tarafından katma bütçeli Elektrik, Su, Otobüs, (ESO) İşletmeleri kurulmuştur. 1926’dan 1946’ya kadar Konya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nce yürütülen şehir içme suyu işleri 1946 yılında ESO ’ya devredilmiş, 1949 yılında Eski Meram Yolu’nda dizel elektrik santralı inşa edilerek işletmeye açılmıştır.

1950 yılında asfalt inşaatı başlamış, ilk asfalt yol Meram yolu olmuştur.1952 yılında şehirdeki asfalt yol 28.000 m²’dir.

Konya Belediyesi’nin 1953-1962 yılları arasındaki on yıllık bütçesinin toplamı yaklaşık 55 Milyon TL. ve on yıllık yatırımın bütçeye oranı %52’dir. Belediye hizmet alanı 162 km² dir. 1962 yılı sonunda şehir kanalizasyon şebekesinin uzunluğu 16.308 metreye, asfalt yol miktarı 426.403 m²’ye ulaşmıştır.

Şehir içinde sondaj kuyuları açılarak içme suyu şebekesine ilave edilmiştir. 1953 yılında Göksu Hidroelektrik santralı, ihale edilmiş ve 14.01.1959 tarihinde birinci kısmı işletmeye açılmıştır.

1958 yılında Alaaddin tepesi üzerine inşa edilen Torance gazinosu 70 ‘li yıllarda tadilat görerek Nikah ve Düğün Salonuna dönüştürüldü.1989 yılında Alaaddin ***kubat salonu adıyla Konferans, Toplantı, Düğün ve Nişan programlarına tahsis edildi. İkinci geniş kapsamlı tamir ve tadilatını ise 2001 ve 2002 yıllarında gören salon hizmete devam etmektedir.

Meram Yeni Yol altgeçidi, Devlet Demir Yolları ile ortaklaşa bir projeyle, 1960 yılında trafiğe açılmıştır.

10.05.1966 tarihinde yeni şehir imar planı yaptırılmış, bu devrede şehrin çeşitli yerlerine sondaj kuyuları açılarak içme suyu şebekesine dahil edilmiştir. 1965 yılında asfalt şantiye tesisleri kurulmuştur.

1963 yılında İmar Müdürlüğü, 1967 yılında Armoni Mızıkası, 1970 yılında Otogar Müdürlüğü ve Fuar Müdürlüğü, 1971 yılında ise Bahçeler Müdürlüğü Belediye bünyesine katılmıştır. 1970 yılında Yeni otogar hizmete açılmıştır. 1972 yılında Göksu Hidroelektrik Santrali, Türkiye Elektrik Kurumu’na devredilmiştir.

Konya Milli Fuarı Açılıyor

1968 yılında bugünkü Konya Milli Fuarı’nın nüvesini teşkil etmek üzere Kültürpark olarak temeli atılıp inşaatına başlanan Fuar alanı, 1970 yılında tamamlanarak yeni ilavelerle 30 Ağustos 1970 tarihinde 1. Konya Milli Fuarı olarak hizmete açılmıştır. İlkin 45.000 m² lik Fuar alanı, gördüğü rağbet ve halkın büyük ilgisinden dolayı 100.000 m² ‘ye çıkarılmıştır.

Önceki dönem ile birlikte bu yıllar altyapı yatırımlarına ağırlık verildiği, Gecekondu Önleme Bölgeleri’nin oluşturulmaya başlandığı ve şehrin gelişiminin batıya doğru kayışının hızlandığı yıllardır.

1973 yılında Koyunoğlu Müzesi, Belediye’ye devredilmiştir. Adnan Menderes Toptan Sebze Hali ise Yeni Otogar’ın kuzeyinde, 1977 yılında bitirilerek eski hal denilen şimdiki matbaacılar ve balıkçıların bulunduğu yerden taşınmıştır.Yine aynı yılda Konestaş Ekmek Fabrikası açılmıştır. Konya Kamyon Garajı da (Karatay Sanayi güneyinde) 1978’de hizmete girmiştir.

Elektrik İdaresi ESO’dan Ayrılıyor

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra 25 Eylül 1980 tarihinde kabul edilen 2303 sayılı kanunla bütün belediye meclislerinin feshedilmesi ve belediye başkanlarının da görevinden alınması üzerine Konya Valisi, Belediye Başkanlığı görevini de yürütmeye başlamıştır.

Milli Güvenlik Konsey’inin 34 numaralı kararı ile “ülkemizde hızlı nüfus artışı ve köyden kente göçün sonucu olarak büyük kentlerimizin yakınlarda teşekkül etmiş olan belediyelerin; aydınlatma, su, kanalizasyon ve ulaştırma gibi hizmetlerini yeterli bir şekilde halkımıza götürmediği ve kontrolün aksamasına neden olduğu” gerekçesiyle bu durumdaki belediyelerin Sıkıyönetim Komutanlıkları’nın emirleri ile belediyelere bağlanmaları öngörülmüştür. Bu şekilde 2. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı’nın 25 nolu bildirisi ile uygun bulması sonucu Konya Belediyesi çevresinde bulunan Dere, Sille, Hocacihan belediyeleri ile Kayacık, Tatlıcak, Saraçoğlu, Taşrakaraaslan, Elmacı, Yaylapınar, Hasanköy, Karahüyük, Yeni Kozağaç, Beybes, Hatıp, Köyceğiz, Yazır köyleri Konya Belediyesi’ne bağlanmıştır. Bu yerlerden Dere ve Sille Belediyeleri, Konya Belediyesi’nin Şube Müdürlüğü, diğerleri ise mahallesi haline getirilmiştir.

Bu ilhaklarla Belediye hizmet alanı 38 bin 700 hektardan 77 bin 600 hektara (mücavir alanla birlikte 128 bin 600 hektar) çıkmış; merkez nüfus 329 bin 139’dan 353.300 ‘e yükselmiştir.

Milli Güvenlik Konseyi’nin 34 numaralı kararı daha sonra 08.12.1981 gün ve 2561 sayılı “Büyükşehirlerin Yakın Çevresindeki Yerleşim Ana Belediyelere Bağlanmaları Hakkındaki Kanun” ile kesinleşmiştir.

Bu dönemde, 11 Eylül 1982 tarih ve 2705 sayılı yasa gereğince ESO İşletmeleri Müessesesi’nin Elektrik bölümü ile Dere Hidroelektrik santrali 1 Kasım 1982 tarihinde güç kaybı bulunmayan ve 2000 yılına göre hazırlanan elektrik projesinin %90 gerçekleştirilmiş bir elektrik şebekesi olarak TEK’e devredilmiştir.

1973 yılında devralınan Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi 1984 yılında yeni binasında hizmete açılmıştır.

Mayıs 1986’da Siemens Ağ firmasına, Konya Raylı Sistem Proje’sinin yurtdışı malzeme ve mühendislik hizmetleri işi ihale edilmiştir.Aynı yıl Belediye Sarayı(hizmet binası) hizmete girmiş, halen burada hizmetini sürdürmektedir.

Konya Belediyesi, 20.06.1987 tarihinde kabul edilen; 27.06.1987 gün ve 19500sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3399 sayılı kanunla “Büyükşehir Belediyesi” haline dönüştürülmüştür.

Kabataş Caddesi ( Denktaş cd.) alt geçidi ile Meram Eski Yol caddesi üst geçidi de 1988 yılında trafiğe açılmıştır.

Büyükşehir Belediyesine Geçiş

1989 yılı Mart ayında yapılan mahalli ( yerel) seçimlere Konya Büyükşehir ve üç merkez ilçe (Meram-Selçuklu-Karatay) olarak girilmiş ve artık Konya biri Büyükşehir olmak üzere dört belediye başkanıyla idare edilmeye başlamıştır.

13 Temmuz 1987’de temeli atılan Hafif Raylı Sistem, Eylül 1992’de hizmete girmiştir. 28.09.1989 tarihinde Konya Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuş ve BESO son bulmuştur.BESO’nun su ile ilgili görevleri ve Fen Müdürlüğü tarafından yürütülen kanalizasyon işleri, KOSKİ’ye geçmiştir.BESO’ya ait otobüs işletmesi, Otobüs İşletmeleri Genel Müdürlüğü adı altında faaliyetlerine devam ettikten sonra Eylül 1992’de Hafif Raylı Sistem’in de devreye girmesiyle Toplu Ulaşım İşletmesi adını almıştır.

1993 yılında Konya Büyükşehir Belediyesi, Japonya’da dünyanın en başarılı on belediyesinden birisi olarak adını dünyaya duyurmuştur.

16.11.1988’de ihale edilen Konya İçme Suyu Arıtma Tesisi 10.04.1995’te hizmete girmiştir.

29 Temmuz 1995’te Selçuklu Belediyesi sınırları dahilinde (İstanbul yoluna) Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin temeli atılmış, 2000 yılında da hizmete açılmıştır.

5 Aralık 1990’da hizmete giren Uygun Satış mağazaları, USAM, alanında yapmış olduğu öncülüğü tamamlaması ve Konya’da marketçiliğin yayılması nedeniyle 28 Kasım 1995’te özelleştirilmiştir.

21 Aralık 1995’te Raylı Sistem’in 2.kısmı (Cumhuriyet Mah. Kampus arası) hizmete açılmıştır.

Trafik sorununa kalıcı ve sağlıklı çözümler üretmek amacıyla inşa edilen İhsaniye Alt Geçiti ve Sanayi Köprülü Kavşağı Kasım 1997’de hizmete açılmıştır.

Kültür Sanatta Önemli Hizmetler

Doksanlı yıllarda kültür hizmetlerine de önem verilmeye başlanmıştır.

Kukla, Ortaoyunu ile öz kültürümüzü yansıtmak ve dünü bugünde yaşatmak için 22 Kasım 1996’da Kukla Tiyatrosu kurulmuştur.

Hat, Ebru, Tezhib ve Osmanlı Türkçe’si gibi derslerin verildiği Destegül Güzel Sanatlar mektebi de 12 Nisan 1997 tarihinden başlayarak eğitimini sürdürmektedir.

Büyükşehir Belediye’si, yapmış olduğu başarılı kitap yayıncılığı ile de takdir toplayarak 1997 yılında Türkiye Yazarlar Birliği’nce “Kamu Kurum Yayıncılığı” dalında birincilik ödülünü almıştır.

Türk Tasavvuf Musikisini geliştirmek ve bu alanda eğitim vermek üzere 16.07.1997 tarihinde Türk Tasavvuf Musiki Korosu ve sema grubu kurulmuştur.

Ayrıca her yıl; Mevlana’yı anma programları, Altınbaşak Kültür-Sanat Etkinlikleri, Ramazan Etkinlikleri, Aşıklar Bayramı, Çocuk Şenlikleri, Sempozyum, Kongre ve panallerle dolu olarak yılda yüz günü aşan bir faaliyet programı uygulanmaya devam etmektedir.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Seyitgazi / Eskişehir

SEYİTGAZİ İLÇESİ TARİHİ
İlçemiz çok eski bir yerleşim yeridir ilk yerleşim M.Ö.3500'de başladığı yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır.Tarihte asıl belirgin yeri M.Ö.800-600 lerde başlar Bizanslarla İslam orduları arasında savaşlara sahne olmuş Seyitgazi 1531 yılında 15.000 nüfuslu Bucak Merkezi iken çeşitli İdari değişikliklerden sonra 1922 yılında ilçe olmuştur.

COĞRAFİ DURUMU
Eskişehir İline 43 km. mesafedeki ilçemizin 1502 km.deniz seviyesinden yüksekliği 1040 m.dir.
Akarsuları
Yerüstü suyu olarak en büyüğü ve İlçe merkezinden geçen Seydisuyu' dur.
İklimi Seyitgazi'de daha çok karasal iklim hüküm sürmekte, yazları sıcak ve kurak Kışları soğuk ve yağışlıdır.Yağışlar kısa sürelidir. Temmuz ve Ağustos aylarında en az yağış alan aylardır Ocak ve Mayıs ayları en çok yağış alan aylardır.

NÜFUSU
 İlçemiz merkez nüfus sayısı 3281 Beldelerin Nüfusu 7644 Köylerimizin Nüfusu 10776 olmak üzere toplam ilçe Nüfusumuz 21.701'dir.

İDARİ DURUM
Seyitgazi İlçemizin merkez (1) Belediyesi (2) Belde Belediyesi ve (3) Mahallesi vardır İlçeye bağlı 45 Köy mevcuttur.
Merkezdeki Mahalleler
Derebenek, İkiçeşme, Hacı Yunus

SOSYAL DURUM
İlçemiz merkezinde 1236 adet bina olup,bunun 850 hanesi konuttur.Ayrıca İlçemizde 122 İşyeri bulunmaktadır. Sosyal yaşantı bakımından ilçe merkezi ile köylerin arasında büyük farklılıklar yoktur.

EĞİTİM
İlçemiz merkezi ile Kırka ve Doğançayır Beldelerinde 1'er Lise Eğitim Öğretim vermekte olup,yine İlçe merkezinde 1,Kırka Beldesinde 2,Doğançayır Beldesinde  1Ayvalı,Bardakçı,Cevizli,Kümbet,Karaören Köylerimizde 1'er İlköğretim okulu bulunmaktadır. Ayrıca bir Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır.

Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün İlçemiz merkez,Belde ve Köylerimizde çeşitli kurs faaliyetleri ile hizmet vermektedir.

EKONOMİK DURUM
İlçemiz yüz ölçümü itibari ile küçük bir ilçe görünümünde olduğu halde Zirai potansiyeli büyüktür.halkın %90 Tarım ve Hayvancılıkla uğraşmaktadır.

İlçemizin yüz ölçümü 1502 km2'dir Bu arazinin 620 Dekarı Ekile bilir arazi 127560 Dekarı Çayır-Mera 663770 Orman 90866 Diğerleridir.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI
İlçemiz Eskişehir-Afyon yolu üzerinde Eskişehir'e 43km.uzaklıktadır.İl merkezine Otobüs yolcu taşımacılığı Belediyemize ait Otobüsler ile yapılmaktadır.

İlçemiz Şehir suyu yer altı suyu olup,şebeke uzunluğu 24 km.dir.İlçemiz PTT santrali 5662 abonmanlık olup,tamamı doludur merkeze bağlı 45 Köyümüzde Otomatik telefon mevcuttur

27 Nisan 2008 Pazar

Adada Antik Kenti - Isparta

Adada

Pisidia Bölgesi'nin antik kentlerinden biri olan Adada, Isparta ili, Sütçüler ilçesine bağlı Sağrak köyü yakınındadır. Isparta'nın ve Kovada Gölü'nün güneydoğusunda yer alan kente Eğridir'den sonra Sütçüler'e uzanan asfalt yoldan 50 km. gidilerek ulaşılabilir. Ayrıca Isparta'yı Antalya'ya bağlayan yeni Aksu yolundaki Kovada - Eğridir ayrımından Adada'ya ulaşmak mümkünse de yolun bir bölümü henüz tamamlanmamıştır. Çevresi çam ve ardıç ağaçlarıyla kaplı tepeler tarafından sarılmış olan antik kent sadece bölgenin değil Anadolu'nun en sağlam kalabilmiş antik kentlerinden biridir. Burası bölge halkınca Karabavlu yaylası olarak anılmaktadır. Sütçüler'in eski adı olan Baulo ve Karabaolu veya Karabavlu adlarının Aziz Paul adından geldiği öne sürülmektedir. St. Paul'ün geçtiği Perge - Antiokheia (Yalvaç) yolu üzerinde bulunan bu iki yerleşmeye verilen isimlerin St. Paul'le ilişkili olabileceği yazılmıştır.

Adada adı, bazı araştırmacılara göre Anadolu'nun eski yerli halkının dili olan Luvice, yada bunun M.Ö. 1. bindeki ardıllarından biri olan Pisidce dilinden gelmektedir. Kesin olmamakla birlikte "Ada" kök sözcüğüyle "wanda/anda" takılarından türemiş olabilir. Ayrıca yine "Ada" kök sözcüğü ile "Uda (hisar-kale?) sözcüklerinin birleşiminden türemiş olabilir.

Bölgede uzun zamandan beri yapılan Prehistorik (Tarih öncesi) Dönem'e ilişkin kazı ve araştırmalar Pisidia'nın Neolitik Dönem olarak adlandırılan M.Ö. 7000 yıllarından itibaren Anadolu'da önemli bir kültür bölgesi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hititler Dönemi'nde Konya ve çevresini kapsayan Tarhuntaşşa Bölgesi ile batısındaki Pitaşşa (Pisidia'nın eski adı) Bölgesi arasındaki sınırda yer alan Adada ve çevresinde gelecekte yapılacak çalışmalarda tarih öncesi dönemlere ilişkin önemli sonuçlar alınabilecektir.

Adada'nın adı ilk kez M.Ö. I. yüzyıl yazarlarında Artemidoros tarafından verilmiştir (Strabon XII, 570). Sonra Ptolemaios (V 5, 8) ve Bizans tarihçisi Hierokles'te (674, 4) de "Odada" olarak geçer. Ancak kentin tarih sahnesine çıkışı Termessos'ta bulunan bir atlaşma metni dolayısıyla M.Ö. 2. yüzyıla kadar inmektedir. Bölgenin önemli bir kenti olan Termessos ile Adada arasındaki bu dostluk antlaşması bazı araştırmacılara göre iki kentik ortak düşmanları Selge'ye karşı yapılmıştır. Tarihi kaynaklardan Selge'nin özellikle Hellenistik Dönem'de Termessos aleyhine yayılmacı bir politika yürüttüğü ve çevresindeki kentlerle (Pednelissos) savaştığı bilinmektedir. İşte adı geçen antlaşma iki kentin (Adada ve Termessos'un) dışta Selge ile içte demokrasi düşmanlarına karşı yardımlaşmasını öngörüyordu. Bazı araştırmacılar iki kent arasındaki bu antlaşmanın Selge'den çok o dönemde çok güçlenen Bergama Krallığı ve onun özellikle Termessos'a karşı saldırı veya demokrasiyi yıkma girişimlerine karşı olabileceğini öne sürmektedir. Antlaşma, tarafların karşılıklı olarak, herhangi bir saldırı veya demokrasiyi yıkma girişimine karşı birbirlerinin yardımlarına koşmayı taahhüt etmektedir. Bu antlaşma gerçekten hem Termessos, hemde Adada tarihleri için büyük önem taşımaktadır. Bu sayede iki kentin idari açıdan demokratik bir yapıya kavuştuğu ve şehir devleti (Polis) benzeri bir statü kazandığı görülmektedir. Antlaşmanın M.Ö. 190 - 164 yılları arasındaki bir tarihte yapıldığı araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir.

Bizce bu antlaşmanın diğer bir önemi Termessos ile Adada halkları arasında bir kan bağının varlığını göstermektedir. Antlaşma metni detaylı olarak ele alındığı zaman Termessos ve Adada isimlerinin çok sıkça geçtiği görülecektir. Bergama Krallığı'nın M.Ö. 133 yılında vasiyet yoluyla topraklarını Roma'ya vermesi Anadolu'da Roma egemenliğinin başlangıcı olmuştur. Bu dönemde batı Anadolu kentlerinin aksine Pisidia kentlerinin çoğunlukla bağımsızlıklarını korudukları anlaşılmaktadır. Bağımsız Adada kentinin ilk sikkeleri bu dönemde basılmıştır. Bu arada yine Pisidia Bölgesi'nde özellikle Augustus Dönemi'nde Roma egemenliğinin simgesi olan Koloni kentleri kurulmuştur. Bunlardan en önemlileri Antiokheia, Kremna, Komama'dır.

Roma İmparatorluk Dönemi'nde özellikle İmparator Traianus, Hadrianus ve Antoninus Pius (M.S. 114-161) dönemleri tüm Anadolu'da olduğu gibi Pisidia için de en parlak dönemlerdender. "Pax Romana" adıyla anılan bu barış döneminde Pisidia kentleri büyümüş, zenginlik ve refaha bağlı kalarak yapı faaliyetleri de artmıştır. Adada için de tümüyle geçerli olan bu gelişmeler ve yapı faaliyetleri M.S. 212 yılında çıkarılan bir kanunla İmparatorluk toprakları üzerinde yaşayan herkese "Roma Vatandaşlık Hakkı" verilmesiyle yeni bir hız kazanmışsa da M. S. 3. yüzyıl sonlarında hızını kaybetmiştir.

Strabon'a göre "Dağlarda yaşayan Pisidialılar, komşuları olan Kilikyalılar gibi tiranlar tarafından yönetilen ayrı kabileler halinde yaşarlar ve korsanlık yaparlardı".(Strobon VII-3) Fakat Pisidialılar'ın en önemli özellikleri bağımsızlıklarına düşkün ve savaşçı bir karaktere sahiboluşlarıdır. Buna en iyi örnek M.Ö. 333 yılında Büyük İskender'e karşı ölümüne direnen Sagalassos halkıdır. Bu durum Pisidialıların geçim kaynaklarından birinin askerlik olduğunu ortaya koyar.

Diğer Pisidialılar gibi bazı Adada vatandaşları da Büyük İskender'den sonraki Hellenistik kralların ordularnıda hizmet vermek amacıyla anayurtlarından ayrılmış ve gurbette paralı asker olarak çalışmışlardır. Bunun kanıtları Kıbrıs'ta ve Fenike'de (Sidon Kenti) bulunan Adada'lı askerlere ait mezar taşlarıdır.

M.S. 395 yılında Roma İmpartorluğu ikiye ayrılınca, bölge Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu içinde varlığını uzun süre korumuştur. Zaten Hırıstiyanlığın yayılmaya başladığı ilk yıllardan beri bölgede yeni dine karşı ilgi duyulduğu bilinmektedir. Bunu en çok St. Paulus'un bölgeyi ve Antiokheia'yı ziyaretleri göstermektedir. Aziz Paulus ve arkadaşları yaklaşık M. S. 45 yıllarında ilk kez Pamphylia'nın Perge'sine gelmişler, Perge'de bir gün kaldıktan sonra Kestros (Aksu) ırmağı yoluna çıkmışlardır. Torosları binbir güçlükle aşmışlar ve Eğridir üzerinden Antiokheia'ya ulaşmışlardır.

Araştırmacı G.Ercenk'e göre "Aziz Paulus'un ilk misyonunu yerine getirirken izlediği ve bugüne kadar belirlenip isimlendirilemeyen bu kutsal yol, Perge'yi Kestros Vadisi'ni takip ederek Adada üzerinden Antiokheia'ya bağlayan yol olmalıdır". Yolculuk süresinin ve güzergahının kaynaklarda belirlenen verilerle uyum içinde oluşu araştırmacının savını güçlendirmektedir. Ayrıca yukarıda değinilen Baulo ve Karabaulo isimlerinin Paulos'la benzerliği de Araştırmacı D. Frech'in karşı tezine rağmen bu verileri desteklemektedir. French, Perge-Adada yolunu kabul etmekle beraber yolun daha geç dönemde inşa edildiğini savunur.

Bölgede resmi kilise örgütünün M.S. 4. yüzyılda kurulduğu, Antiokheia, Sagalassos, Kremna, Selge, Adada ve diğer bazı kentlerin piskoposluk merkezi haline geldiği yazılı belgelerden anlaşılmaktadır. Yine yazılı belgelere göre Adada, Antiokheia'nın Pisidia'daki yardımcı piskoposudur. Adada M.S. 325, 381, 451, 692, 787 yıllarında çeşitli kentlerde toplanan dini meclislere (konsil) tensilci göndermiştir. Bu da gösteriyor ki Adada kentinde hayat 9. yüzyıla kadar sürmüştür.

Daha sonra Anadolu'nun Türkler tarafından alınması ile Bizans İmparatorluğu küçülmeye ve batıya doğru çekilmeye başlamıştır. Önceleri Pisidia Bölgesi'nde Selçuklu egemenliğine karşı direnişler olmuşsa da III. Kılıç Arslan 1203 yıllında Isparta'yı alarak Uluborlu, Eğridir ve Yalvaç'a Hamid Bey yönetimindeki Türkmen aşiretlerini yerleştirmiştir. Bölgede daha sonra Hamidoğulları Beyliği kurulmuş ve bu beylik de 1390 ve 1422 yıllarında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Adada o günlerden bu yana harabe olarak yaşamını sürdürmektedir. 1970 yılında antik kentin içinden geçirilen Yeniköy yolu ziyaretçilerin harabeye kolayca ulaşımını sağlamıştır. Son yıllarda Anadolu'daki turizm haraketlerine paralel olarak Adada oldukça fazla sayıda ziyaretçi çekmektedir.