İSTANBUL TARİHİ
İstanbul'un tarihi 300 bin yıl önceye kadar uzanır. Küçükçekmece gölü kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlanmıştır. Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yaşadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ'a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ'a özgü aletlere rastlanmıştır.
M.Ö. 5000 yıllarından itibaren başta Kadıköy Fikirtepe olmak üzere Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlı'da yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır. Ama bugünkü İstanbul'un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. Yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453'te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır.
İSTANBUL TARİHİNDEKİ BELLİ BAŞLI DÖNEMLER
Bizantion (M.O. 660 - M.S. 324)
Yunanistan'dan gelen Megara'lılar M.Ö. 680'lerde Marmara Denizi'ni geçerek İstanbul'a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy'de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. "Körler Ülkesi" olarak da anılan Halkedon'un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660'larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Mega'lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu'nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu. Efsaneye göre Delfi Tapınağı'ndaki kahinin öğüdüne uyarak burayı seçen Megara'lılar, komutanlarının adından hareketle, kente "Bizantion " adını verdiler. Bu yörede Megara'lılardan önce de bazı Trak toplulukları yaşadığı bilindiği için Megara'lılarla yerli halkın kaynaşmış oldukları sanılmaktadır.
Pek çok istilalara uğrayan Bizantion, M.Ö. 269'da Bithynialılar tarafından yağmalanarak ele geçirildi. M.Ö. 202'de Makedonyalılar'ın tehdidinden korkarak, Bizantion Roma'dan yardım isteğinde bulundu. Bu dönemden itibaren kentte Roma İmparatorluğu'nun etkisi başlamış ve M.Ö 146'da kent Roma'nın egemenliğine girmiştir. Önceleri idari olarak varlığını sürdüren kent, daha sonra Bitinya-Pontus eyaletinin bir parçası haline gelmiştir. Böylece 700 yıllık kent devleti statüsü sona ermiştir.
73 yılında Bizantion Roma'nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlandı. İmparator Vespasianus kentin gelişimine katkıda bulundu. 193 yılına gelindiğinde, Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlar'ın tarafını tutan Bizantion'u kuşatarak kenti yağmalayıp, surları da yıktırdı. Daha sonra ise surları yeniden inşa ettirip, kenti imar etti. Yeni binalarla sokakları düzenledi. Hipodrom inşaatını başlattı. 269'da kent bu defa Gotlar'ın saldırısına uğradı. Zafer kazanan Gotlar, deniz kıyısına yakın bir yere sütunlarını diktiler. 313'de Nicomedialılar kenti ele geçirdiler. I. Constantinus, Nicomedialılar'la yaptığı savaşı kazanarak kenti geri aldı.
Roma İmparatorluğu'nun başkenti (324 - 395)
Bizantion Roma'nın Doğu'sunun yönetim merkezi olarak seçildi. Bu yeni konumu, kentin dünya kültürü ve siyaseti içindeki önemli rolünü de belirledi.
I. Constantinus (324-337), Romalı soyluları Bizantion'a çağırarak kentin Romalı nüfusunu artırdı. Yeni başkentin konumuna yakışır bir imar hamlesi başlatıldı. Limanlar ve su tesisleri yeniden düzenlendi. Kent içi su dağıtım sistemlerinin temelleri atıldı. Savunma için yeni bir sur yaptırıldı.
Septimus Severius'un başlattığı hipodrom inşaatı tamamlandı. 100 bin kişilik hipodromun genişliği 117, uzunluğu ise 480 metreydi. Hipodrom duvarlarının üzeri çok sayıda heykelle süslüydü. En önemlisi de at heykelleriydi. Kentin Latinler tarafından istila edilmesiyle bu at heykelleri Venedik'e, San Marco Meydanı'na taşındı. Hipodrom'daki (Sultanahmet Meydanı) imparatorluk sarayı (Sultanahmet Camisi'nin bulunduğu alan) ve anıtsal ibadethaneler, akropolis (Topkapı Sarayı'nın bulunduğu yer) yapıldı. Önceleri Nea (Yeni) Roma adı ile anılan kenti, I. Constantinus kendi adıyla özdeşleştirdi. 11 Mayıs 330 tarihinde kentin adı Constantinopolis olarak ilan edildi.
Önce Aya İrini, ardından 360 yılında da Ayasofya kiliselerini yaptıraran I. Constantinus, kenti Hırıstiyan dünyası için önemli bir merkez haline getirdi.
Bizans İmparatorluğu Dönemi (395 - 1453)
476'da Batı Roma'nın yıkılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu'na dönüşmüş ve İstanbul da, bu yeni imparatorluğun başkenti haline gelmiştir.
6. yüzyılın ortaları, Bizans İmparatorluğu ve İstanbul için yeni bir yükseliş döneminin başlangıcıdır. İmparator I. Jüstinyen yönetimindeki bu dönemde daha önce tahrip edilmiş olan Ayasofya bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiş, 543'lerde kentte görülen ve nüfusun yarısının ölümüne sebep olan veba salgınının izleri silinmiştir.
7, 8 ve 9. Yüzyıllar İstanbul için kuşatılma yılları oldu. Yedinci yüzyılda Sasaniler ve Avarlar'ın saldırısına uğrayan kenti, sekizinci yüzyılda Bulgarlar ve Müslüman Araplar dokuzuncu yüzyılda ise Ruslar ve Bulgarlar kuşattılar.
1204'de kent Haçlılar tarafından ele geçirildi ve yağmalandı. Bu işgal ve yağma sonrasında ortaçağın en büyük kenti 40-50.000 nüfuslu, yoksul ve harabe bir kente dönüştü.
Bu dönemden sonra İstanbul sürekli küçülmeye ve fakirleşmeye başladı. Şehrin soylu ve zenginleri İznik'e göç etti. Latin İmparatorluğu sadece İstanbul ve yöresinde egemenlik kurabildi.İznik (Nikia), Trabzon ve Yunanistan'daki Epiros'ta bir Bizans muhalefeti gelişti. 1254 yılına gelindiğinde Latin İmparatorluğu çepeçevre kuşatılmıştı. Bu esnada İstanbul çok fakirleşmis hatta Latin İmparatoru II. Baudouin ısınmak için sarayının ahşap bölümlerini yakacak olarak kullanmaya başlamıştı. Nihayet 1261 yılında Palailogos Hanedanı İstanbul'u tekrar ele geçirdi ve böylece İstanbul'daki Latin dönemi sona erdi.
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi (1453-1923)
Kent, 1391 yılından başlayarak Osmanlılar tarafından kuşatılmaya başlandı. 1396'da I. Bayezid (1389-1403), Karadeniz'den gelecek yardımları önlemek için kentin Anadolu yakasına bir hisar yaptırdı.
Kenti almaya kararlı olan II. Mehmed de (1451-1481), Bizans'a Kuzey'den gelecek yardımları her iki taraftan Boğaz'ı tutarak önlemek için bu defa kentin Avrupa yakasına Rumeli Hisarı'nı inşa ettirdi. İstanbul'un fetih hazırlıkları bir yıl önceden başlatıldı. Kuşatma için gerekli olan çok büyük toplar döktürüldü. 16 kadırgadan oluşun güçlü bir donanma oluşturuldu. Asker sayısı iki kat arttırıldı. Bizansın yardım almasını engellemek için yardım yolları kontrol altına alındı. Ceneviz'lilerin elinde bulunan Galata'nın da savaş esnasında tarafsız kalması sağlandı. 2 Nisan 1453 tarihinde ilk Osmanlı öncü kuvvetleri İstanbul önlerinde görüldü. Böylece kuşatma başladı. İki aya yakın süren bu kuşatma dönemi 29 Mayıs 1453 günü sabaha karşı başlayıp, öğleden sonra kentin ele geçirilmesiyle tamamlandı. Bu tarihten itibaren İstanbul bir Osmanlı kenti oldu.
Fetihten sonra şehrin kalkındırılması için yeni iskan bölgeleri oluşturuldu.
Bizans'ın son dönemlerinde görkemini yitirmiş olan kentte, öncelikle eskiden kalma binalar ve surlar onarılmaya başlandı. Bizans altyapıları üzerinde Osmanlı'nın temel kurumlarının binaları yükselmeye başladı. Büyük su sarnıçlarının da korunması sağlandı. Osmanlı kimliğine uygun bir gelişme gösteren İstanbul artık imparatorluğun başkenti idi.
Nüfusu artırmaya yönelik bu iskan ve sürgünlerle oluşan mahalleler daha sonraki İstanbul idari yapısının temelini oluşturdu. 1459'da İstanbul her biri farklı demografik özellikler taşıyan dört idari birime ayrıldı. Bunlardan biri idarenin merkezinin olduğu Suriçi, diğer üçü ise surdışında yeralan ve "Bilad-i Selase" olarak adlandırılan Eyüp (Büyük ve Küçük Çekmece, Çatalca ve Silivri dahil), Galata ve Üsküdar'dı. 1457 sonunda eski başkent Edirne'nin uğradığı büyük yangınla şehre yeni göçmenler geldi ve şehir oldukça şenlendi. İstanbul, fetihten elli yıl sonra Avrupa'nın en büyük şehri haline geldi.
16. yüzyıla büyük bir şehir olarak giren İstanbul, Küçük Kıyamet olarak anılan 14 Eylül 1509 depreminde çok zarar gördü. 8 Şiddetinde olduğu tahmin edilen ve artçı sarsıntıları 45 gün süren depremde binlerce bina yıkıldı, binlerce kişi öldü.
İstanbul, 1510'da Sultan II. Bayezıd tarafından 80.000 kişinin istihdamıyla neredeyse yeniden kuruldu. Bu yüzden günümüze gelebilen eserlerin büyük çoğunluğu bu devirden kalmıştır.
1520-1566 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman yönetiminde İstanbul birçok değerli esere ve izleri günümüze kadar ulaşan bir kent planına kavuşarak, gelişmiştir. Bu dönemde özellikle Mimar Sinan imzalı birbirinden değerli çok sayıda eser inşa edilmiştir. Veba salgını, yangınlar ve sellere rağmen Kanuni dönemi İstanbul için tam bir yükseliş dönemi sayılmıştır.
Lale Devri olarak da anılan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın sadrazamlığındaki 1718-1730 yılları, itfaiye teşkilatının kurulması, ilk matbaanın açılması ve çeşitli fabrikaların inşasıyla İstanbul'un değişmeye başladığı dönemdir.
3 Kasım 1839'da Topkapı Sarayı'nın Gülhane Bahçesi'nde okunarak halka ilan edilen Tanzimat Fermanı ile İstanbul'da yeni bir dönem açıldı. Batılılaşma sürecinin hızlandığı bu dönemde İstanbul'da mimariden yaşama tarzına, eğitim kuruluşlarından sanayi kuruluşlarına kadar birçok alanda yenilikler yaşandı.
Bu dönemde şehir yeni alanlara doğru genişlemeye başladı. Suriçi Bakırköy yönünde, Galata ise Teşvikiye yönünde yayılırken; Boğaziçi'nde Sarıyer'e iskan hızlandı. Anadolu yakası ise bir taraftan Bostancı, diğer taraftan Beykoz'a doğru büyüdü.
Bu yıllar, altyapı ve kent hizmetlerinde de önemli gelişmelere sahne oldu. Haliç üzerine köprü yapılması, tünel (metro), Rumeli Demiryolu, kent içi deniz taşımacılığı yapan Şirket-i Hayriye'nin açılması, Şehremaneti (Belediye) örgütünün diğer belediye dairelerinin kurulması, ilk telgraf hattının çekilmesi, Zaptiye Nezareti'nin kurulması ve ona bağlı karakolların açılması, Vakıf Gureba Hastanesi'nin hizmete girmesi ve Atlı Tramvay Şirketi bu gelişmelerin sadece bazılarıdır.
23 Aralık 1876'da I. Meşrutiyet ve 24 Temmuz 1908'de II. Meşrutiyet ilanlarına sahne olan ve halk arasında "Üçyüzon Depremi" denen 1894 depreminde büyük zarar gören İstanbul', II. Dünya Savaşı'nın ardından 13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri donanmasınca işgal edildi.
1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla İstanbul'un başkent dönemi sona erdi.
Osmanlı Padişahları
Osman Gazi 1299-1326
Sultan Orhan Gazi 1326-1359
Sultan Murad Hüdavendigar 1359-1389
Sultan Yıldırım Bayezid 1389-1403
Sultan Çelebi Mehmed 1413-1421
Sultan Murad II 1421-1451
Fatih Sultan Mehmed 1451-1481
Sultan Bayezid II 1481-1512
Yavuz Sultan Selim 1512-1520
Kanuni Sultan Süleyman 1520-1566
Sultan Selim II 1566-1574
Sultan Murad III 1574-1595
Sultan Mehmed III 1595-1603
Sultan Ahmed I 1603-1617
Sultan Mustafa I 1617-1623
Sultan Osman II 1617-1622
Sultan Murad IV 1623-1640
Sultan İbrahim I 1640-1648
Sultan Mehmed IV 1648-1687
Sultan Süleyman II 1687-1691
Sultan Ahmed II 1691-1695
Sultan Mustafa II 1695-1703
Sultan Ahmed 1703-1730
Sultan Mahmud I 1730-1754
Sultan Osman III 1754-1757
Sultan Mustafa III 1757-1774
Sultan Abdülhamid 1774-1789
Sultan Selim III 1789-1807
Sultan Mustafa IV 1807-1808
Sultan Mahmud II 1808-1839
Sultan Abdülmecid 1839-1861
Sultan Abdülaziz 1861-1876
Sultan Murad V 1876-1876
Sultan Abdülhamid II 1876-1909
Sultan Mehmed Reşad 1909-1918
Sultan Mehmed Vahideddin 1918-1922
3 Nisan 2008 Perşembe
Istanbul Tarihi
26 Ekim 2007 Cuma
illerimiz - Istanbul
İstanbul
Eski Dünyanın merkezinde yer alan İstanbul tarihi abideleri ve şahane tabii manzaraları ile ünlü, önemli bir megapolistir.Asya ile Avrupa Kıtaları''nın dar bir deniz geçidi "Boğaziçi" ile ayrıldığı yerde, iki kıta üzerinde kurulu tek şehirdir. 2500 yılı aşan bir tarihe sahip olan İstanbul, deniz ve karaların kucaklaştığı bu stratejik bölgede kuruluşunu takiben önemli bir ticaret merkezi olmuştu. Tarihi İstanbul şehri üç tarafını Marmara Denizi, Boğaziçi ve Halic''in sardığı bir yarım ada üzerinde yer alır. Burası 3 dünya imparatorluğuna, Roma, Bizans ve Osmanlı Türkleri''ne başkent olmuş,1600 yılı aşan bir süre boyunca 120 den fazla imparator ve sultan burada hüküm sürmüştür. Dünyada bu özelliğe sahip tek şehirdir.Gelişim sürecinde surlar her defasında daha batıya inşa edilerek şehir 4 defa genişletilmişti. 5 yy Roma devri surları ile çevrili, 7 tepe üzerine kurulu İstanbul, Türk sanatının şaheser eserleri, buralara kondurulmuş "taçlar" gibi,Sultan camileri ile süslüdür.Şehrin silueti her yönden güzel, muhteşem ve huzur verici bir manzaradır.Çok emin bir tabii liman olan Haliç şehrin gelişmesinde önemli rol oynamıştı. Ana yolların denize ulaştığı kavşak noktasında yer alması, kolay savunulur bir yarım ada, ideal iklim, zengin ve cömert tabiat, stratejik Boğaziçi''nin kontrolü gibi özellikler ve coğrafi konumunun dünyanın merkezinde bulunması İstanbul''un kısmetidir.
İmparatorluklar başkenti olduğu sıralarda, devlet ile birlikte dinlere de idari merkez olmuş, Doğu Hıristiyanlığı Patrikliği kurulduğu zamanlardan günümüze kadar bu şehirde üslenmiş,Hıristiyan dünyasının en büyük ilk kilise ve manastırları buradaki pagan mabetlerinin üzerinde yükselmişti.
İstanbul''un fethini takiben yüz yıl gibi bir sürede sanat eserleri camiler, saraylar, okul, hamam, ve diğer tesisler şehri donatıp Türk karakterine kavuşturmuş, harap halde mevcut kiliselerin bazıları da tamir ve tadil edilerek camiye çevrilmişlerdi.
Osmanlı Sultanlarının İslam Dini''nin halifeleri olduğu 16 yy dan Cumhuriyetin ilk yılı 1924 e kadar bu sembolünde merkezi İstanbul''dur. Yahudilik her liman şehrinde olduğundan daha fazla İstanbul''da yerleşmiş,15 yy da Türk''lerin İspanya''dan kurtarıp getirdikleri de mutlu, yeni hayat tarzına bu şehirde başlamışlardı.İstanbul,cami,kilise ve sinagogların yan yana mevcudiyetlerini sürdürdüğü bir toleranslar merkezi olagelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu çöküş yıllarında şehir, zengin, gösterişli bir çok eser ile süslenebilmiş, saraylar Avrupa sanatının tesirinde yapılmış, Halic''in kuzey yamaçları Galata ve Beyoğlu semtleri Avrupai kimliklerine bürünmüşlerdi. Birinci Dünya savaşlarında taraf olan İmparatorluk çöküp yerine kurulan genç Cumhuriyetin başkenti Ankara''ya taşıması, İstanbul''un önemini azaltmamıştır. 2. Dünya savaşlarını takip eden yıllarda başlayan ve 1950 den sonra hızlanan plansız gelişme eski şehrin dokusuna tesir etmiş, maalesef ahşap yerleşim yerleri süratle yok edilirken her yer beton binalarla dolmuştur. Dışardan yapılan göçler ile nüfus patlamasına uğrayan İstanbul kısa sürede tarihi surların çok ötelerine taşmış, sur içi alanlar atölye, fabrika ve iş yerlerinin istilasına uğramış, açılan ana arterler trafik için çözüm sağlayamamış, alt yapı eksikliğinden dolayı Haliç ilk kirlenen yer olmuştu. 1980''li yıllarda başlayan kurtarma hamleleri ile İstanbul tarihinde görmediği bir yeniden yapılanma sürecine girer.Haliç kıyılarında binlerce yapı istimlak edilerek kıyı boyu yeşil kuşakla çevrelenmiş, Marmara Denizi kıyıları doldurularak park ve bahçelerle donatılmıştır.Drenaj sistemleri tamamlanarak, atık sular fiziki ve biyolojik arıtılmış, şehri çevreleyen denizlerin kirlenmesi önlenmiş, hava kirliliği, artık doğal gaz kullanıldığı için oldukça azalmıştır.
Roma şehir surları restorasyonları başlatılmış, can damarı Beyoğlu yeni açılan bir cadde ile kurtarılmış, daha önceki yıllara nazaran genel temizlik, bakım, çöp işleri Avrupa standartlarını yakalamıştır. Çevre yolları Boğaziçi''ni 2 asma köprü ile geçerek kıtaları bağlarken, Avrupa yakası hızlı tramvay ve nihayet metro sistemine kavuşmuş, kıyılarda inşa edilen deniz otobüsleri terminalleri ile deniz taşımacılığında sürat ve konfor sağlanmıştır. Tarihi yarım adadaki bütün sınai tesisler şehir dışında yapılan modern sitelere taşınırken, yeni şehirler ve uluslararası otobüs terminali de trafik yoğunluğunu rahatlatmıştır. Eski hapishane binası ile şehrin betonarme ilk büyük yapısı 5 yıldızlı otellere çevrilerek turizme tahsis edilmişlerdir. Şehir doğu-batı ekseninde Marmara kıyıları boyunca dinamik büyümesini tüm hızı ile sürdürmekte, gelişmektedir.
19 Eylül 2007 Çarşamba
istanbul ve Tarihi Alanlari
İstanbul ve Tarihi Alanları
Dünya Miras Listesine Alınmış Tarihi : 6.12.1985Liste Sıra No : 356Niteliği : Kültürel
İ.Ö. 7. yy'da kurulan İstanbul'un kuzeyde Haliç, doğuda İstanbul Boğazı ve güneyde Marmara Denizi ile çevrile kısmı günümüzde “Tarihi Yarımada” olarak anılmaktadır.
Kent, Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan stratejik konumu nedeniyle tarihi boyunca kentte hüküm süren uygarlıklar için daima çok önemli olmuştur. Bu özellikleri ile kent, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük İmparatorlulara başkentlik yapmıştır. Bu görkemli geçmişi ile farklı dinleri, kültürleri, toplulukları ve bunların ürünü olan yapıtları benzersiz bir coğrafyada bir araya getiren İstanbul, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer almaktadır. İstanbul'un tarihi yerleri Topkapı Sarayı, Yıldız Sarayı, Süleymaniye Camii ve Çevresi, Zeyrek Camii (Pantocrator Kilisesi) ve çevresi Kara suları, Bozdoğan Kemeri ve Haliç olarak tanımlanmıştır.
İstanbul'daki Bazı Önemli Müzelerin 2000 yılı ziyaretçi sayıları
Arkeolojik Müzesi 161.337
Ayasofya Müzesi 925.205
Kariye Müzesi 130.703
Mozaik Müzesi 17.719
Rumelihisarı Müzesi 67.246
Topkapı Sarayı Müzesi 1.217.848
Türk-İslam Eserleri Müzesi 66.195
Yıldız Sarayı Müzesi 3452
Post Keywords: İstanbul, gezi, yorum, müzeleri, ziyaretçi sayıları, turizm, istanbul, Istanbul, Topkapı, Yıldız Sarayı, Kiliseler, Ayasofya, Arkeoloji
18 Ağustos 2007 Cumartesi
Yasanilir Kentler Listesi
İstanbul gerçekten çok güzel bir şehir. Harikulâde güzellikleri var. Bir çok medeniyet gelmiş geçmiş bu topraklardan. Ancak yaşam kalitesi olarak insanlara pek bir sunmadığı gerçeğini de görmemezlikten gelemeyiz. Bizler bu ülkede yaşadığımız için başka yerlerle direk olarak kıyaslama şansına sahip değiliz. Ama genel boyutta bir kıyaslama yapılırsa tabi ki İstanbul diğer şehirler arasında en sonlarda olacaktır.
İşte yaşanılır kentler listesi SON
İngiltere'de faaliyet gösteren en büyük danışmanlık şirketlerinden Mercer Human Resource Consulting'in hazırladığı yaşam kalitesi endeksinde, Zürih birinci sırada İstanbul ise 108. sırada yer aldı.
Dünyanın 200'den fazla kentini, bireylerin güvenliği, çevre,
eğitim, sağlık, ulaşım gibi kamu hizmetleri ve yaşam kalitesini
belirleyen diğer pek çok unsuru dikkate alarak değerlendiren Mercer
uzmanları, geçen yıl 107'nci olan İstanbul'u listenin 108. sırasına
oturttu.
Mercer'in geleneksel yaşam kalitesi endeksinde geçen yıl 107.
sırada yer alan İstanbul, her iki yılda da yüzde 77.1'lik bir yaşam
kalitesi reytingini tutturdu. Buna karşılık, listenin ilk 10'unu
oluşturan Zürih, Cenevre, Vancouver, Viyana, Auckland, Düseldorf,
Frankfurt, Münih, Bern, Sidney gibi kentlerse 108.2-106.5 gibi
reytingler tutturmayı başardı. Listede Bangkok, Tel Aviv, San Jose,
Seul, Limasol, Cape Town, Santiago, Bouenes Aires, Kuala Lumpur ve
Avrupa ile ABD'deki pek çok kentin altında yer alan İstanbul; Bükreş,
Zagreb, Manila, Sofya, Pekin, Kazablanka, Cakarta, Yeni Delhi, Beyrut,
İslamabad, Belgrad, Cidde, Saraybosna, Kiev, Moskova, Tahran, Amman,
Kahire gibi önemli kentleriyse geride bıraktı.
Bağdat'ın yaşam koşulları açısından dünyanın en kötü durumdaki
kenti seçildiği listenin son 10'unuysa sondan başa doğru Bağdat,
Kongo'nun Brazaville kenti, orta Afrika Cumhuriyeti'nden Bangui,
Sudan'ın başkenti Hartum ve Kongo'nun Pointe Noire, Çad'ın Ndjamena,
Yemen'in Sanaa, Nijerya'nın Port Harcourt, Moritanya'nın Nouakhott ile
Burkina Faso'nun Ouagadougou kentleri oluşturdu.
İrlanda'nın başkenti Dublin'in 24, Paris'in 33 ve Londra'nın
39'uncu sırada yer aldığı listeyi hazırlayan uzmanlar, dünyanın
yaşamak için en güzel ilk 30 kentinin yarısının batı Avrupa'da yer
aldığına dikkati çekti.
Türünün en geniş kabulü gören araştırmasında, Almanya ve
İsviçre'nin listenin ilk 10'una üçer kent sokarak büyük bir başarıya
imza attıklarına işaret eden uzmanlar, liste hazırlanırken sadece
ekonomik değil, sosyal ve siyasal faktörleri de göz önünde
tuttuklarını vurguladı.
Uzmanlar, AB üyeliğinin Doğu Avrupa kentlerinin listedeki
yerlerini olumlu etkilediğini ve bu kentlerin listede tırmanışa
geçtiklerini de kaydetti.
Habertürk
Keywords: Istanbul, istanbul, İstanbul, Istanbol, Turkey, Turkiye
1 Ağustos 2007 Çarşamba
Istanbul'un En Havadar Adresleri
İstanbul’un en havadar adresleri
ELİF BİLGİN - Milliyet ve Istanbul Life
İstanbul Life dergisi, yaz sıcaklığının bunaltıcı olduğu günlerde tatile gidemeyen İstanbullular için püfür püfür bir liste hazırladı. Hapsolmuşluk hissini yenmeye yardımcı olan manzaralı, teraslı ve rüzgârlı mekânlar, İstanbul’da kalanların kurtarıcıları haline geldi. Bu serinletici mekânlar; lezzetli yemekler ve içkiler eşliğinde yaz mevsiminin tadını şehirde de çıkartabilmenize imkân sağlıyor.
Piyer Loti Kahvesi
Âşıksanız güzeldir ama bilhassa dayanılmaz yaz sıcaklarında Piyer Loti’de olmak her durumda güzeldir! Birbirlerine sarılıp, Haliç’i izleyen âşıklar, çekirdeğini kapıp gelen amcalar-teyzeler, manzara karşısında hayranlıklarını gizleyemeyen turistler... Yormadan, yumuşak yumuşak eser Piyer Loti’de rüzgâr, nefes aldırır. Tepeye ulaşmak teleferikle artık çok da kolay. 20 dakikalık mesafe, sadece iki dakikaya inmiş. Haliç’in üzerinde ayaklarınızı yerden kesen iki muhteşem dakika... Teleferik keyfi, jetonla 1.10 YTL, çay ise 1.60 YTL. Tel: 0212 528 37 85
Lacivert Restaurant
Lacivert Restaurant’tan içeri girdiğinizde Türkan Şoray’lı, Hülya Koçyiğit’li Yeşilçam filmlerinin unutulmaz İkiz Yalı’sında olmaktan dolayı heyecan duyuyorsunuz. Yalı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hemen altında. Köprünün gölgesinin vurduğu denize sıfır masalar öğle sıcağında bile serin. Yalı, 1999 yılından beri Akdeniz mutfağından lezzetler sunuyor. Lacivert’te bu yazın sihirli dokunuşu, karadutlu dondurma ile sunulan elmalı baklava; fiyatı 16 YTL. Lacivert, balıkları her gün Burgazada’dan taze taze getiriyor. Asma yaprağı ve füme patlıcana sarılmış levrek filetosu 32 YTL. Rom yerine J&B ile hazırlanan mojito’nun fiyatı ise 16 YTL. Rumeli Hisarı’ndan her 10 dakikada bir tekne servisi yapılıyor. Tel: 0216 413 42 24
360 İstanbul
360 İstanbul, masaların üzerinde ne varsa uçuracak derecede esen, estikçe serinleten bir mekân. İstiklal Caddesi üzerindeki tarihi Mısır Apartmanı’nın 8. katında. İstanbul, 360 derecelik bir peyzajla gözlerinizin önünde! Şef Mike Norman’ın hazırladığı füzyon mutfağında da 360 derecelik bir lezzet turu atabiliyorsunuz. Sosyete kebabı remix, şiş kebabın özgün bir yorumu. Fiyatı 30 YTL. Masaya, ortaya almanız için önerimiz, Uzakdoğu ıspanağı dolma, fiyatı 9 YTL. Bar bölümünde; taze sıkılmış meyve frappelerle, detoks içecekler ve Güney Afrika şarapları dikkatimizi çekti. Gün boyu çalan lounge müzik, gece yarısından sonra yerini funky melodilere bırakıyor. Tel: 0212 251 10 42
Doğatepe Cafe&Restaurant
Doğatepe’nin manzarası, gerçekten muhteşem. Bir ucunda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, bir ucunda Rumelihisarı, karşısında Hıdiv Kasrı. Boğaz, sereserpe ayaklarınızın altında! Termometrenin 38 dereceyi gösterdiği sıcak bir yaz gününde Doğatepe’deydik ve sıcağı hiç hissetmedik. Püfür püfür esen rüzgâr, mekânın sadece terasında değil, kapalı kısmında bile hissediliyor. Doğatepe’de iki kişilik bir yemek ortalama 150-200 YTL civarında. Şarap listesinde fiyatlar 55-210 YTL arasında değişiyor. Yabancı şarapları da kadehte içebilirsiniz. Kadeh fiyatları 15 YTL. Pazar günleri 09.30-14.30 saatlerinde sunulan açık büfe brunch’ı son derece popüler. Fiyatı 50 YTL. Tel: 0212 257 43 91
Diğer havadar adresleri öğrenmek isterseniz İstanbul Life’ın bu ayki sayısına göz atabilirsiniz.
istanbul, istanbul, istanbul cafeleri, istanbul istanbul, istanbul, istanbul cafeleri, istanbul istanbul, istanbul, istanbul cafeleri