Yedigöller, İstanbul'dan yaklaşık dört buçuk, Ankara'dan ise üç saat uzaklıkta yemyeşil bir bölge. Ama bu doğa harikasına varmak için bu sürenin yaklaşık 1,5 saatini çok bozuk bir orman yolunda geçirmeyi göze almanız gerekiyor.
İstanbul'dan Yedigöller'e gitmenin en kolay yolu, ücretli otoyoldan ve Bolu şehir merkezi üzerinden. Bolu'ya geldikten sonra Yedigöller tabelalarını takip etmeniz gerekiyor.
Ankara'dan gelenlerin ise otoyoldan Yeniçağa sapağından girip, Mengen üzerinden gitmeleri daha kolay.
Biz giderken Mengen yolunu tercih ediyoruz. Yeşilin her tonunun içinde yolculuk ederken, yol kenarında Türkiye'yi karavanla dolaşan Hollandalı bir çifte rastlıyoruz.
Yedigöller yolunda mola veren çift, dere kenarında ellerinde kitapları huzurlu ortamın tadını çıkarıyor. Biraz ısındıktan sonra da dereye gitmeyi planlıyorlar.
Biz biraz sohbet edip, Hollandalı çifti kitapları ile başbaşa bırakarak yolumuza devam ediyoruz.
Yedigöller Milli Parkı, 550 hektarlık bir alan. Vadiler arasındaki Büyükgöl, Seringöl ve Nazlıgöl gibi 7 tane göl, çeşit çeşit ağaçlarla çevrili.
Yedigöller 1965 yılından beri milli park olarak koruma altında, çünkü yaklaşık 200'ün üzerinde bitki ve onlarca hayvan türüne ev sahipliği yapıyor.
Yedigöller'in çevresindeki 47 bin hektarlık alan yaban hayatı koruma sahası. Geyik, karaca ve kurt gibi hayvanlar için özel alanlar tahsis edilmiş. Bu bölge ayrıca Türkiye'nin en güzel karışık doğal ormanlarından biri.
Milli parkta piknikçiler için ayrılmış ahşap masalar ve barbekü bölmeleri var. Ancak yiyecek ve içeceklerinizi mutlaka yanınızda getirmeniz gerekiyor.
Yedigöller'de bazı belirlenen alanlarda kamp yapma imkanı bulunuyor. Ayrıca konaklamak isteyenler de bungalow tipi evleri tercih edebiliyor.
Kampçılar buraya çadırları ve oltalarıyla geliyor. Deringöl ve Büyükgöl'de balık tutmak serbest. Ancak bu balıklar gölün doğal ortamında yetişmiyor. Yedigöller Alabalık Tesisleri'nde üretilip, oltacılık yapmak isteyenler için göle bırakılıyor.
Eğer tüm erzağı yanınızda getirirseniz, Yedigöller'in içindeki bungalowlarda doğayla başbaşa bir haftasonu geçirebilirsiniz. Bunun için Orman Bölge Müdürlüğü'nden yer ayırtmanız gerekiyor. Gecelik ödemeniz gereken ücret ise 50 YTL. Ancak bölgenin hemen hiçbir yerinde cep telefonlarının çekmediğini de hatırlatalım.
Yedigöller'den dönüşte Bolu şehir merkezinden geçen yolu tercih ediyoruz. Mengen yoludan daha kısa olsa da keskin virajlar ve kötü orman yolu biraz insanın tadını kaçırıyor.
İstanbul'a doğru yola çıkıyoruz ama Yedigöller pek öyle günübirlik gelinebilecek bir yer değil. Bu yüzden Bolu'da bir gece konaklamak iyi bir fikir olabilir. Biz de yol üzerinde Yurdaer Otel'de bir mola veriyoruz.
Yurdaer Otel bildiğiniz otel ya da restoran konseptlerinden çok farklı, son derece özgün bir yer. Zaten burası bir mutfak sanatları merkezi. Aynı zamanda ressam ve gurme olan Yurdaer Bey'in resimleri otelin her yanında görülebiliyor. Zaten buraya da sanatseverler ve Türk mutfağını tanımak isteyenler geliyor. Amaç unutulmuş Türk mutfağını yaşatmak. Ticari bir kaygıları yok.
Yurdaer Otel 53 odasıyla konaklamak isteyenlere de hizmet veriyor. Ama daha da önemlisi burada, unutulmuş ve yaşayan binlerce Türk yemeğini gerçek tadı ile tatma imkanınız var. Biz de misk-i amberli demirhindi şerbeti ile başlayan ve kahkuleli kahve ile biten nefis yemekleri tatıktan sonra bu leziz yiyeceklerin tadı damağımızda yola koyuluyoruz.
10 Şubat 2011 Perşembe
Yedigöller - Bolu
17 Kasım 2007 Cumartesi
Abant Golu - Bolu
Abant diyince insanın aklına çam ağaçları üzerindeki kar tanecikleri geliyor olmalı. Şahsen benim aklıma Abant Gölü'nden önce karla kaplı çam ağaçları geliyor. Sivri uçları ile göğre yükselen bir sürü ağaç. Yazın ayrı kışın ayrı bir görselliği olan çam ormanları ile Abant daha da başkadır.
Gölü ise tam bir simge olmuştur. Güzelliğine güzellik katmıştır Abant'ın adeta..
Abant günü birlik geziler, hafta sonu tatilleri, bayram tatilleri için vazgeçilmezdir. Kafa dinlemek isteyen bir sürü insan kışın ve yazın bu merkeze ziyaretçi olarak gitmektedir.
8 Eylül 2007 Cumartesi
Turkiye'nin Sakli Cennetleri
Türkiye'nin saklı cennetleri
Tarihi ve doğal zenginliklerle göz kamaştıran Türkiye'de, bugüne kadar çok fazla dikkat çekmemiş ve az bilinen bir çok yer keşfedilmeyi bekliyor. İşte o saklı cennetler...
Suuçtu Şelalesi
Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesi yakınlarında bulunan Suuçtu Şelalesi, sahip olduğu doğal güzelliklerle tam bir görsel şölen sunuyor. Bursa�ya 100, Mustafakemalpaşa'ya ise 20 kilometre uzaklıktaki Suuçtu Şelalesi, 38 metre yüksekten düşen suyu ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle adeta bir "doğa harikası" olarak yıllardır tatilcileri kendine hayran
Av ve doğa turizmi hazinesi Kocayayla
Bursa'nın tarihi oldukça eskilere dayanan Keles ilçesinde bulunan Kocayayla, av ve doğa turizmi ziyaretçilerini ağırlamak için gün sayıyor. Kocayayla Gediksiret mevkisinde belediyeye ait araziye "yap-işlet-devret" modeliyle ağaç evler inşa ediliyor. Doğayla iç içe inşa edilen ahşap evlerde, temiz ve serin havada tatil yapmak isteyen vatandaşlar konuk edilecek. Proje tamamlandığında Kocayayla, şehir hayatından sıkılıp tatilini doğayla baş başa geçirmek isteyenler için yeni bir alternatif olacak. Av ve doğa turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip Kocayayla, yakın bir tarihte doğayla başbaşa kalınabilecek yeni bir yaşam alanı olarak kapılarını açacak.
Koyları ve doğasıyla Karaburun
İzmir'in en küçük ilçesi Karaburun, yapılaşmanın görülmediği birçok koyu ve doğasıyla, Türkiye'nin bilinmeyen cennetleri arasında yer alıyor. İzmir ile arasındaki 130 kilometrelik yolun keskin virajlarla örülü olması nedeniyle ulaşım sorunları bulunan Karaburun, yarımada üzerindeki 1 belde ve 13 köyün merkezi konumunda. Güneyde Datça Yarımadası'na benzer coğrafi yapısıyla gizli cennetleri barındıran Karaburun Yarımadası, doğa harikası koy ve plajları bünyesinde barındırıyor. Karayoluyla ulaşımın olmadığı birçok koyu sadece tekne turlarıyla görmek mümkün. Bölge, bu özelliğiyle yaz sezonunun en canlı döneminde bile tenha kalmayı başarabiliyor.
Aşk acısını dindiren şelale
Ulus ilçesinde, mitolojik hikayeye göre, aşk tanrısı Eros'un, eşi Hera kendisini artık sevmiyor diye intihar eden Selamnos'un bedenini dönüştürdüğü şelaleden su içen, mendil ıslatan ya da yüzünü yıkayanlar, yaşadıkları aşk acılarından arınıyorlar. İlçeye bağlı Ulukaya köyündeki Ulukaya Şelalesi, çevresindeki doğa güzelliklerinin yanı sıra efsanesiyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Eşinin kendisini sevmemesine üzülen Selamnos, Ulukaya'nın zirvesine çıkarak Hera'nın ismini haykırıp, kendisini boşluğa bırakır. Aşk tanrısı Eros, aşk acısının böyle sonlanmasını istemediğinden Selamnos�un bedenini yere değer değmez şelaleye dönüştürerek suyu kutsar. Kim şelaleden su içerse, mendil ıslatırsa ya da yüzünü yıkarsa Selamnos'un acıları azalır, içinde yeni ya da geçmişten kalma aşk acısı yaşayanlar da bundan arınırlar.
Ağaç müzesi Yenice
Tropik bölgeler dışında dünyada pek az ormanda görülebilecek kadar çok sayıda ağaç türünü barındıran Yenice ilçesi ormanları, adeta ağaç müzesi görümüyle görenleri cezbediyor. Uludağ göknarı, doğu kayını, sarı çam, karaçam, camiyanı karaçamı, kızılçam, Istıranca meşesi, Virgiliana çınarı, ceviz, dişbudak, kızıl ağaç, fındık, porsuk, yabani kiraz, gümüş ıhlamur, adi ıhlamur, akağaç, kızılcık, şimşir, ahlat, kontus defnesi, kurt bağrı, erguvan ve jasminum gibi çeşitli ağaç türlerinin yanı sıra bazı ağaçların olağanüstü çap ve boya ulaşan örneklerinin oluşu, zengin yaban hayatı potansiyeliyle bölge eşsiz bir ekosistem özelliği gösteriyor. Ormanların oluşturduğu oksijen kuşağı, kent turizmi için önemli kaynak gösterilerek, turizm bölgesi olmaya yönelik projeler üretiliyor
Kayacık vadisi
Mersin'in Erdemli ilçesine bağlı Limonlu beldesine 10 kilometrelik mesafede, sarp yoldan Toroslar'a doğru gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, sık ağaç yapısı ve buz gibi akan çayı, "saklı cennet"i andırıyor. Eşsiz doğa güzelliği ile büyüleyen vadi, kendisini keşfedebilen tatilcilere doğa ile iç içe kuş sesleri arasında dinlenme olanağı sunuyor. Mersin merkezden 45 kilometre uzaklıktaki Limonlu beldesinden sonra Toros Dağları'na doğru 10 kilometrelik sarp yoldan gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, Lamas Çayı'nın üzerini neredeyse kapatan sık ağaç yapısı ve çevredeki yüksek kayalıklarla adeta kendini gizliyor. Suya ve kayalara sık ağaçların arasından süzülerek yansıyan güneş ışınlarının da eklenmesiyle gizemli bir hale bürünen vadi, kendisini keşfedenlere ise doğa ile iç içe, kuş sesleri arasında dinlenme ve şehir yaşamının stresinden uzaklaşma olanağı sunuyor. Bu arada, tatilcilerin uğurlu olduğuna inanılan kayalıklar üzerindeki ağacın yanına gelerek dilek tuttuktan sonra vadiden ayrıldıkları gözleniyor.
Direkli Mağarası
Kahramanmaraş-Kayseri karayolunun 40. kilometresindeki Yukarı Döngel köyü sınırları içerisinde bulunan Direkli Mağarası da tarih meraklılarının ilgisini çeken merkezlerden biri. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek, mağarada ilk kez 1959 yılında Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından kazı çalışmalarının yapıldığını ve bilim dünyasına tanıtıldığını belirterek Yontma Taş Çağı�na ilişkin materyallere ulaşıldığını söyledi. Direkli Mağarası'ndaki kazının, Kahramanmaraş'ta 1959'dan bu yana yapılan Türklerin yaptığı ilk arkeolojik kazı olduğunu dile getiren Erek, "Kazılarda bulduğumuz bir ocak ve çevresindeki işlik yerleri sevindirici bilgiler sağlamıştır" dedi.
Doğu Karadeniz'in güzellikleri
Doğu Karadeniz doğal, kültürel ve tarihi değerlerinin yanı sıra henüz tam anlamıyla turizmin hizmetine sunulmamış varlıklarıyla da ilgi çekiyor. Trabzon'un batı sahilinde şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta Yıldızlı Beldesi sınırları içerisinde yer alan Sera Gölü, denize 2 kilometre mesafededir. Göl, 1950 yılında meydana gelen bir toprak kayması sonucunda oluşmuştur. Sera Gölü, hem doğal güzelliği hem de çevresindeki tesislerle ziyaretçilere güzel imkanlar sunuyor.
Doğu Karadeniz'in güzellikleri
Çal Mağarası, Düzköy ilçesinde bulunan bir yer altı su kanalı. Mağaranın girişi geniş olmakla birlikte giderek daralıyor belli bir uzaklıktan sonra genişlik 1 metreye kadar düşüyor. Tavan yükseklikleri kırık sistemlerine bağlı olarak büyük değişkenlik gösteriyor. Girişten sonra 200 metrede iki kola ayrılan mağaranın, sola ayrılan kolu yaklaşık 125 metre uzunluğunda. Bu kolun sonundaki odadan gelen suyun aktığı bir baca bulunuyor. Sağ kolun ulaşılabilen kısmı yaklaşık 300 metre. Bu kolun yaklaşık 60 metre ilerisinde küçük bir göl ve çağlayan yer alıyor.
Doğu Karadeniz'in güzellikleri
Giresun'da kısa bir süre önce keşfedilen Gölyanı Yaylası'nın Türkiye�de ekoturizmin gözdesi olacağına inanılıyor. Giresun Kültür ve Turizm Müdürü Emin Yılmaz, Yağlıdere ilçesi sınırları içinde yer alan Gölyanı Yaylası'nın, 50 dolayındaki otantik yayla evi, gölü ve ladin ağaçlarından oluşan ormanlık alanlarıyla görenleri büyülediğini belirtti. Yılmaz, bir süre önce doğal sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan Gölyanı Yaylası�nın Türkiye'de eko turizmin gözdesi olacağına inandıklarını ifade ederek, orman yoluyla ulaşımı sağlanan Gölyanı Yaylası'na yapılaşma yasağı getirildiğini kaydetti.
Doğu Karadeniz'in güzellikleri
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesi ile Ayder Yaylası arasında bulunan Tar Deresi Vadisi'ndeki birçok küçük düşümlü şelalenin yanı sıra, 250 metre yükseklikten akan Bulut Şelalesi�nin, seyir zevkine doyum olmayan bir görüntü sergiliyor Çamlışemşin'in Palovit Yaylas'nda bulunan ve yeşillikler arasında 15 metre yükseklikten akan Palovit şelalesi, Kalkandere'deki 16 metrelik Vandri şelalesi, İkizdere'deki 15 metrelik Manle ile 20 metrelik Cimil şelaleleri, Rize�ye gelenlerin mutlaka görmek istediği yerler arasında yer alıyor. Yine Çayeli ilçesindeki Ağaran şelalesi ile İkizdere'deki Gelintülü şelalesi, görülmeye değer şelaleler arasında bulunuyor.
Kırklareli'nin ayak basılmamış plajları
Kırklareli'nin Tekirdağ il sınırında ve Bulgaristan sınırına kadar uzanan kıyı şeridinde pek fazla bilinmeyen Kıyıköy, İğneada ve Panayır İskelesi plajları, şehir dışından gelenlerin uğrak yerlerinden biri oldu. 40-50 metre genişliğinde 10 kilometre uzunluğunda plaja sahip İğneada, karavan ve çadır turizmine de ev sahipliği yapıyor. Kıyıköy ve İğneada beldelerinde az da olsa otel ve pansiyonların bulunmasına rağmen, yörede turizm henüz istenilen seviyede değil. Kumsal ve ormanlık alanların bir arada olduğu Kırklareli sahillerinde dinlenenler, yeşilin her tonuna tanıklık ederken, güneşin ve denizin de tadını çıkarıyor. Gürültü kirliliğinden uzak Kırklareli'nin doğasını yaşamak isteyenler, kendi imkanları ya da günübirlik turlarla yöreye gelebiliyorlar.
Eğirdir Gölü
Göller bölgesinin merkezi konumunda olan Eğirdir, göl turizminden yaygın şekilde yararlanıyor. Uzun süreden beri turistlerin rağbet ettiği bölgede, sınırlı sayıdaki otel ve pansiyonlar turizm mevsiminde tamamen doluyor. Kovada Gölü Milli Parkı, Kasnak Meşesi Tabiatı Koruma Alanı, Çandır-Baraj çevresi, Eğirdir Gölü Hoyran kısmı, Burdur Gölü�nün Keçiborlu ilçesi sınırları, Beyşehir Gölü�nün Yenişarbademli ve Şarkikaraağaç ilçelerini kapsayan alanlar ise kuş gözlemciliği için elverişli alanların başında yer alırken, her yıl bölgeye İngiltere ve Fransa�dan kuş gözlemcileri geliyor. Kış aylarında Eğirdir Gölü'nde, küçük karabatak, Macar ördeği, elmabaş patka, tepeli patka, sakarmeke gibi kuşlar barınıyor. Burdur Gölü ise soyu dünya çapında tehlike altında olan dikkuyruklar için önemli kışlama alanı olarak gösteriliyor. Ayrıca Mahmuzlu kızkuşu da Burdur Gölü çevresinde kuluçkaya yatıyor. Beyşehir Gölü de Macar ördeği, elmabaş patka ve sakarmeke ile kuş gözlemcilerinin ilgi gösterdiği yerlerden biri.
Milliyet Galeri Haber
Post Keywords: saklı cennet, gizli cennet, secret places, turkey in holiday, holiday, summer, yayla, turizm, kışlak, yazlık, tatil, cennet köşeler, cennet mekanlar, Türkiye bir cennettir..
3 Ağustos 2007 Cuma
Igneada - Deniz - Gol - Orman
İğneada
Karadeniz kıyısında 20 km uzaklıkta geniş bir kumsala sahip olan İğneada koruma altındaki yedi gölü, zengin doğası oksijen çadırından farksız havası ve bünyesinde sakladığı sürprizlerle yatırımcılar için çok cazip bir belde.
Denizle ormanın kucaklaştığı Batı Karadeniz incisi İğneada sınırları içinde yer alan gölleri, oksijen çadırından farksız havası, leziz balıkları ve kolay ulaşımı ile doğaseverlerin gözbebeği. 20 km. uzunlukta geniş bir kumsala sahip olan İğneada koruma altındaki yedi gölü, zengin doğası ve bünyesinde sakladığı sürprizlerle yatırımcıları kendisine çekiyor. Şimdi Karadeniz'e, yemyeşil orman denizini geçip sahile yaklaşıyoruz. Evliya Çelebi ünlü Seyahatname'sinin 501. sayfasında Fatih'in akıncılarından İne Atlı Gazi'nin fethettiği bir belde harap, yıkılmış kalesi içinde odunculukla geçinen Rumlar yaşarmış diye yazmış. Bulgaristan sınırına 12 km. uzaklıktaki Kırklareli'ne bağlı İğneada dünden bugüne hem doğasını korumuş hem de villalarla, kooperatiflere kucak açmış. Yedigöller Milli Parkı ile rekabet edecek güzellikteki bölgede Erikli-Mert-Hamam-Pedina-Saka-Sülüklü ve Ramana isimleriyle anılan yedi göl bulunuyor. Sazan, kızılkanat, kefal, levrek, ilerya gibi balık çeşitlerinin yaşadığı göller koruma altında. 20 km. uzunluğundaki kumsalda yürüyüş yapmak, sezonda denize girmek ise bir başka keyif sayılıyor.
MTA tarafından yapılan araştırmada içinde altın zerrecikleri bulunan kumsalda, ekonomik olmadığı gerekçesiyle üretimden vazgeçilmiş. Denizle orman havasını teneffüs ederek yürüyüşe çıkanlar stres atarken aynı kumsalda dalgaların taşıdığı deniz kabuklarını da topluyorlar.
Haziran-Eylül ayları arasında çok sayıda ziyaretçinin yaz tatilini geçirdiği İğneada, kış aylarında da haftasonu kentten kaçanların huzur sığınağı olarak kabul ediliyor. Yılların değişmeyen Belediye Başkanı Hayri Savaş sahilde 35 dönüm araziyi ağaçlandırıp çevre düzenlemesi yapmış.
Pis sular oldukça gelişmiş bir kanalizasyon sistemiyle ormanın iç kesimlerine akıtılınca deniz içme suyu kadar temiz kalmış. Tipik Karadeniz sahillerinin aksine yaz aylarında sakin ve dalgasız deniz doğal liman olarak kuzey rüzgarlarına kapalı 150 metre sığ denizin yanısıra 3. ve 4. zamanın başlarında çevredeki dağlardan nehirler aracılığıyla gelen alüvyonların Rapana sırtı arası ile Limanköy Platosu'nun önündeki körfez doldurmasıyla bölge bu şekilde göller cennetine dönüşmüş. Yabani hayvanlar ve kuşlar için doğal barınak olan göllerin bir bölümü sazlıklarla kaplı. Özellikle Hamam ve Pedine gölleri Bulgaristan, Rusya, Tuna Nehri deltasından gelen kuğu, yabanördeği gibi göçmen kuşlara evsahipliği yapıyor. Bulgaristan tarafından gelen tekneleri ilk karşılayan deniz feneri, Liman Baba Türbesi'ni görebilirsiniz. Bulgar hududunu oluşturan üç metre enindeki Rezve Deresi kıyısına kurulu Beğendik Köyü, Atatürk Örnek Köyü olarak yapılmış. İğneada'ya 13 km. uzaklıktaki köy geziniz için Hudut Karakol Komutanlığı'ndan izin gerekiyor.
Sarpdere'nin buzdolabı, "Dupnisa Mağarası"
Bogaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü üyelerince mağaracılara tanıtılan Dupnisa Mağarası, içinden nehir geçen, 3 km den fazla galerisiyle görülmeye değer güzellikte el değmemiş sarkıt ve dikitleriyle turizme açılmayı bekliyor.
Kırklareli'ne bağlı Demirköy-İğneada ilçesi yolu üzerinden ayrılarak Sarpdere Köyü'nden ulaşılan Dupnisa Mağarası Yıldız Dağları Istıranca Ormanları arasında yer alıyor. Yaz mevsimi ile kış arasında büyük sıcaklık farkı olan bölge, dışa açılmamış kendi güzelliğini koruyabilmiş bakir kalan ender yörelerden biri. Anıt ağaçlarla kaplı dpyumsuz güzellikteki orman içindeki Dupnisa Mağarası, mağara turizmine olduğu kadar av turizmine de açık bir bölgede bulunuyor.
Palamut, kayın, meşe, kızılağaç, gürgen,düştübak, yabangülü, kame çiçeği, menekşe, papatya, gül ve savan çiçeği ile kaplı bölge Mayıs ve Haziran aylarında en iyi mevsimini yaşarken tavşan, sincap, tilki, porsuk, karaca, yaban keçisi, kurt, uçan kaçan hayvanları canlı zenginliğini oluşturuyor. Domuz avının yıl boyu serbest olduğu yörede Istıranca Ormanları arasından süzülüp gelen Mutlu Dere Bulgaristan sınırına devam ederek Karadeniz'e dökülüyor. Derenin Alabalık, Sazan, Bıyıklı, Sarıka balıklarını lezzetini keşfedenler serpme, olta ve kestirme gibi usullerle avlanıyorlar.
Bol oksijenli ormanda süzülmüş tertemiz havada yapılan yürüyüş ise hem iyi bir spor oluyor, hem de zindelik kazandırıyor. Yöre halkının deyimiyle Sarpdere'nin "Buzdolabı" olarak anılan mağara, bu özelliği nedeniyle yazın sıcaktan kaçanların gözde piknik alanlarının başında geliyor.
Yosunlu Vadi Piknik Alanı ve Dupnisa Mağarası
Çevredeki ağaçların gövdeleri, dalları ve kayaların çevresi zümrüt yeşili yosunlarla kaplı su, kuş ve ormanın ürpertici rüzgar uğultusu eşliğinde mağaranın bulunduğu tepeye yaklaşanlar nehir yatağına paralel ilerlerken görkemli bir kaya köprü ile karşılıyorlar. Mağara ağzındaki kemerli köprü Roma Çağı köprülerinin mimarisini anımsatsa da bu insan eli değmeden oluşan, doğanın yöreye bir armağanı. Mağara içinden gelen dere kışın ılık, yazın çok soğuk olmasına karşın paçaları sıvayıp tünelin ağzından karşı kıyıya geçince Dupnisa'daki ürpertici ve gizemli yolculuk başlıyor. Sulu mağara diye de anılan Dupnisa'nın basık yatay açık ağzından başlayan yolculuk için yanınıza güçlü fenerler almanız şart. Herhangi bir aydınlatmanın olmadığı mağarada kısa sürede galeri genişleyerek tavanı yükseliyor. Mağara girişinde, soldaki kahverengi tonlarının hakimiyetindeki kaya oluşumları ve sarkıt dikitler günümüze dek eldeğmemişliği korumuşlar.
Geniş galeri 3.5 km devam eden tünelle zifiri karanlığa doğru uzanırken çeşitli koridor ve odacıklar, oyuklar dikkat çekiyor. Mağara içi akan derenin su sesine tavandan damlayan su sesleri karışırken araştırmacı olmayanlar ürperdikleri yerlerde geri dönüyorlar. Bakir, sulak arazi yapısı nedeniyle mağara canlılarının olabileceği ihtimalini de düşünerek çizme, baret gibi tedbirler almak faydalı olabilir.
Kuru Mağara
Dehşet verici görüntülerle dolu Dupnisa Mağarası'ndan çıkıp bu heyecanı bu defa Kuru Mağara'da yaşamak isterseniz mağara ağzından yukarıya gürgen ve palamut ağaçları ile kaplı yamaçta tırmanarak yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüşle Kuru Mağara'ya geliniyor. Sığınak olarak kulanılabilirliliği incelenmiş mağara ağzından çıkan ağaçların yanına 40*50 basamaklı ahşap merdivenden galeniye iniyorsunuz. Bu mağarada su yok ama karşı konulmaz güzellikler sergileyen sarkıt ve dikitler beyaz ve gri tondaki renkleri ile Pamukkale'yi anımsatıyor. Birbiri ardına dizili güzellikleri, merakınıza yenilip sizi içeri çekmeye yetiyor. Kısa yürüyüşünüz sırasında mağara ağzında Tahtalı (Güvercin) mağara içinde tavana asılı duran ve zaman zaman kuşa benzer tiz çığlıklar atan yarasa kolonisinin varlığı amatör meraklıların tedirginliğine neden oluyor. Oysa mağara derinlikleri sulu mağaraya dek uzanıyor. Yöre halkı misafirperverliği, güleryüzü ve yardımseverliği ile dikkat çekerken ziyaretçilere de rehberlik yapıyor. Özellikle haftasonları köy kahvesinde bulabileceğiniz köy gençleri Muhteşem Ok ve Serdar Oruç yöreyi iyi bilen tecrübeli rehberler. Böylesine ilginç bir turizm değerine sahip bölgede mağaranın ışıklandırılıp kır lokantaları ile turizmin hizmetine sunmak yöre halkının en büyük dilekleri. Sarpdereliler turizme çoktan hazır olduklarını saygılarıyla belli ediyorlar.
NASIL GİDİLİR?
İğneada 153 km'si otoban olmak üzere İstanbul'a 250 km uzaklıkta yer alıyor. İstanbul yönünden Edirne'ye doğru yol alan özel araçlılar Lüleburgaz ayrımında otobandan çıkarak Pınarhisar-Demirköy üzerinden Istranca ormanlarının doyumsuz manzarası arasında İğneada'ya ulaşıyorlar. Önceleri dar, inişli çıkışlı keskin virajlarla dolu olan yol, son yıllardaki çalışmalar sonucu genişletilmiş, sonu görülmeyen virajlardan kurtarılmış, araç kullanımının keyifli hale gelmesi sağlanmış. Yolculuk için otobüsü seçenler İstanbul-Esenler Otogarı'ndan Yılmaz ve Pınarhisar Turizm'e ait seferler ile 5 saatte gidebilirler. Günde 5 sefer yapılan İğneada-İstanbul arası özel araçlarla yazın yaklaşık iki buçuk sat sürüyor. Pınarhisar-Demirköy-İğneada akaryakıt alabileceğiniz istasyonlar.
NE YENİR?
İğneada, Karadeniz balıklarının en bol ve taze olarak bulunabildiği yerlerin başında geliyor. Mevsimsel değişikliklerle çeşitlenen balıklar arasında kalkan, mersin balığı, kefal Mayıs ayının en çok görülenleri. Belediye binası yanında bulunan restoranlarda ailece oturup denize karşı ızgara ve tava kefal, kırlangıç buğlama, midye tava meze ve salata çeşitlerinin yiyebilirsiniz. Ada Restoran'ın işletmecisi Mustafa Güvenkaya. Deniz Restoran da deniz ürünleri üzerine çalışıyor.
1 Ağustos 2007 Çarşamba
Uzungol Yaylasi - Rize
Uzungöl Yaylası
Tarihi
Trabzon’a 99 km ve Çaykara ilçesine 19 km uzaklıkta, deniz seviyesinden 1090 m yükseklikte bulunan Uzungöl, dik yamaçları ve muhteşem orman örtüsü ile Alplerin güzelliğini geride bırakmaktadır. Vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayaların Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuş göl, “Uzungöl” olarak bilinir ve çevreye aynı ad verilmiştir.
Özellikle yakınındaki “Şerah” köyünün yöreye uygun tarzda yapılmış eski ahşap evler, doğanın güzelliğini tamamlar özelliktedir. Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çeken Uzungöl, sahip olduğu turistik potansiyeli bakımından çok zengindir. Çevrede trekking, kuş gözlem, botanik amaçlı turların yanı sıra daha yükseklerdeki dağların arasındaki göllere veya yakınlardaki Şekersu, Demirkapı, Yaylaönü gibi diğer yaylalara geziler düzenleme olanağı vardır.
Yaban hayatı bakımından Uzungöl çevresindeki dağlarda ayı, kurt, yaban keçisi, tilki, kafkas dağ horozu gibi çeşitli hayvan türleri barınmaktadır. Haldizen deresi vadisinde, heyelan sonucu dere yatağının tabii baraj şeklinde kapanması sonucu oluşan göl, çevresindeki ladin ormanları ile çekici bir peyzaj sergiler, Göl kıyısında yer alan Uzungöl yerleşmesi belediye teşkilatına sahip olup, alt yapı çalışmaları devam etmektedir. Trabzon'dan ulaşım, Çaykara'ya kadar 76 km, asfalt ve sonra da 19 km lik stabilize yol ile sağlanmaktadır. Çaykara·Uzungöl yol bağlantısının ıslah edilmesi gerekmektedir.
Gölün su sathı, mevsiminde gelen su miktarı ile bağımlı olarak cüzi farklılıklar gösterir ise de, genelde boyu 1000 metre, eni 500 metre, derinliği ise 15 metre civarındadır. Gölde alabalık yaşamaktadır. Belediye tarafından hazırlanmış 1/2000 uygulama imar planı bulunduğu ifade edilen yerleşmede; geleneksel ahşap yayla yapılarının kuzeybatı yönündeki çayırlık yamaçlardaki konumundan, beton yapılarının kuzeybatı yönündeki çayırlık yamaçlardaki konumundan beton yapılar şeklinde göl kıyısına inmekte olduğu müşahade edilmiştir. Turizm Merkezi olarak belirlenen alanın ilgi odağı olan göl çevresinde topografya, yerleşme alanını sınırlamaktadır. Bu nedenle kuzeybatıda belirlenen turizm yerleşme alanları ise kot farkı nedeniyle daha düşük rakımlarda kalmaktadır. Bu alanlarda yer alması düşünülen Konaklama tesislerinin göl ve civarını günübirlik, aktiviteler için yoğun şekilde kullanmak isteyecekleri muhakkaktır.
Bu durumda, Turizm Merkezi gelişmesinin sağlıklı ve başarılı olabilmesi için göl çevresindeki yapılaşmanın kesinlikle kontrol altında tutulması gerekmektedir. Gölün Çaykara yönünden girişi bugünden büyük yapılarla (cami ve okul) kapatılmış durumdadır. Güneydoğuda yer alanda ise yapılaşma hızla artmaktadır. Halen gölün güneyinde, Haldizen deresi yanında yer alan özel sektör tarafından yapılmış bulunan 52 yatak kapasiteli ahşap bungalovlardan oluşan tesis başarılı bir uygulama olarak dikkat çekmektedir. Güneye doğru uzayıp giden Haldizen deresi vadisi büyük doğa zenginliklerine sahiptir. Uzungöl'e yaklaşık 10 ile 20 km mesafede dağların yüksekliklerinde yer alan 10' kadar ufak göl yöredeki aktivite zenginliğini arttırmaktadır.
Uzungöl'e bugün bile yabancı gruplar gelerek mevcut tesiste konaklamakta ve güneydeki göllere doğa içinde yürüyüşler yapılmaktadır.
Nasıl Gidilir? Neler Yapılır?
Yazar Abdullah Düzgün
Uzungöl’e ulaşabilmek için öncelikli olarak Trabzon İline ulaşmanız gerekmektedir. Rize, Artvin tarafından Uzungöl’e ulaşmak isteyenlerin ise Trabzon’a ulaşmasına gerek yoktur. Onlar Of İlçesinden Uzungöl yoluna saparak Uzungöl’e ulaşabilirler.
1-KARA YOLU: Trabzon İlimizden Türkiye’nin her İline karşılıklı gidiş dönüş seferleri yapılmaktadır.Ayrıca BDT Ülkelerine de Trabzon’dan seferler düzenlenmektedir.
2-DENİZ YOLU (MARITIME LINES): Trabzon Limanından Samsun, İstanbul ve İzmir’e seferler düzenlenmektedir. Bu seferler özellikle yaz aylarında Turizmin yoğunluğu sebebi ile daha sık yapılmaktadır. Ayrıca BDT Ülkelerine de deniz seferleri düzenlenmektedir.
3-HAVA YOLU (AIR LINES) : Trabzon Hava Limanı Uluslararası ulaşıma açıktır. Trabzon’dan yurdumuzun bir çok iline karşılıklı olarak uçak seferleri düzenlenmektedir. Bunun yanı sıra yurt dışında bir çok ülkeye de karşılıklı uçak seferleri düzenlenmektedir.
Trabzon->Yomra->Araklı->Sürmene->Of->Uzungöl
Şirin Beldemiz Uzungöl Trabzon İline 99 km mesafededir. Trabzon Merkez Çömlekçi Mahallesinde bulunan Çaykara Tur Minibüsleri ile günün her saatinde ortalama 20 dakikada bir Uzungöl’e servis vardır. Ayrıca Meydan mevkiinden de Ulusoy Firması tarafından Uzungöl’e minibüs seferleri düzenlenmektedir. Eğer özel aracınız yoksa bunlardan birini tercih etmek durumundasınız.Eğer özel aracınız ile Uzungöl’e ulaşmayı düşünüyorsanız size çok güzel bir gün geçireceğinizi tavsiye ederek başlayalım yolumuzu tarif etmeye. Trabzon-Rize Sahil yolunu takip ederek ve birbirinden güzel doğa manzarası eşliğinde Yomra, Arsin, Araklı ve Sürmene İlçelerini takip ederek Trbzon’un Of İlçesine ulaşmış olursunuz. Of ilçe girişinden sağ tarafa ayrılan yolu takip ederek Çaykara yoluna girmiş olursunuz.
Of İlçe Merkezi ile Çaykara arası 55 km’dir. Bu istikamette seyahat ederken birbirinden renkli ve birbirinden güzel çay bahçelerinin içinden geçeceksiniz. Yol boyunca sıra sıra dizilmiş çay fabrikalarını ziyaret edebilir hatta çay ihtiyacınızı bile karşılayabilirsiniz. Solaklı Vadisinin batısı istikametinde Çaykara’ya kadar geldikten sonra bu defa Solaklı Vadisinin Doğu yamacına geçmiş olursunuz. Vadinin Doğu yamacında dere yataklarından akan birbirinden berrak buz gibi soğuk suların ve Solaklı vadisinin o muhteşem güzelliğinin üzerinizde bıraktığı büyük etki ile Çaykara’dan 20 dakikalık bir seyahat ile Uzungöl’e ulaşmış olursunuz.
Artık bundan sonrası size kalmış… İster muhteşem bir alabalık ziyafeti çekin, isterseniz yöremizin eşsiz mutfağının birbirinden güzel yemekleri ile tanışın…Ve yemekten sonra Turizm cenneti Uzungöl’ü doyasıya yaşamaya çalışın.Her anını her dakikasını….
Uzungöl İçin Otel-Motel-Pansiyon-Konaklama
Otel-Pansiyon İsim - Hizmet - Telefon
Akpınar Motel Restaurant ve Alabalık Tesisleri TP-YP-OK 0462 6566358
Akyüz Kardeşler Motel TP-YP-OK 0462 6566092
Aygün Motel TP-YP-OK 0462 6566042
Cennet Motel TP-YP-OK 0462 6566409
Çam Motel Oda kahvaltı 04626566401 - 05375878605 - 05427827070
Ensar Motel TP-YP-OK 0462 6566321
Hüroğlu Motel Oda Kahvaltı 04626566078-05423968339-05369488980
İnan Kardeşler Motel Restaurant TP-YP-OK 0462 6566021-6566297
İnan Kardeşler Otel Restaurant TP-YP-OK 0462 6566260
Kamanoğlu Motel TP-YP-OK 0462 6566108
Makamoğlu Soylu Motel TP-YP-OK 0462 6566505
Önal Motel ve Restaurant TP-YP-OK 0462 6566423
Sezginler Otel Tam Pansiyon 0462 6566175
Solaklı Motel ve Restaurant TP-YP-OK 0462 6566348
Şerah Motel Restaurant Oda kahvaltı 0462 6566512
Fehmi İlhan aile pansiyonu Oda 04626566056 Cep: 0532 3840465
Şükrü İlhan pansiyonu Oda 0462 656 61 09-
Geniş bilgi arşivi için ve Uzungöl Beldesi hakkında bilgi almak için aşağıdaki adresi ziyaret edebilirsiniz. Kaynak: http://www.uzungol.org
Karagol - Savsat - Artvin
Şavşat Karagöl Meşeli Köyünde olup derinliği 27-33m çöküntü sonucu oluşmuş göl, içerisinde Aynalı Sazan, Kaya sazanı ve de 11 çeşit akvaryum balığı barındıran, son yıllarda halkımın aşırı duyarlılığından dolayı kirlenmeye başlayan kıyısında 15 kişilik yatak kapasitesi olan bir pansiyon ve lokantası bulunan çevresi 972m olan bir göldür.
Şavşat'a 24 km Gürcistan sınırına arabayla 45 dakika uzaklığında dağların ve ladin çam ormanlarının kucağındaki bu güzelliği inşallah tanrım nizami olmayan çevreci ve piknikçilerden korur.Gölün bulunduğu Meşeli Köyü milattan önce 3000 yıllarında yerleşim olduğu ve göl kıyısında 400-500 yıl önce insanların tarımla uğraştığı da bilimsel çalışmalarla kesinleşmiştir.
Şavşat ve köyleri 1960-70'li yıllardan aşırı göç vermiş bundan nasibini Karagöl'ün çevre köyleri de almış.Okuma yazma oranı %100 olan bu yöreye son yıllarda geriye göç başlamış olmakla birlikte metropol zedeler, Dede yadigarı Kafkas mimarisi ahşap evleri telef edip ucube çimentolu evler yapmada birbirleriyle rekabet eder duruma geldiler.
Kaynak ve ek bilgiler :http://www.savsatkaragol.com/
Karagöl - Şavşat - Artvin Karagöl - Şavşat - Artvin Karagöl - Şavşat - Artvin Karagöl - Şavşat - Artvin Karagöl - Şavşat - Artvin Karagöl - Şavşat - Artvin Karagöl - Şavşat - Artvin Karagöl - Şavşat - Artvin
26 Temmuz 2007 Perşembe
Ankara'nin 'gizli cenneti'
BEYPAZARI ilçesi sınırları içinde yer alan Eğriova Yaylası, Ankara'nın turizm merkezi olmaya aday gösteriliyor.
Beypazarı'nın 50 kilometre kuzeyinde bulunan, 1600 metre rakımlı, sarıçam, karaçam ve köknar ormanları arasındaki Eğriova Yaylası'nı keşfeden Ankaralılar, bölgenin ormanları ve ahşap evleri ile Karadeniz'i, pınarların oluşturduğu göletle de Abant ve Uzungöl'ü aratmadığı görüşünde.
Ankara'nın stresinden uzaklaşıp doğayla baş başa kalmak isteyenlerin "gizli cennet" dediği Eğriova Yaylası'nda 11 bin 749 hektar ormanlık alan var. Yaylada her an geyik ve tavşan başta olmak üzere yaban hayvanlarına rastlanabiliyor. Eğriova'da tatil yapan vatandaşlar, bölgeye sadece doğaseverlerin gelmesini istediklerini belirtiyor ve "Doğanın kıymetini bilmeyen insanlar gelip buraların güzelliklerini yok etmesin" diyor.
AA
Bu son cümleye ben de katılıyorum... :)