vadi turizmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vadi turizmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2007 Cumartesi

Turkiye'nin Sakli Cennetleri

Türkiye'nin saklı cennetleri



















Tarihi ve doğal zenginliklerle göz kamaştıran Türkiye'de, bugüne kadar çok fazla dikkat çekmemiş ve az bilinen bir çok yer keşfedilmeyi bekliyor. İşte o saklı cennetler...

Suuçtu Şelalesi

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesi yakınlarında bulunan Suuçtu Şelalesi, sahip olduğu doğal güzelliklerle tam bir görsel şölen sunuyor. Bursa�ya 100, Mustafakemalpaşa'ya ise 20 kilometre uzaklıktaki Suuçtu Şelalesi, 38 metre yüksekten düşen suyu ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle adeta bir "doğa harikası" olarak yıllardır tatilcileri kendine hayran



Av ve doğa turizmi hazinesi Kocayayla

Bursa'nın tarihi oldukça eskilere dayanan Keles ilçesinde bulunan Kocayayla, av ve doğa turizmi ziyaretçilerini ağırlamak için gün sayıyor. Kocayayla Gediksiret mevkisinde belediyeye ait araziye "yap-işlet-devret" modeliyle ağaç evler inşa ediliyor. Doğayla iç içe inşa edilen ahşap evlerde, temiz ve serin havada tatil yapmak isteyen vatandaşlar konuk edilecek. Proje tamamlandığında Kocayayla, şehir hayatından sıkılıp tatilini doğayla baş başa geçirmek isteyenler için yeni bir alternatif olacak. Av ve doğa turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip Kocayayla, yakın bir tarihte doğayla başbaşa kalınabilecek yeni bir yaşam alanı olarak kapılarını açacak.

Koyları ve doğasıyla Karaburun

İzmir'in en küçük ilçesi Karaburun, yapılaşmanın görülmediği birçok koyu ve doğasıyla, Türkiye'nin bilinmeyen cennetleri arasında yer alıyor. İzmir ile arasındaki 130 kilometrelik yolun keskin virajlarla örülü olması nedeniyle ulaşım sorunları bulunan Karaburun, yarımada üzerindeki 1 belde ve 13 köyün merkezi konumunda. Güneyde Datça Yarımadası'na benzer coğrafi yapısıyla gizli cennetleri barındıran Karaburun Yarımadası, doğa harikası koy ve plajları bünyesinde barındırıyor. Karayoluyla ulaşımın olmadığı birçok koyu sadece tekne turlarıyla görmek mümkün. Bölge, bu özelliğiyle yaz sezonunun en canlı döneminde bile tenha kalmayı başarabiliyor.


Aşk acısını dindiren şelale

Ulus ilçesinde, mitolojik hikayeye göre, aşk tanrısı Eros'un, eşi Hera kendisini artık sevmiyor diye intihar eden Selamnos'un bedenini dönüştürdüğü şelaleden su içen, mendil ıslatan ya da yüzünü yıkayanlar, yaşadıkları aşk acılarından arınıyorlar. İlçeye bağlı Ulukaya köyündeki Ulukaya Şelalesi, çevresindeki doğa güzelliklerinin yanı sıra efsanesiyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Eşinin kendisini sevmemesine üzülen Selamnos, Ulukaya'nın zirvesine çıkarak Hera'nın ismini haykırıp, kendisini boşluğa bırakır. Aşk tanrısı Eros, aşk acısının böyle sonlanmasını istemediğinden Selamnos�un bedenini yere değer değmez şelaleye dönüştürerek suyu kutsar. Kim şelaleden su içerse, mendil ıslatırsa ya da yüzünü yıkarsa Selamnos'un acıları azalır, içinde yeni ya da geçmişten kalma aşk acısı yaşayanlar da bundan arınırlar.





Ağaç müzesi Yenice

Tropik bölgeler dışında dünyada pek az ormanda görülebilecek kadar çok sayıda ağaç türünü barındıran Yenice ilçesi ormanları, adeta ağaç müzesi görümüyle görenleri cezbediyor. Uludağ göknarı, doğu kayını, sarı çam, karaçam, camiyanı karaçamı, kızılçam, Istıranca meşesi, Virgiliana çınarı, ceviz, dişbudak, kızıl ağaç, fındık, porsuk, yabani kiraz, gümüş ıhlamur, adi ıhlamur, akağaç, kızılcık, şimşir, ahlat, kontus defnesi, kurt bağrı, erguvan ve jasminum gibi çeşitli ağaç türlerinin yanı sıra bazı ağaçların olağanüstü çap ve boya ulaşan örneklerinin oluşu, zengin yaban hayatı potansiyeliyle bölge eşsiz bir ekosistem özelliği gösteriyor. Ormanların oluşturduğu oksijen kuşağı, kent turizmi için önemli kaynak gösterilerek, turizm bölgesi olmaya yönelik projeler üretiliyor




Kayacık vadisi

Mersin'in Erdemli ilçesine bağlı Limonlu beldesine 10 kilometrelik mesafede, sarp yoldan Toroslar'a doğru gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, sık ağaç yapısı ve buz gibi akan çayı, "saklı cennet"i andırıyor. Eşsiz doğa güzelliği ile büyüleyen vadi, kendisini keşfedebilen tatilcilere doğa ile iç içe kuş sesleri arasında dinlenme olanağı sunuyor. Mersin merkezden 45 kilometre uzaklıktaki Limonlu beldesinden sonra Toros Dağları'na doğru 10 kilometrelik sarp yoldan gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, Lamas Çayı'nın üzerini neredeyse kapatan sık ağaç yapısı ve çevredeki yüksek kayalıklarla adeta kendini gizliyor. Suya ve kayalara sık ağaçların arasından süzülerek yansıyan güneş ışınlarının da eklenmesiyle gizemli bir hale bürünen vadi, kendisini keşfedenlere ise doğa ile iç içe, kuş sesleri arasında dinlenme ve şehir yaşamının stresinden uzaklaşma olanağı sunuyor. Bu arada, tatilcilerin uğurlu olduğuna inanılan kayalıklar üzerindeki ağacın yanına gelerek dilek tuttuktan sonra vadiden ayrıldıkları gözleniyor.




Direkli Mağarası

Kahramanmaraş-Kayseri karayolunun 40. kilometresindeki Yukarı Döngel köyü sınırları içerisinde bulunan Direkli Mağarası da tarih meraklılarının ilgisini çeken merkezlerden biri. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek, mağarada ilk kez 1959 yılında Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından kazı çalışmalarının yapıldığını ve bilim dünyasına tanıtıldığını belirterek Yontma Taş Çağı�na ilişkin materyallere ulaşıldığını söyledi. Direkli Mağarası'ndaki kazının, Kahramanmaraş'ta 1959'dan bu yana yapılan Türklerin yaptığı ilk arkeolojik kazı olduğunu dile getiren Erek, "Kazılarda bulduğumuz bir ocak ve çevresindeki işlik yerleri sevindirici bilgiler sağlamıştır" dedi.



Doğu Karadeniz'in güzellikleri

Doğu Karadeniz doğal, kültürel ve tarihi değerlerinin yanı sıra henüz tam anlamıyla turizmin hizmetine sunulmamış varlıklarıyla da ilgi çekiyor. Trabzon'un batı sahilinde şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta Yıldızlı Beldesi sınırları içerisinde yer alan Sera Gölü, denize 2 kilometre mesafededir. Göl, 1950 yılında meydana gelen bir toprak kayması sonucunda oluşmuştur. Sera Gölü, hem doğal güzelliği hem de çevresindeki tesislerle ziyaretçilere güzel imkanlar sunuyor.




Doğu Karadeniz'in güzellikleri

Çal Mağarası, Düzköy ilçesinde bulunan bir yer altı su kanalı. Mağaranın girişi geniş olmakla birlikte giderek daralıyor belli bir uzaklıktan sonra genişlik 1 metreye kadar düşüyor. Tavan yükseklikleri kırık sistemlerine bağlı olarak büyük değişkenlik gösteriyor. Girişten sonra 200 metrede iki kola ayrılan mağaranın, sola ayrılan kolu yaklaşık 125 metre uzunluğunda. Bu kolun sonundaki odadan gelen suyun aktığı bir baca bulunuyor. Sağ kolun ulaşılabilen kısmı yaklaşık 300 metre. Bu kolun yaklaşık 60 metre ilerisinde küçük bir göl ve çağlayan yer alıyor.








Doğu Karadeniz'in güzellikleri

Giresun'da kısa bir süre önce keşfedilen Gölyanı Yaylası'nın Türkiye�de ekoturizmin gözdesi olacağına inanılıyor. Giresun Kültür ve Turizm Müdürü Emin Yılmaz, Yağlıdere ilçesi sınırları içinde yer alan Gölyanı Yaylası'nın, 50 dolayındaki otantik yayla evi, gölü ve ladin ağaçlarından oluşan ormanlık alanlarıyla görenleri büyülediğini belirtti. Yılmaz, bir süre önce doğal sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan Gölyanı Yaylası�nın Türkiye'de eko turizmin gözdesi olacağına inandıklarını ifade ederek, orman yoluyla ulaşımı sağlanan Gölyanı Yaylası'na yapılaşma yasağı getirildiğini kaydetti.






Doğu Karadeniz'in güzellikleri

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesi ile Ayder Yaylası arasında bulunan Tar Deresi Vadisi'ndeki birçok küçük düşümlü şelalenin yanı sıra, 250 metre yükseklikten akan Bulut Şelalesi�nin, seyir zevkine doyum olmayan bir görüntü sergiliyor Çamlışemşin'in Palovit Yaylas'nda bulunan ve yeşillikler arasında 15 metre yükseklikten akan Palovit şelalesi, Kalkandere'deki 16 metrelik Vandri şelalesi, İkizdere'deki 15 metrelik Manle ile 20 metrelik Cimil şelaleleri, Rize�ye gelenlerin mutlaka görmek istediği yerler arasında yer alıyor. Yine Çayeli ilçesindeki Ağaran şelalesi ile İkizdere'deki Gelintülü şelalesi, görülmeye değer şelaleler arasında bulunuyor.





Kırklareli'nin ayak basılmamış plajları

Kırklareli'nin Tekirdağ il sınırında ve Bulgaristan sınırına kadar uzanan kıyı şeridinde pek fazla bilinmeyen Kıyıköy, İğneada ve Panayır İskelesi plajları, şehir dışından gelenlerin uğrak yerlerinden biri oldu. 40-50 metre genişliğinde 10 kilometre uzunluğunda plaja sahip İğneada, karavan ve çadır turizmine de ev sahipliği yapıyor. Kıyıköy ve İğneada beldelerinde az da olsa otel ve pansiyonların bulunmasına rağmen, yörede turizm henüz istenilen seviyede değil. Kumsal ve ormanlık alanların bir arada olduğu Kırklareli sahillerinde dinlenenler, yeşilin her tonuna tanıklık ederken, güneşin ve denizin de tadını çıkarıyor. Gürültü kirliliğinden uzak Kırklareli'nin doğasını yaşamak isteyenler, kendi imkanları ya da günübirlik turlarla yöreye gelebiliyorlar.




Eğirdir Gölü

Göller bölgesinin merkezi konumunda olan Eğirdir, göl turizminden yaygın şekilde yararlanıyor. Uzun süreden beri turistlerin rağbet ettiği bölgede, sınırlı sayıdaki otel ve pansiyonlar turizm mevsiminde tamamen doluyor. Kovada Gölü Milli Parkı, Kasnak Meşesi Tabiatı Koruma Alanı, Çandır-Baraj çevresi, Eğirdir Gölü Hoyran kısmı, Burdur Gölü�nün Keçiborlu ilçesi sınırları, Beyşehir Gölü�nün Yenişarbademli ve Şarkikaraağaç ilçelerini kapsayan alanlar ise kuş gözlemciliği için elverişli alanların başında yer alırken, her yıl bölgeye İngiltere ve Fransa�dan kuş gözlemcileri geliyor. Kış aylarında Eğirdir Gölü'nde, küçük karabatak, Macar ördeği, elmabaş patka, tepeli patka, sakarmeke gibi kuşlar barınıyor. Burdur Gölü ise soyu dünya çapında tehlike altında olan dikkuyruklar için önemli kışlama alanı olarak gösteriliyor. Ayrıca Mahmuzlu kızkuşu da Burdur Gölü çevresinde kuluçkaya yatıyor. Beyşehir Gölü de Macar ördeği, elmabaş patka ve sakarmeke ile kuş gözlemcilerinin ilgi gösterdiği yerlerden biri.

Milliyet Galeri Haber

Post Keywords: saklı cennet, gizli cennet, secret places, turkey in holiday, holiday, summer, yayla, turizm, kışlak, yazlık, tatil, cennet köşeler, cennet mekanlar, Türkiye bir cennettir..

3 Ağustos 2007 Cuma

Canakkale Ayazma - IDA- Kaz Daglari - Bayramic

Kaz Dağları ve Ayazma

Kaz Dağları bambaşkadır. Gitmek ve görmek gerekir. Çanakkale'den Bayramiç ilçesi ile başlayan ve Balıkesir tarafına devam eden Kaz Dağları mitolojiden aldığı İDA ismi ile anılır. Kaz Dağları buz gibi suları, sivri ve yüksek çam ağaçları ile yemyeşil, ferah bir ortamdır. Gezi, yürüyüş, balık keyfi, dağcılık, kamp, tatil için idealdir.

Ayazma ise Çanakkale'nin yeşil ilçelerinden birisi olan Bayramiç'e bağlı bir doğa güzelliğidir. Gizli bir cennet diyebiliriz Ayazma için. Mayıs ayında serin de olsa ziyaretçileri gelmeye başlar. Yaz ortası ise tam zamanıdır Ayazma'nın. Buz gibi sularında ayağınızı ya da elinizi 10 saniyeden fazla tutmak oldukça zordur. Özellikle Ayazma'nın ortasındaki köprüden suyun geldiği yöne doğru kanyon kısmından yürümek oldukça zevklidir. Suya girmek zorunda kaldığınız kısımlarda biraz üşürsünüz. Hatta atacağınız çığlıklar ile ortam iyice şenlenir :)

Genelde en fazla dizlerinize kadar suya girersiniz en fazla. Ama ortam yosunlu olduğu için kayıp düşenler olmaktadı. Ve en çok neşe katan ise bu anlardır. Yakın arkadaşım kayıp kendini buz gibi suda bulunca ben de gülmekten ayakta duramamıştım :)

Ayazma stress atmak için mükemmel bir günübirlik tatil imkanı sunmaktadır. Son yıllarda Ayazma'ya konaklamalar için bir pansiyon tipi otel yapıldığını hatırlıyorum. Alabalık tesisi ise biraz daha gelişmiş durumda. Tavsiye edilir..


KAZDAĞI (AYAZMA)

Bayramiç ilçesi, Evciler köyünden sonra 5 km. mesafededir. Kazdağına özgü uzun ağaçları, gürül gürül akan soğuk suları ve piknik yerleri ile ilimizin en güzel mesire yerlerinden birisidir.

Kazdağında (Ayazma) her yıl Ağustos ayı içinde geleneksel Kazdağı güzellik yarışması düzenlenmektedir. Troya bölümünde geniş ayrıntıları ile incelediğimiz Antik mitolojiye sahne olan Kazdağı ile ilgili güzel bir efsane anlatılır. Edremit'in Güre köyünde Sarıkız adında çok güzel, iyi yürekli yardımsever bir kız yaşardı. Onu çekemeyenlerin iftiraları sonucu babası Sarıkız'ı 5-10 kazla birlikte Kazdağına bırakır. Uzun bir zaman sonra baba kızını görmeye gelir. Dağta abdest almak için kızından su ister. Sarıkız dağın tepesinden elini körföze uzatarak tasını doldurunca kızının erdiğini anlar. Sırrı anlaşılınca Sarıkız oracıkta can verir. Buna çok üzülen babası da başka bir tepede can verir. Bu rivayete göre İda dağı, Kazdağı, dağın doruğu Sarıkız tepesi, babasının öldüğü yer de baba dağı diye anılır.

AYAZMA and MOUNT IDA (KAZDAĞI)

Ayazma is on the lower slopes of Mount Ida in the district of Bayramiç, 5 km along the road after the village of Evciler. With its tall trees peculiar to Mount Ida, its bubbling coll- flowing waters and idyllic picnic spots, it is one of the most beautiful excursion places in the province. Every year in August the traditional Mount Ida Beauty Contest is organized at Ayazma, recreating the famous event from mythology. There is a moving legend told about Mount Ida, the setting for many mythological events during the Trojan War. In the village of Güre near Edremit lived a beautiful, kind, fair-haired girl called Sarıkız. But as a result of malicious gossip about Sarıkız, her father could bear the innuendo and rum ours no longer and abandoned Sarıkız with 5-10 geese up on Mount Ida. After many years had passed, the father went to see his daughter. When they met, he asked for water to perform his ablutions. Sarıkız filled his bowl with water by extending her hand form the top of the mountain down to the Gulf of Edremit far below and the father realized at that point that his daughter had attained saintliness. Just after this miraculous event had taken place and its significance understood, Sarıkız died. Her father, greatly grieved at this, also gave up his life, on a different hilltop. According to this tale, Mount (Kazdağı, meaning 'Geese Mountain') has as its summit Sarıkız Peak while the place where her father died is remembered as Baba Da (Father Peak).

30 Temmuz 2007 Pazartesi

Kackarlar - Kackar Daglari - Milli Park

Kaçkarlar Milli Parkı


Rize İli’nin de içinde bulunduğu Doğu Karadeniz Bölümü, herhangi bir medeniyete merkezlik yapmadığı gibi, ilk çağda doğup gelişen medeniyetlerin ve bu çağda kurulan devletlerin de etki alanı dışında kalmıştır. Doğu Karadeniz’in başka bir özelliği ise güneyden zor geçit veren yüksek dağlarla çevrilmiş olması ve batıdan doğuya, doğudan batıya geçişi engelleyen ve zorlaştıran derin vadiler ve her mevsim bol sulu akan ırmaklarla kesilmiş olmasıdır. Buna karşılık yapılan yüzey araştırmaları bölgenin yontma taş çağından sonra iskan gördüğünü ortaya koymuştur. M.Ö. 8. yy’dan başlayarak bölge Milet ve Fenikeli denizciler tarafından sıkça ziyaret edilmiş bu arada kolonileşmeler başlamıştır. M.Ö. 650-550 yılları arasında Milet’lilerin Karadeniz kıyılarında 100’e yakın koloni kurdukları bilinmektedir.

Doğu Karadeniz’in gerçek anlamında işgal edilmediği, Pontus dönemine kadar bölgede şehir devletleri yönetiminin sürdüğü kimi kaynaklardan anlaşılmaktadır. M.Ö. 547 yılından itibaren bu bölge dahil Anadolu’nun bütünü Perslerin yönetimi altına girmiştir. Bu dönemde Trabzon-Rize ve çevresi Pont satraplığına bağlanmıştır. M.Ö. 334 yılında İskender’in doğu seferi ile Pers hakimiyeti sona ermiş ve alan Pont satraplığının devamı olan Pontus Devleti sınırları içinde kalmıştır. Rize ve Çamlıhemşin ile ilgili tarihi gelişim şöyle özetlenebilir.

Pontus Krallığı Dönemi: Büyük İskenderin ölümünden sonra bugünkü Doğu Karadeniz’i içine alan Pontus Krallığı kuruldu.

Pontus Krallığın dört bölgeye ayrılmıştı. Bu bölgelerden biri Kıyı Bölgesi Valiliği idi.Trabzon ve Rize Bölgesi Sannika adıyla bu valiliğe bağlı bulunuyordu. Pontus Krallığı döneminde sürekli yaşanan Pontus-Roma İmparatorluğu savaşlarının sonlarında ortaya çıkan halk ayaklanması üzerine kendini kölesine öldürten VI. Mithradedes hayatına ve imparatorluğuna son verdi. İmparatorluğun bütün toprakları M.Ö. 64 (veya M.Ö. 63) yılında Romalıların eline geçti

Roma Dönemi: Çeşitli kaynaklara göre Roma İmparatorluğu döneminde Trabzon ve çevresi yarı bağımsız bir eyalet olarak yönetilmiştir. Trabzon’un doğusunda Roma’ya bağlı Lazika Krallığı bulunuyordu. Lazika sınırları Kafkas Dağlarından Sürmene’ye kadar uzanıyordu.

Roma İmparatorluğu’nun M.S. 395 yılında ikiye bölünmesiyle Rize ve çevresi Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans)’nun sınırları içinde kaldı.

Bizans Dönemi: Doğu Roma İmparatorluğu’nun ilk yıllarında Trabzon ve havalisi Polemaniaus Vilayeti içinde yer alıyordu. Bugünkü Rize Vilayeti’nin batı kısımları bu vilayete bağlı idi. Lazika Krallığı İmparatora vergi vermiyor fakat imparatorluğun doğu sınırlarını koruyordu. Lazika Krallığı İran’da Part İmparatorluğu yerine kurulan Sasani İmparatorluğu’na (224-651) Bizanslılar tarafından verilen haraçlar karşılığı Bizans tarafında kaldı. Bu sırada Hıristiyanlık da yayılmaya başlamıştı.

Selçuklular Dönemi: 1071 yılında Selçuklu İmparatorluğu’nun Bizanslılara galibiyeti ve bunun ardından Süleyman Şah’ın Anadolu’ya yayılma hareketi ile birlikte Malazgirt Savaşını izleyen yıllarda Karadeniz kıyıları ve Rize yöresi Türklerin egemenliğine girdi. Ancak bu geliş kalıcı olamamış ve kimi kaynaklarda 1075 yılında Trabzon’un geri alınmış olduğu ancak yaylalardaki Türkmenlerin buralardan uzaklaştırılamadığı söylenmektedir.

Trabzon İmparatorluğu Dönemi: 1204 yılında İstanbul Latinler tarafından işgal edilince Kafkasya’ya kaçan Alexios Komnenos, Gürcülerden yardım alarak bölgede bağımsız Trabzon İmparatorluğu’nu (Pontus Devleti ) kurdu. Trabzon İmparatorluğu bir süre Selçuklulara vergi ödeyerek varlığını sürdürdü.

Trabzon ve Rize Dağlarının güney kesimleri kimi zaman Türk beyliklerinin kimi zaman da Gürcülerin elinde bulunuyordu. Akkoyunlu Türk Devleti zamanında (1350-1502) Rize’nin güney kesimlerine, Hemşin’e birçok Türk boyu yerleşmişti. Aşağı Çamlıca (Viçe) ve Ülküköy koç heykelleri bunun en açık delilleridir. Benzer koç heykellerinin Orta Asya kültür çevrelerinden geldiği bilinmektedir. Rize ve çevresinin Osmanlılara geçişi 1461’de Fatih’in Trabzon’u almasıyla olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi: Rize ile ve bu araştırmaya konu olan Çamlıhemşin ve çevresinin Osmanlılara geçmesi 1509’da gerçekleşti. Rize, Osmanlı Devleti zamanında da liman, nahiye ve kaza merkezi olarak önemini korumuştur. Fetihten sonra bölgeye Çorum, Amasya, Tokat, Sivas, Karaman ve Maraş’tan getirilen müslüman Türk ahali yerleştirilmiştir. Rize merkezinden başka Pazar kazasının 30 köyü, Hemşin İlçesinin ise 34 köyü bulunuyordu. Hemşin’in üç beldesi (nahiyesi) Hemşin, Karahemşin ve Eskanos (Kaptanpaşa)’idi ve iki kalesi vardı: Kale-i Bala (Varoş) ve Kale-i Zir (Aşağı Kale: Zil Kale). Yukarı kalede 40 nefer aşağı kalede ise 30 nefer bulunuyordu.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde çeşitli yönetim statüleriyle yönetilen Rize ve çevresi Osmanlıların son dönemlerinde Lazistan Sancağı olarak mecliste temsil edildi. I. Dünya Savaşında 6 Mart 1916 da Rize Ruslar tarafından işgal edildi. Erzincan Mütarekesi’nin imzalanmasıyla (18 Aralık 1917) Ruslar Rize’den çekilmeye başladılar. 2 Mart 1918 de Türk askerleri Rize’ye girdi.

Cumhuriyet Dönemi: İstiklal Savaşı kazanılıp Türkiye Cumhuriyeti kurulunca Rize bir ara Artvin ile birleşerek Çoruh Vilayeti adını aldı. 1924 de çıkarılan yasa ile Sancak örgütü kaldırıldı. Lazistan Sancağı da kaldırılarak 20 Nisan 1924 tarihinde Rize tek başına vilayet oldu. Şimdiki Çamlıhemşin’in yukarı köyleri Pazar-Hemşin Nahiyesi’ne, aşağı kesim köyleri ise Ardeşen Nahiyesine bağlı idi. Ardeşen 1953 yılında ilçe olunca, Çamlıhemşin köylerinin Viçealtı bölümü Çamlıca adıyla Ardeşen’e bağlı bir nahiye oldu. Çamlıca, 27 Haziran 1957 yılında yürürlüğe giren 7033 sayılı Kanunla 1 Nisan 1961 tarihinde ilçe yapılarak Çamlıhemşin adını aldı.


Konaklama
Günübirlik ziyaretçiler dışında kendi olanaklarını kullananlar hariç tüm turistler Kaçkar Dağları Milli Parkı ve yakın çevresinde bulunan otelleri kullanmaktadırlar. Bu otellerin sahip olduğu 887’si Ayder’de olan 934’ü belediye belgeli toplam 1060 adet yatak özellikle yılın Temmuz ve Ağustos aylarında önemli oranda doluluk göstermektedir. Ayder’de bulunan 887 belediye belgeli yatağın 500 kadarı ortalama kalite standartlarına sahiptir.

Bu oteller ve iletişim adresleri aşağıda verilmiştir:

Tesis Adı Telefon Bulunduğu Yer
Ahşap Pansiyon 0 (464) 657 21 62 Ayder
Altıparmak Pansiyon 0 (464) 657 20 62 Ayder
Ayder Koru Otel 0 (464) 657 20 83 Ayder
Ayder Turizm Tesisleri 0 (464) 657 20 37 Ayder
Bozacıoğlu Pansiyon 0 (464) 657 21 65 Ayder
Cihan Otel 0 (464) 657 20 87 Ayder
Çağlayan Otel 0 (464) 657 20 73 Ayder
Çamyuva Pansiyon 0 (466) 832 20 01 Yaylalar
Deniz Gölü Pansiyon 0 (466) 832 21 05 Olgunlar
Doğa Harikası Pansiyon 0 (464) 657 21 34 Ayder
Dolunay Apart Ayder
Fora Pansiyon 0 (464) 657 21 53 Ayder
Haşimoğlu Otel 0 (464) 657 20 37 Ayder
İnka Dağ Evi Ayder
Kaçkar Pansiyon 0 (466) 832 20 47 Olgunlar
Kardelen Pansiyon 0 (464) 657 21 07 Ayder
Kervansaray Otel 0 (464) 657 20 62 Ayder
Köksal Pansiyon 0 (464) 657 21 67 Ayder
Kuşpuni Dağ Evi 0 (464) 657 20 52 Ayder
Lilgum Dağ Evi 0 (464) 657 22 23 Ayder
Olgunlar Pansiyon 0 (466) 832 20 44 Olgunlar
Cancık Otel 0 (464) 657 41 20 Çat
Piriokoğlu Otel 0 (464) 657 50 84 Ayder
Saray Otel 0 (464) 657 21 75 Ayder
Serender Pansiyon 0 (464) 657 22 01 Ayder
Sis Otel 0 (464) 657 20 30 Ayder
Şahin Pansyion/Cafe 0 (464) 651 75 12 Yukarı Kavron
Üç Hanlar Aile Pansiyonu 0 (464) 657 21 21 Ayder
Vesile Otel 0 (464) 657 21 10 Ayder
Yaylacı Otel 0 (464) 657 20 24 Ayder
Yeşil Vadi Tesisleri 0 (464) 657 20 50 Ayder
Zirve Ahşap pansiyon 0 (464) 657 21 77 Ayder


Tesisinizin iletişim bilgilerinin yukarıda yer almasını istiyorsanız, gerekli iletişim bilgilerini onder.cirik@dogadernegi.org adresine gönderiniz.

Aynı zamanda milli parkta kamp da yapılabilmektedir. Özellikle yürüyüş rotalarının en meşhur kamp yeri Karadeniz gölü ve Dilber düzüdür. Buralarda çadırlı kamp yapmak mümkündür.

Ulaşım

Ayder güzergahından ulaşım; 16 km uzaklıktaki Ayder Yaylasından başlar. Ayder Yaylasında ülkemizin sayılı kaplıcalarından olan Ayder Kaplıcası bulunmaktadır. Bu yayla Milli Park Sahası içinde olmakla birlikte Turizm Merkezi ve Belediye Mücavir alam kapsamındadır. Yeni gelişmekte olan bir yerleşim birimidir.

Ayder güzergahından Kaçkar Dağlarına ulaşım: Ayder Yaylasını takiben Kalegon Mevkiine, Kalegon Mevkiinden Avusor Yaylası ve Galer düzü mevkilerine çıkılır. Galer düzü mevkiinden Yalanı Yayla, Palakçur Yayla, Aşağı Ceymakcur Yayla ve Aşağı Kavron Yaylalarına çıkılır.

A.Kavron Yaylasından araçla Y.Kavron Yaylasına çıkılır. Burada kahve ve pansiyonlar mevcuttur . Buradan yaya olarak Göller Mevkiinden geçerek Serdar'in Sırtına ulaşılır, buradan Kaçkar Dağı Buzulları izlenir. Serdar'in Sırtından zor bir parkur olmasına rağmen mezovit ( Öküz Yatağı) Mevkiine inilir. Buradan profesyonel dağcılar buzullardan tırmanarak zirveye çıkabilir.

Ayrıca Galler Düzü Mevkiinden A.Ceymakcur Yaylası ve Y.Ceymakcur Yaylasından Kaçkar Dağına (3937 m) ulaşım, Ceymakcur Geçidi aşılarak sağlanır. Bu güzergah amatör dağcılar için de uygundur.

Kaçkar Dağına (3937 m) ulaşım, Artvin- Yusufeli İlçesinden de sağlanılabilir. Artvin-Yusufeli İlçesinden araçlarla Hevek (Yaylalar) Köyü' ne (57 km), köyden de Olgunlar mahallesine (3 km) ulaşılır. Buradan yaya olarak Dilberdüzü mevkiine çıkılarak kamp yapılır. Deniz Gölünden geçilerek Kaçkar Dağı zirveye çıkılır. Ancak Kaçkar Dağlarında gezmek isteyen bütün gurup ve ilgililere rehber almaları tavsiye edilmektedir. ( Çünkü aniden sis bastırması, hava şartları, patika yollardan yönlerini kaybetme vb. olumsuzluklarla karşılaşılabilir ).

Kaçkar Dağlarına ulaşım Zilkale güzergahından da sağlanmaktadır. Çamlıhemşin İlçesinden ulaşım sırası ile Ülkü Köy ( Çinçiva ), Zilkale Harabe , Zilkale Köyü , Meydan köy, Çat Köyü, Elevit (Yaylaköy), Trovit yayla, Palovit Yayla, Amlakit Yayla ve Hapivanak Yaylalarına araçla gidilebilir. Bu yaylalardan yaya olarak Samistal Yaylasından geçerek Y. Kavron Yaylasından Kaçkar zirveye çıkılabilir.

Kaçkar Dağları Milli Parkı içinde önemli yeri olan Palovit Vadisi, Zilkale Harabesini geçtikten sonra Palovit yol ayrımından başlar. Sola ayrılan yoldan takriben 3 Km. de Palovit Şelalesi bulunmaktadır. Oldukça güzel bir şelaledir. Bu şelaleden yaya olarak Hazindak Yayla, Pokut ve Sal Yaylalarına yaya olarak çıkılır. Havanın açık olması halinde , Kaçkar Zirve, Kemerli Kaçkar Altıparmak Dağları bir tablo gibi Sal Yaylasında karşınıza çıkar. Ayrıca Hazindak yaylasından yaya olarak Pokut Yayla, Sal Yayla, Samistal Yayla, Amlakit Yayla, Palovit Yayla ve Hapivanak Yaylalarına geçilebilir.

Çat Köyünden ikinci bir güzergah Verçenik Dağına ( 3907 m) yönelir. Sırası ile Kaleköy yol ayrımı, Sıraköy, Ortaköy' den sonra Verçenik Dağına giden yol sola ayrılır. Sağ yönde devam edilirse Başköy ve Baldaş' ı aşan yol takip eder. Başköy' den Sol Vadi Çermeşk yaylası ve Çermeşk Gölüne gider. Ortaköy' den Verçenik Yaylasına doğru araçla yola devam edilir (7 km).

Verçenik Yaylasından sonra yaya olarak Göller Bölgesi ve Verçenik Dağına çıkılır (3907 m). Kaleköy yol ayrımından Karşıköy ve Kale Köyüne çıkılır. Kaleköy' de Kale-i Bala (Yüksek kale) harabesi bulunmaktadır. Kale Köy' den Çiçekli Yayla ve Baş yaylaya araçla çıkılabilir. Baş yayladan Hacıvanak Yaylasına yaya inilebildiği gibi, Elevit ( Yaylalar) Köyünden de yaya olarak çıkılabilir.

Kaçkar Dağları Milli Park sahasında 11 köy ve 44 yayla bulunmaktadır. Bu köy ve yaylara araç ile ulaşım (dolmuşlarla ) Rize İli Pazar İlçesi ve Artvin İli Yusufeli İlçelerinden sağlanmaktadır.
---~-~-~--~-~-~-----
Foto: Oğuz Kurdoğlu
Keywords: Kaçkar Dağları, Kaçkarlar Milli Parkı, Kaçkar Dağları, Kaçkarlar Milli Parkı, Kaçkar Dağları, Kaçkarlar Milli Parkı Kaçkar Dağları, Kaçkarlar Milli Parkı Kaçkar Dağları, Kaçkarlar Milli Parkı Kaçkar Dağları, Kaçkarlar Milli Parkı Kaçkar Dağları, Kaçkarlar Milli

Bilgiler www.kackarlar.org sitesinden alınmıştır. Konaklama ve ulaşım bilgilerine ek olarak rota vs. gibi bütün bilgileri bu siteden alabilirsiniz.

26 Temmuz 2007 Perşembe

Kelebekler Vadisi - Butterfly Valley

Kelebekler Vadisi görülmesi gereken güzelliklerimizden birisidir.. Mutlaka gidilmeli. Bir çok insana çadırda ya da bungaloda kalmak yorucu veya çileli gelebilir. Ama inanın beton binalardan uzakta olmak son derece dinlendiricidir. Bunu istemek lazım tabi ki.. Kelebekler Vadisi tarafımızdan kesinlikle tavsiye edilir. Bir doğa cennetine davetlisiniz. Deniz, doğa, güneş..

Kelebekler Vadisi Tarihi

Kelebek Vadisi’nin geçmişi MÖ IV. yüzyıla kadar uzanır. Likya'nın Perdicia isimli yerleşim yerinin bazı kalıntıları Kelebek Vadisi Kanyonu’nun hemen üstünde yer alır. Hatta buradaki köy hâlâ Faralya ismiyle anılmaktadır. Köyün günümüzdeki adıysa Uzunyurt'tur. Bizans ve Yunan uygarlığından Osmanlı'nın son zamanlarına kadar sürdürülen, yamaçların teraslanmasıyla oluşturulan bahçecilik kültürü bugüne kadar gelmiştir.

Vadide görülmemiş irilikte narenciyeler, incir, sakız, harnup, dut vs ağaçları, bir kişinin taşıyamayacağı irilikteki karpuzlar yetiştirildiği bugün bile unutulmamıştır. Hatta eskiden vadide yaşayan gizemli kadın Despina'nın köye değiş tokuş için geldiğinde asırlık yaşına rağmen yük dolu çuvalları kanyon duvarından nasıl çıkardığı köyün ihtiyarlarınca hâlâ hatırlanır. Madam Despina, vadideki kamping işletmecilerinin halen kullandığı tek göz şömineli evin hanımıdır. Kumsaldaki kayanın üstüne oturup denize batan güneşi saatlerce izlerken muhtemelen mübadeleyle memleketini terk eden akrabalarını düşünür, belki de denize açılıp bir daha dönmeyen denizci sevgilisini beklerdi. Günlerden bir gün köylüler artık onu göremez olurlar. Cansız bedeni bile bulunamaz...

1965 – 1970 yılları arasında Ertuğrul Ekici adında bir ziraat mühendisi, geleneksel bahçecilik kültürünün doğal parkı durumundaki vadinin kadim ağaçlarını, köylülerin “insan beli kalınlığında” diye ifade ettikleri narenciyeleri kesti. Projesi, kısa zamanda çok verim veren cinsler yetiştirmek yani endüstriyel tarım yapmaktan ibaretti. Bu amaçla sulama havuzu ve beton künkler inşa etti. O tarihlerde Ölü Deniz’e ancak bir traktör yolundan ulaşılabiliyordu. Bu yüzden vadideki çiftliğin bakımı gereğince yapılamadı. Ertuğrul Ekici vadiyi bırakıp gittiğinde ardında aşırı kâr hırsının tahrip ettiği “viran” olmuş bahçeler bıraktı.

Koleksiyoncu ve fotoğrafçı Rıfat Kılar, 1978 ve izleyen yıllardaki vadi ziyaretlerinde o yıllarda Güdürümsü diye adlandırılan vadiye ilk kez “Kelebek Vadisi” dedi. 1987’de H. Deniz Bayramoğlu, vadiye Butterfly Valley ismini vererek bir kamping - restoran işletmesi açtı. Turizm işletmesi sadece bir araçtı. Amaç doğayla uyumlu bir yaşam modelinin temellerini atmak ve bunu tüm dünyayla paylaşmaktı. Başta müzisyen Nezih Topuzlu ve H. Deniz Bayramoğlu olmak üzere, doğasever bir grup vadiyi koruma misyonu üstlendi. Yoğun bir kampanyayla gereken ilgiyi çekmekte gecikmediler. Bölgedeki imar yasaklarının sürdürülebilir bir koruma için yetersiz olduğundan hareketle, aktif koruma adını verdikleri doğayla uyumlu farklı düşünce ve etkinlikleri bir araya getiren bir merkez oluşturmaya çalıştılar.

Vadi yıllar geçip iyice tanınmaya başladıktan sonra kitle turizminin zararlarından etkilenmeye başladı. Her yıl kamping - restoran işletmesi farklı kişiler tarafından yüksek bedellerle kiralanıyor ve vadiyle bütünleşen eski müdavimlerin ayakları vadiden yavaş yavaş kesiliyordu. Yavaş yavaş olmasının sebebi beri yandan vadiyi koruma mücadelesinin sürdürülüyor olmasıydı. Aslında vadideki ticarî işletmeler yüksek kiralar ve doğal zorluklar nedeniyle hiçbir zaman kâr edebilecek duruma ulaşamadılar. Ancak vadiyi ziyaret edenlerin çokluğu para kazanmak isteyenlerin iştahlarını kabartmaya bugün bile devam etmekte...

Konaklama Fiyatları

Rezervasyona gerek yoktur. Çünkü vadiye gelenler genellikle planladıklarından daha fazla kalmaktadırlar ancak 100 dönümlük Vadide yer bulamama sorunu yoktur, her zaman yerler müsaittir.

01 Haziran 2007 - 01 Ekim 2007 tarihleri arasında :Sınırlı sayıdaki bungalovlarda konaklama ücreti: 37 YTL gün/kişi başı *

Bizim vereceğimiz ya da kendi getireceğiniz çadır ve çardaklarda konaklama ücreti: 32 YTL gün/kişibaşı. Açık büfe kahvaltı ve akşam yemeği(mümkün olduğunca yerel ve doğal ürünler) konaklama fiyatlarına dahildir.(Öğrenciliğini belgesiyle belgeleyen talebelere 30 ytl)(ihtiyaç vukuunda gönüllü yardımlarına karşılık daha indirimli fiyatlar)

Her türlü konaklamada yatak, yastık, kılıf, pike ya da battaniye verilir. 7 yaş ve altı ziyaretçilerden ücret alınmaz.

Konaklama Çeşitleri

Bungalow: Yerden 50 cm yüksek, alanı 2.50 X 2.50 yüksekliği 2.00, tahta
Çadır :"Dome" tipi 2 kişilik çadırlar ve sınırlı sayıda 4 kişilik çadırlar.
Çardak: Etrafı açık, üstü asma ile ya da çatı ile örtülü, 2 ila10 kişinin beraber yatabileceği, dormitory-room ifade edilen çardaklar. Asmalı çardağı görseniz bungolowda kalmazsınız
Sahil ya da ateş başında kıvrılıp yatma..08:30 sabah güneşine hazırsanız ...

Yiyecek ve İçecekler Kahvaltı : Odun ateşinde kızartılmış ekmek, köy ürünü kahvaltılık Öğle Yemeği : Izgara + sınırlı menü + snack Gece Öğünleri :Çorba, fırında patates, arka taş evde aktiviteler

Vejetaryen Mutfağı Akşam Yemeği: Zengin açık büfe Snack Bar: Her çeşit tost, hamburger, sandviç, omlet, spagetti, patates kızartması Taş Evde ekolojik ürünlerle yapılmış yiyecek ve içecekler ( Çok Yakında..)

Tuvalet ve Duşlar Tuvalet ve duşlar ortaktır. Sıcak su bulunur.
İletişim içinVadi ofis: 0555 632 02 37 Diger : 0535 4099570 / 0555 693 63 48Fethiye ofis: 0 252 614 26 19
thebutterflyvalley[at]gmail.com

Ulaşım

En yakın havalimanı Dalaman dır. Dalaman-Fethiye arası, Havalimanı Servisleri ile 1 saat 15 dk sürer. Şehir merkezi ve otogar önünden Ölüdeniz e giden minibüslerin, son duraktaki varış noktasında, Kelebekler Vadisi ne ulaşımı sağlayan servis teknesini görmek çok kolaydır.

Ayrıca günlük gezi tekneleriyle de ulaşmak mümkündür.

Servis teknesi Ölüdeniz den 11:00, 14:00 ve 18:00da, dönüş için de 09:00, 13:00 ve 17:00'da Kelebekler Vadisi nden kalkar.

Tekne gidiş-geliş ücreti 10 YTL' dir.

Kaynak - Fotolar ve Yazının Orjinali: http://kelebekvadisi.azbuz.com/

*Sayfadaki rakamlar diğer yıllarda farklılaşacaktır. Orjinal sitesinden takip edebilirsiniz.