İhtisap Ağalığı ( Çarşı Ağalığı)
Konya’da ilk mahalli teşkilatın 1830 yılında Çarşı Ağalığı (İhtisap Ağalığı) adı altında kurulduğu belirtilmektedir. Bu teşkilatın 1876 yılında belediye teşkilatı haline dönüştürülmesiyle Konya İlk belediyesine sahip olmuştur.
Konya Belediyesi’nin kuruluş tarihiyle ilgili olarak bazı kaynaklarda 1868 yılı verilmektedir.Belediye Başkanı olarak Muhasebeci Rahmi Bey’in adı geçmekte olup görevden ayrılış tarihi 1869’dur. 1869 -1876 yılları arasında herhangi bir belediye başkanı kaynakta belirtilmediğinden, Belediye’nin kuruluş tarihini 1876 olarak kabul etmek daha doğru olacaktır.
Seyyahlar 1800 ve daha sonraki yıllarda Konya nüfusunu 15.000 - 20.000 arasında göstermiştir. 1853 yılında Konya’ya gelmiş olan Jeolog P.D. Techihatchef şehrin nüfusunun 22.500, 1890 yılında ise Seyyah M.Gine 44.000 olduğunu yazmaktadır.
1868 yılı salnamesi Konya nüfusunu 16.732 Sille ve Hatunsaray ile birlikte 17.649 olarak göstermektedir. 1884 salnamesine göre nüfus 40.795’tir. 1894 salnamesine göre ise, 9.265 hanede 42.318 Müslüman, 1566 Ermeni, 899 Rum olmak üzere toplam 44.762’dir
Seyyahnamelerin ve salnamelerin verdiği rakamlar Konya nüfusunun uzun yıllar 20.000 – 40.000 arasında olduğunu, fazla bir değişiklik göstermediğini, şehrin çeşitli nedenlerle gelişemediğini belirtmektedir.
1923 yılında Belediye’nin bütçesi, 64.000 TL’dir. Belediye hizmet sahası 110 km² ‘dir. Şehirde elektrik yoktur ve içme suyu, Su Komisyonu tarafından işletilmektedir. Bu yıllarda belediye su dağıtım işleriyle ilgilenmemektedir.İçme suyu kaynağı olarak o yıllarda Çayırbağı
kaynağı kullanılmaktaydı.
1923 yılında Belediye Teşkilatı ve personel durumu
Meclis üyesi :12 Kişi
İdari İşler :1 Muhasebeci, 2 Katip
Fen İşleri :1 Fen Memuru
Sağlık İşleri :1 Doktor, 1 Aşı Memuru, 1 Ebe
Temizlik İşleri :1 Memur, 10 Hademe, 1 Bekçi, 1 Ahırcı
Zabıta İşleri: :1 Müfettiş, 1 Müfettiş Muavini, 9 Kolcu ( Zabıta Memuru )
1924 yılında şehre Mukbil ve Beypınarı içme suları getirilmiştir. 1926 yılında Konya Belediyesi, 831 sayılı kanun gereği şehrin su tesisatını devralmıştır. Yine 1926 yılında Atatürk Anıtı dikilmiştir. 1924 – 1925 yıllarında Belediye itfaiye teşkilatı kurulmuştur. 1929 yılında ise Dere Hidroelektrik Santralı inşa edilmiş ve genel aydınlatma yapılmıştır.
Belediye, 1931 yılında 16200 hektarlık sahada 47.826 kişiye hizmet vermekteydi. Şehirde 123 mahalle vardı. Belediye Meclisi 30 kişi, hizmet sahası 110 km²idi. 1942’de şehrin ilk planı yapıldı. 1937’de İtfaiye Teşkilatı motorlu araçlarla kısmen teçhiz edilmiştir.
Yine bu devirde Belediye Mezbahası inşa edilmiş, Dutlu içme suyu 01.06.1937 tarihinde şehir şebekesine bağlanmıştır. Ayrıca büz fabrikası yapılmıştır.
Meram Yeni Yol Alt Geçidi
1945 yılında mahalle muhtarlıkları ihdas olunarak mahalle mümessillikleri kaldırılmış ve mahalle işleri Belediye’den alınmıştır. 1946 yılında 4 otobüs ile İstasyon ve Meram semtlerine şehir içi yolcu nakline başlanmıştır.1946’da Konya Elektrik A.Ş. tasfiye edilerek Konya Belediyesi tarafından katma bütçeli Elektrik, Su, Otobüs, (ESO) İşletmeleri kurulmuştur. 1926’dan 1946’ya kadar Konya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nce yürütülen şehir içme suyu işleri 1946 yılında ESO ’ya devredilmiş, 1949 yılında Eski Meram Yolu’nda dizel elektrik santralı inşa edilerek işletmeye açılmıştır.
1950 yılında asfalt inşaatı başlamış, ilk asfalt yol Meram yolu olmuştur.1952 yılında şehirdeki asfalt yol 28.000 m²’dir.
Konya Belediyesi’nin 1953-1962 yılları arasındaki on yıllık bütçesinin toplamı yaklaşık 55 Milyon TL. ve on yıllık yatırımın bütçeye oranı %52’dir. Belediye hizmet alanı 162 km² dir. 1962 yılı sonunda şehir kanalizasyon şebekesinin uzunluğu 16.308 metreye, asfalt yol miktarı 426.403 m²’ye ulaşmıştır.
Şehir içinde sondaj kuyuları açılarak içme suyu şebekesine ilave edilmiştir. 1953 yılında Göksu Hidroelektrik santralı, ihale edilmiş ve 14.01.1959 tarihinde birinci kısmı işletmeye açılmıştır.
1958 yılında Alaaddin tepesi üzerine inşa edilen Torance gazinosu 70 ‘li yıllarda tadilat görerek Nikah ve Düğün Salonuna dönüştürüldü.1989 yılında Alaaddin ***kubat salonu adıyla Konferans, Toplantı, Düğün ve Nişan programlarına tahsis edildi. İkinci geniş kapsamlı tamir ve tadilatını ise 2001 ve 2002 yıllarında gören salon hizmete devam etmektedir.
Meram Yeni Yol altgeçidi, Devlet Demir Yolları ile ortaklaşa bir projeyle, 1960 yılında trafiğe açılmıştır.
10.05.1966 tarihinde yeni şehir imar planı yaptırılmış, bu devrede şehrin çeşitli yerlerine sondaj kuyuları açılarak içme suyu şebekesine dahil edilmiştir. 1965 yılında asfalt şantiye tesisleri kurulmuştur.
1963 yılında İmar Müdürlüğü, 1967 yılında Armoni Mızıkası, 1970 yılında Otogar Müdürlüğü ve Fuar Müdürlüğü, 1971 yılında ise Bahçeler Müdürlüğü Belediye bünyesine katılmıştır. 1970 yılında Yeni otogar hizmete açılmıştır. 1972 yılında Göksu Hidroelektrik Santrali, Türkiye Elektrik Kurumu’na devredilmiştir.
Konya Milli Fuarı Açılıyor
1968 yılında bugünkü Konya Milli Fuarı’nın nüvesini teşkil etmek üzere Kültürpark olarak temeli atılıp inşaatına başlanan Fuar alanı, 1970 yılında tamamlanarak yeni ilavelerle 30 Ağustos 1970 tarihinde 1. Konya Milli Fuarı olarak hizmete açılmıştır. İlkin 45.000 m² lik Fuar alanı, gördüğü rağbet ve halkın büyük ilgisinden dolayı 100.000 m² ‘ye çıkarılmıştır.
Önceki dönem ile birlikte bu yıllar altyapı yatırımlarına ağırlık verildiği, Gecekondu Önleme Bölgeleri’nin oluşturulmaya başlandığı ve şehrin gelişiminin batıya doğru kayışının hızlandığı yıllardır.
1973 yılında Koyunoğlu Müzesi, Belediye’ye devredilmiştir. Adnan Menderes Toptan Sebze Hali ise Yeni Otogar’ın kuzeyinde, 1977 yılında bitirilerek eski hal denilen şimdiki matbaacılar ve balıkçıların bulunduğu yerden taşınmıştır.Yine aynı yılda Konestaş Ekmek Fabrikası açılmıştır. Konya Kamyon Garajı da (Karatay Sanayi güneyinde) 1978’de hizmete girmiştir.
Elektrik İdaresi ESO’dan Ayrılıyor
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra 25 Eylül 1980 tarihinde kabul edilen 2303 sayılı kanunla bütün belediye meclislerinin feshedilmesi ve belediye başkanlarının da görevinden alınması üzerine Konya Valisi, Belediye Başkanlığı görevini de yürütmeye başlamıştır.
Milli Güvenlik Konsey’inin 34 numaralı kararı ile “ülkemizde hızlı nüfus artışı ve köyden kente göçün sonucu olarak büyük kentlerimizin yakınlarda teşekkül etmiş olan belediyelerin; aydınlatma, su, kanalizasyon ve ulaştırma gibi hizmetlerini yeterli bir şekilde halkımıza götürmediği ve kontrolün aksamasına neden olduğu” gerekçesiyle bu durumdaki belediyelerin Sıkıyönetim Komutanlıkları’nın emirleri ile belediyelere bağlanmaları öngörülmüştür. Bu şekilde 2. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı’nın 25 nolu bildirisi ile uygun bulması sonucu Konya Belediyesi çevresinde bulunan Dere, Sille, Hocacihan belediyeleri ile Kayacık, Tatlıcak, Saraçoğlu, Taşrakaraaslan, Elmacı, Yaylapınar, Hasanköy, Karahüyük, Yeni Kozağaç, Beybes, Hatıp, Köyceğiz, Yazır köyleri Konya Belediyesi’ne bağlanmıştır. Bu yerlerden Dere ve Sille Belediyeleri, Konya Belediyesi’nin Şube Müdürlüğü, diğerleri ise mahallesi haline getirilmiştir.
Bu ilhaklarla Belediye hizmet alanı 38 bin 700 hektardan 77 bin 600 hektara (mücavir alanla birlikte 128 bin 600 hektar) çıkmış; merkez nüfus 329 bin 139’dan 353.300 ‘e yükselmiştir.
Milli Güvenlik Konseyi’nin 34 numaralı kararı daha sonra 08.12.1981 gün ve 2561 sayılı “Büyükşehirlerin Yakın Çevresindeki Yerleşim Ana Belediyelere Bağlanmaları Hakkındaki Kanun” ile kesinleşmiştir.
Bu dönemde, 11 Eylül 1982 tarih ve 2705 sayılı yasa gereğince ESO İşletmeleri Müessesesi’nin Elektrik bölümü ile Dere Hidroelektrik santrali 1 Kasım 1982 tarihinde güç kaybı bulunmayan ve 2000 yılına göre hazırlanan elektrik projesinin %90 gerçekleştirilmiş bir elektrik şebekesi olarak TEK’e devredilmiştir.
1973 yılında devralınan Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi 1984 yılında yeni binasında hizmete açılmıştır.
Mayıs 1986’da Siemens Ağ firmasına, Konya Raylı Sistem Proje’sinin yurtdışı malzeme ve mühendislik hizmetleri işi ihale edilmiştir.Aynı yıl Belediye Sarayı(hizmet binası) hizmete girmiş, halen burada hizmetini sürdürmektedir.
Konya Belediyesi, 20.06.1987 tarihinde kabul edilen; 27.06.1987 gün ve 19500sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3399 sayılı kanunla “Büyükşehir Belediyesi” haline dönüştürülmüştür.
Kabataş Caddesi ( Denktaş cd.) alt geçidi ile Meram Eski Yol caddesi üst geçidi de 1988 yılında trafiğe açılmıştır.
Büyükşehir Belediyesine Geçiş
1989 yılı Mart ayında yapılan mahalli ( yerel) seçimlere Konya Büyükşehir ve üç merkez ilçe (Meram-Selçuklu-Karatay) olarak girilmiş ve artık Konya biri Büyükşehir olmak üzere dört belediye başkanıyla idare edilmeye başlamıştır.
13 Temmuz 1987’de temeli atılan Hafif Raylı Sistem, Eylül 1992’de hizmete girmiştir. 28.09.1989 tarihinde Konya Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuş ve BESO son bulmuştur.BESO’nun su ile ilgili görevleri ve Fen Müdürlüğü tarafından yürütülen kanalizasyon işleri, KOSKİ’ye geçmiştir.BESO’ya ait otobüs işletmesi, Otobüs İşletmeleri Genel Müdürlüğü adı altında faaliyetlerine devam ettikten sonra Eylül 1992’de Hafif Raylı Sistem’in de devreye girmesiyle Toplu Ulaşım İşletmesi adını almıştır.
1993 yılında Konya Büyükşehir Belediyesi, Japonya’da dünyanın en başarılı on belediyesinden birisi olarak adını dünyaya duyurmuştur.
16.11.1988’de ihale edilen Konya İçme Suyu Arıtma Tesisi 10.04.1995’te hizmete girmiştir.
29 Temmuz 1995’te Selçuklu Belediyesi sınırları dahilinde (İstanbul yoluna) Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin temeli atılmış, 2000 yılında da hizmete açılmıştır.
5 Aralık 1990’da hizmete giren Uygun Satış mağazaları, USAM, alanında yapmış olduğu öncülüğü tamamlaması ve Konya’da marketçiliğin yayılması nedeniyle 28 Kasım 1995’te özelleştirilmiştir.
21 Aralık 1995’te Raylı Sistem’in 2.kısmı (Cumhuriyet Mah. Kampus arası) hizmete açılmıştır.
Trafik sorununa kalıcı ve sağlıklı çözümler üretmek amacıyla inşa edilen İhsaniye Alt Geçiti ve Sanayi Köprülü Kavşağı Kasım 1997’de hizmete açılmıştır.
Kültür Sanatta Önemli Hizmetler
Doksanlı yıllarda kültür hizmetlerine de önem verilmeye başlanmıştır.
Kukla, Ortaoyunu ile öz kültürümüzü yansıtmak ve dünü bugünde yaşatmak için 22 Kasım 1996’da Kukla Tiyatrosu kurulmuştur.
Hat, Ebru, Tezhib ve Osmanlı Türkçe’si gibi derslerin verildiği Destegül Güzel Sanatlar mektebi de 12 Nisan 1997 tarihinden başlayarak eğitimini sürdürmektedir.
Büyükşehir Belediye’si, yapmış olduğu başarılı kitap yayıncılığı ile de takdir toplayarak 1997 yılında Türkiye Yazarlar Birliği’nce “Kamu Kurum Yayıncılığı” dalında birincilik ödülünü almıştır.
Türk Tasavvuf Musikisini geliştirmek ve bu alanda eğitim vermek üzere 16.07.1997 tarihinde Türk Tasavvuf Musiki Korosu ve sema grubu kurulmuştur.
Ayrıca her yıl; Mevlana’yı anma programları, Altınbaşak Kültür-Sanat Etkinlikleri, Ramazan Etkinlikleri, Aşıklar Bayramı, Çocuk Şenlikleri, Sempozyum, Kongre ve panallerle dolu olarak yılda yüz günü aşan bir faaliyet programı uygulanmaya devam etmektedir.
12 Kasım 2009 Perşembe
Konya
7 Ekim 2009 Çarşamba
Seyitgazi / Eskişehir
SEYİTGAZİ İLÇESİ TARİHİ
İlçemiz çok eski bir yerleşim yeridir ilk yerleşim M.Ö.3500'de başladığı yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır.Tarihte asıl belirgin yeri M.Ö.800-600 lerde başlar Bizanslarla İslam orduları arasında savaşlara sahne olmuş Seyitgazi 1531 yılında 15.000 nüfuslu Bucak Merkezi iken çeşitli İdari değişikliklerden sonra 1922 yılında ilçe olmuştur.
COĞRAFİ DURUMU
Eskişehir İline 43 km. mesafedeki ilçemizin 1502 km.deniz seviyesinden yüksekliği 1040 m.dir.
Akarsuları
Yerüstü suyu olarak en büyüğü ve İlçe merkezinden geçen Seydisuyu' dur.
İklimi Seyitgazi'de daha çok karasal iklim hüküm sürmekte, yazları sıcak ve kurak Kışları soğuk ve yağışlıdır.Yağışlar kısa sürelidir. Temmuz ve Ağustos aylarında en az yağış alan aylardır Ocak ve Mayıs ayları en çok yağış alan aylardır.
NÜFUSU
İlçemiz merkez nüfus sayısı 3281 Beldelerin Nüfusu 7644 Köylerimizin Nüfusu 10776 olmak üzere toplam ilçe Nüfusumuz 21.701'dir.
İDARİ DURUM
Seyitgazi İlçemizin merkez (1) Belediyesi (2) Belde Belediyesi ve (3) Mahallesi vardır İlçeye bağlı 45 Köy mevcuttur.
Merkezdeki Mahalleler
Derebenek, İkiçeşme, Hacı Yunus
SOSYAL DURUM
İlçemiz merkezinde 1236 adet bina olup,bunun 850 hanesi konuttur.Ayrıca İlçemizde 122 İşyeri bulunmaktadır. Sosyal yaşantı bakımından ilçe merkezi ile köylerin arasında büyük farklılıklar yoktur.
EĞİTİM
İlçemiz merkezi ile Kırka ve Doğançayır Beldelerinde 1'er Lise Eğitim Öğretim vermekte olup,yine İlçe merkezinde 1,Kırka Beldesinde 2,Doğançayır Beldesinde 1Ayvalı,Bardakçı,Cevizli,Kümbet,Karaören Köylerimizde 1'er İlköğretim okulu bulunmaktadır. Ayrıca bir Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır.
Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün İlçemiz merkez,Belde ve Köylerimizde çeşitli kurs faaliyetleri ile hizmet vermektedir.
EKONOMİK DURUM
İlçemiz yüz ölçümü itibari ile küçük bir ilçe görünümünde olduğu halde Zirai potansiyeli büyüktür.halkın %90 Tarım ve Hayvancılıkla uğraşmaktadır.
İlçemizin yüz ölçümü 1502 km2'dir Bu arazinin 620 Dekarı Ekile bilir arazi 127560 Dekarı Çayır-Mera 663770 Orman 90866 Diğerleridir.
ULAŞTIRMA VE ALTYAPI
İlçemiz Eskişehir-Afyon yolu üzerinde Eskişehir'e 43km.uzaklıktadır.İl merkezine Otobüs yolcu taşımacılığı Belediyemize ait Otobüsler ile yapılmaktadır.
İlçemiz Şehir suyu yer altı suyu olup,şebeke uzunluğu 24 km.dir.İlçemiz PTT santrali 5662 abonmanlık olup,tamamı doludur merkeze bağlı 45 Köyümüzde Otomatik telefon mevcuttur
27 Nisan 2008 Pazar
Adada Antik Kenti - Isparta
Adada
Pisidia Bölgesi'nin antik kentlerinden biri olan Adada, Isparta ili, Sütçüler ilçesine bağlı Sağrak köyü yakınındadır. Isparta'nın ve Kovada Gölü'nün güneydoğusunda yer alan kente Eğridir'den sonra Sütçüler'e uzanan asfalt yoldan 50 km. gidilerek ulaşılabilir. Ayrıca Isparta'yı Antalya'ya bağlayan yeni Aksu yolundaki Kovada - Eğridir ayrımından Adada'ya ulaşmak mümkünse de yolun bir bölümü henüz tamamlanmamıştır. Çevresi çam ve ardıç ağaçlarıyla kaplı tepeler tarafından sarılmış olan antik kent sadece bölgenin değil Anadolu'nun en sağlam kalabilmiş antik kentlerinden biridir. Burası bölge halkınca Karabavlu yaylası olarak anılmaktadır. Sütçüler'in eski adı olan Baulo ve Karabaolu veya Karabavlu adlarının Aziz Paul adından geldiği öne sürülmektedir. St. Paul'ün geçtiği Perge - Antiokheia (Yalvaç) yolu üzerinde bulunan bu iki yerleşmeye verilen isimlerin St. Paul'le ilişkili olabileceği yazılmıştır.
Adada adı, bazı araştırmacılara göre Anadolu'nun eski yerli halkının dili olan Luvice, yada bunun M.Ö. 1. bindeki ardıllarından biri olan Pisidce dilinden gelmektedir. Kesin olmamakla birlikte "Ada" kök sözcüğüyle "wanda/anda" takılarından türemiş olabilir. Ayrıca yine "Ada" kök sözcüğü ile "Uda (hisar-kale?) sözcüklerinin birleşiminden türemiş olabilir.
Bölgede uzun zamandan beri yapılan Prehistorik (Tarih öncesi) Dönem'e ilişkin kazı ve araştırmalar Pisidia'nın Neolitik Dönem olarak adlandırılan M.Ö. 7000 yıllarından itibaren Anadolu'da önemli bir kültür bölgesi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hititler Dönemi'nde Konya ve çevresini kapsayan Tarhuntaşşa Bölgesi ile batısındaki Pitaşşa (Pisidia'nın eski adı) Bölgesi arasındaki sınırda yer alan Adada ve çevresinde gelecekte yapılacak çalışmalarda tarih öncesi dönemlere ilişkin önemli sonuçlar alınabilecektir.
Adada'nın adı ilk kez M.Ö. I. yüzyıl yazarlarında Artemidoros tarafından verilmiştir (Strabon XII, 570). Sonra Ptolemaios (V 5, 8) ve Bizans tarihçisi Hierokles'te (674, 4) de "Odada" olarak geçer. Ancak kentin tarih sahnesine çıkışı Termessos'ta bulunan bir atlaşma metni dolayısıyla M.Ö. 2. yüzyıla kadar inmektedir. Bölgenin önemli bir kenti olan Termessos ile Adada arasındaki bu dostluk antlaşması bazı araştırmacılara göre iki kentik ortak düşmanları Selge'ye karşı yapılmıştır. Tarihi kaynaklardan Selge'nin özellikle Hellenistik Dönem'de Termessos aleyhine yayılmacı bir politika yürüttüğü ve çevresindeki kentlerle (Pednelissos) savaştığı bilinmektedir. İşte adı geçen antlaşma iki kentin (Adada ve Termessos'un) dışta Selge ile içte demokrasi düşmanlarına karşı yardımlaşmasını öngörüyordu. Bazı araştırmacılar iki kent arasındaki bu antlaşmanın Selge'den çok o dönemde çok güçlenen Bergama Krallığı ve onun özellikle Termessos'a karşı saldırı veya demokrasiyi yıkma girişimlerine karşı olabileceğini öne sürmektedir. Antlaşma, tarafların karşılıklı olarak, herhangi bir saldırı veya demokrasiyi yıkma girişimine karşı birbirlerinin yardımlarına koşmayı taahhüt etmektedir. Bu antlaşma gerçekten hem Termessos, hemde Adada tarihleri için büyük önem taşımaktadır. Bu sayede iki kentin idari açıdan demokratik bir yapıya kavuştuğu ve şehir devleti (Polis) benzeri bir statü kazandığı görülmektedir. Antlaşmanın M.Ö. 190 - 164 yılları arasındaki bir tarihte yapıldığı araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir.
Bizce bu antlaşmanın diğer bir önemi Termessos ile Adada halkları arasında bir kan bağının varlığını göstermektedir. Antlaşma metni detaylı olarak ele alındığı zaman Termessos ve Adada isimlerinin çok sıkça geçtiği görülecektir. Bergama Krallığı'nın M.Ö. 133 yılında vasiyet yoluyla topraklarını Roma'ya vermesi Anadolu'da Roma egemenliğinin başlangıcı olmuştur. Bu dönemde batı Anadolu kentlerinin aksine Pisidia kentlerinin çoğunlukla bağımsızlıklarını korudukları anlaşılmaktadır. Bağımsız Adada kentinin ilk sikkeleri bu dönemde basılmıştır. Bu arada yine Pisidia Bölgesi'nde özellikle Augustus Dönemi'nde Roma egemenliğinin simgesi olan Koloni kentleri kurulmuştur. Bunlardan en önemlileri Antiokheia, Kremna, Komama'dır.
Roma İmparatorluk Dönemi'nde özellikle İmparator Traianus, Hadrianus ve Antoninus Pius (M.S. 114-161) dönemleri tüm Anadolu'da olduğu gibi Pisidia için de en parlak dönemlerdender. "Pax Romana" adıyla anılan bu barış döneminde Pisidia kentleri büyümüş, zenginlik ve refaha bağlı kalarak yapı faaliyetleri de artmıştır. Adada için de tümüyle geçerli olan bu gelişmeler ve yapı faaliyetleri M.S. 212 yılında çıkarılan bir kanunla İmparatorluk toprakları üzerinde yaşayan herkese "Roma Vatandaşlık Hakkı" verilmesiyle yeni bir hız kazanmışsa da M. S. 3. yüzyıl sonlarında hızını kaybetmiştir.
Strabon'a göre "Dağlarda yaşayan Pisidialılar, komşuları olan Kilikyalılar gibi tiranlar tarafından yönetilen ayrı kabileler halinde yaşarlar ve korsanlık yaparlardı".(Strobon VII-3) Fakat Pisidialılar'ın en önemli özellikleri bağımsızlıklarına düşkün ve savaşçı bir karaktere sahiboluşlarıdır. Buna en iyi örnek M.Ö. 333 yılında Büyük İskender'e karşı ölümüne direnen Sagalassos halkıdır. Bu durum Pisidialıların geçim kaynaklarından birinin askerlik olduğunu ortaya koyar.
Diğer Pisidialılar gibi bazı Adada vatandaşları da Büyük İskender'den sonraki Hellenistik kralların ordularnıda hizmet vermek amacıyla anayurtlarından ayrılmış ve gurbette paralı asker olarak çalışmışlardır. Bunun kanıtları Kıbrıs'ta ve Fenike'de (Sidon Kenti) bulunan Adada'lı askerlere ait mezar taşlarıdır.
M.S. 395 yılında Roma İmpartorluğu ikiye ayrılınca, bölge Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu içinde varlığını uzun süre korumuştur. Zaten Hırıstiyanlığın yayılmaya başladığı ilk yıllardan beri bölgede yeni dine karşı ilgi duyulduğu bilinmektedir. Bunu en çok St. Paulus'un bölgeyi ve Antiokheia'yı ziyaretleri göstermektedir. Aziz Paulus ve arkadaşları yaklaşık M. S. 45 yıllarında ilk kez Pamphylia'nın Perge'sine gelmişler, Perge'de bir gün kaldıktan sonra Kestros (Aksu) ırmağı yoluna çıkmışlardır. Torosları binbir güçlükle aşmışlar ve Eğridir üzerinden Antiokheia'ya ulaşmışlardır.
Araştırmacı G.Ercenk'e göre "Aziz Paulus'un ilk misyonunu yerine getirirken izlediği ve bugüne kadar belirlenip isimlendirilemeyen bu kutsal yol, Perge'yi Kestros Vadisi'ni takip ederek Adada üzerinden Antiokheia'ya bağlayan yol olmalıdır". Yolculuk süresinin ve güzergahının kaynaklarda belirlenen verilerle uyum içinde oluşu araştırmacının savını güçlendirmektedir. Ayrıca yukarıda değinilen Baulo ve Karabaulo isimlerinin Paulos'la benzerliği de Araştırmacı D. Frech'in karşı tezine rağmen bu verileri desteklemektedir. French, Perge-Adada yolunu kabul etmekle beraber yolun daha geç dönemde inşa edildiğini savunur.
Bölgede resmi kilise örgütünün M.S. 4. yüzyılda kurulduğu, Antiokheia, Sagalassos, Kremna, Selge, Adada ve diğer bazı kentlerin piskoposluk merkezi haline geldiği yazılı belgelerden anlaşılmaktadır. Yine yazılı belgelere göre Adada, Antiokheia'nın Pisidia'daki yardımcı piskoposudur. Adada M.S. 325, 381, 451, 692, 787 yıllarında çeşitli kentlerde toplanan dini meclislere (konsil) tensilci göndermiştir. Bu da gösteriyor ki Adada kentinde hayat 9. yüzyıla kadar sürmüştür.
Daha sonra Anadolu'nun Türkler tarafından alınması ile Bizans İmparatorluğu küçülmeye ve batıya doğru çekilmeye başlamıştır. Önceleri Pisidia Bölgesi'nde Selçuklu egemenliğine karşı direnişler olmuşsa da III. Kılıç Arslan 1203 yıllında Isparta'yı alarak Uluborlu, Eğridir ve Yalvaç'a Hamid Bey yönetimindeki Türkmen aşiretlerini yerleştirmiştir. Bölgede daha sonra Hamidoğulları Beyliği kurulmuş ve bu beylik de 1390 ve 1422 yıllarında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Adada o günlerden bu yana harabe olarak yaşamını sürdürmektedir. 1970 yılında antik kentin içinden geçirilen Yeniköy yolu ziyaretçilerin harabeye kolayca ulaşımını sağlamıştır. Son yıllarda Anadolu'daki turizm haraketlerine paralel olarak Adada oldukça fazla sayıda ziyaretçi çekmektedir.
Aizanoi Antik Kenti
Aizanoi - Aezani (Çavdarhisar)
Aizanoi Antik Kenti
Kütahya şehir merkezine 57 km. uzaklıkta Çavdarhisar İlçesi'ndedir. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaşayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Kentte Zeus adına inşa edilen Anadolu'nun en iyi korunmuş tapınağı yer alır. Ayrıca büyük bir tiyatro ile buna bitişik stadyum, biri mozaikli olmak üzere iki hamam ve gymnasium, Kocaçay üzerinde iki adedi halen kullanılır durumda olan beş köprü ile antik baraj, borsa binası, sütunlu caddeler, nekropol alanları ve Meter Steune'nin kutsal mağarası bulunmaktadır. Kentte halen Alman Enstitüsü adına yapılan arkeolojik kazılar devam etmektedir.
Aizanoi Tarihi Araştırma ve Anıtlar (Klaus Rheidt)
Penkalas (Kocaçay) Irmağı'nın yukarı kesiminde, Tanrıça Meter Steunene'nin kutsal mağarası civarında yaşayan Frigya'lar öncülü olarak antik kaynaklarda adı geçen Azan adlı mitoloji kahramanın, Su Perisi Erato ile efsanevi Kral Arkas'ın birleşmesinden ortaya çıktığı sanılmaktadır. İşte bu mitoloji kahramanından Aizanoi şehrinin adı kaynaklanmış olabilir. Aizanoi, antik Frigya'ya bağlı olarak yaşayan Aizanitis'lerin ana yerleşmeleriydi.
Kentin yüksek platosu üzerinde bulunan Zeus tapınağının çevresinde yapılan yeni kazılarda, M.Ö. 3. bin yıllarından yerleşme tabakaları ortaya çıkmıştır. Yakın zamanda ovanın bir çok yerinde saptanan yerleşme tepeciklerinden biri de Anadolu'nun erken dönemlerinde bu ana kutsal alanın yerindeydi. Hellenistik Dönemde bu bölge değişimli olarak Bergama'ya ve Bithinya'ya bağlı iken M.Ö. 133'te Roma egemenliğine girmiştir. M.Ö. 2. 1. yüzyıldan ilk sikkeler bilinmektedir. Roma İmparatorluk Döneminde, tahıl ekimi, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiş ve ünü bölge sınırlarını aşmış olan Aizanoi'de kesin kentleşme bulgularına ancak 1. yüzyılın sonlarına doğru rastlanmaktadır. Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi iken, 7.yüzyıldan itibaren önemini yitirmiştir. Tapınak düzlüğü Ortaçağda bir hisara dönüştürülmüştür. Selçuk Beyliği Döneminde Çavdar Tatarları boyu tarafından üs olarak kullanılmıştır. (13.yüzyıl) Bu yüzden buraya Çavdarhisar adı verilmiştir.
Aizanoi 1824 yılında Avrupalı gezginlerce yeniden keşfedilmiş ve 1830/40'lı yıllarda incelenmiş ve tanımlanmıştır. 1926 yılında M. Schede ve D. Krecker başkanlığında Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün kazıları başlamıştır. Bu çalışmalara 1970 yılında R. Naumann tarafından yeniden başlanmış olup halen devam edilmektedir.
Aizanoi Baraj ve Taş Ocakları
Sel felaketinden korunmak için Penkalas Nehri (Bedir Dere) üzerinde, iki evrede inşa edildiği anlaşılan, günümüze iyi koruna gelmiş bir baraj duvarı vardır.
Bu iki yapı evresi, çoğu oturma basamağı olan devşirme mermer parçalarla birbirinden ayrılmaktadır. Baraj duvarının üst kesimlerindeki kayalıklarda, antik dönemde buranın taş ocağı olarak kullanıldığına işaret eden izler bulunmaktadır.
Aizanoi Meter Steunene Kutsal Alanı
Şehrin bilinen en eski kutsal alanı Tanrıça Meter Steunene'ye ait kült yeri olan, işlenmiş kayalarla mağara ve bugün çökmüş durumdaki derin kaya inidir. Burada, 1928 yılında yapılan kazılarda ele geçen pişmiş toprak kült figürinleri, burayı M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 2. yüzyıl arasına tarihlemektedir.
Mağaranın üst tarafında basamaklı bir kaya tahtı görülür. Bu tip kutsal alanlara Frigya'nın kırsal kesimlerinde rastlanır. Bu da Meter Steunene kutsal alanının M.Ö. 1. yüzyıldan çok önceleri bile kullanıldığını gösterir.
Kaya kesintisinin üstünde taşlardan örülmüş yuvarlak iki kurban çukuru (bothroi) da kutsal alanın daha erken dönemine ait olabilir. Burada, halkın inancına göre kaya oluşumlarında yaşadığına inanılan, dağların ve doğanın hakimi, Anadolu'nun ana tanrıçasına adaklarda bulunuyorlardı.
Aizanoi Nekropolleri
Şehrin ne kadar büyük olduğu, onu çevreleyen nekropollerin büyüklüğünden anlaşılmaktadır. Nekropollerde çok çeşitli mezar tipleri görülmektedir; çok sayıda lahitler, Frigya ve Aizanoi bölgesi için tipik olan kapı biçimli mezar taşları bunlar arasındadır. Kapı biçimli mezar taşları, mezar mimarisinde öbür dünyaya geçişi sembolize eder. Çoğu M.S. 2. yüzyıla ait olan bu taşlar üzerinde bulunan yazıtlarda kimin mezarı olduğu, ya da kimin vakfettiği yer alır. Ayrıca mezar sahibini gösteren işaretler vardır. Kadın mezar taşları üzerinde yün, yapağı bulunan sepet ve ayna, erkeklerinkinde ise kartal, aslan ve boğa bulunur.
1990 ve 1991 yıllarında Aizanoi'nin 2 km güneybatısında Meter Steunene kutsal alanına giden kutsal yolda, görkemli iki mezar yapısı ortaya çıkarılmıştır. Haçvari plana sahip batıdaki mezar yapısının içinde, lahit koymak için yapılmış nişler vardı. Bugün Kütahya Müzesi'nin ana salonunda sergilenmekte olan Hellenlerle Amazonlar'ın savaşını gösteren üstün kaliteli lahit, işte burada bulunmuştur. Doğudaki dört kemerli yapı (tetrapylon) Ortaçağ'da (11./12. yüzyıl) küçük bir Bizans şapeline dönüştürülmüştür. Burada da Eros betimli mermer lahtin alt kısmı bulunmuştur. Bu parça da Kütahya Müzesi'nin bahçesinde sergilenmektedir. Lahitler ve dolayısıyla mezar yapıları M.S. 155-165 yıllarına tarihlenebilinmektedir.
Aizanoi Sütunlu Cadde ve Kapı Binası
Aizanoi şehri yol sisteminin ana ekseni 1991 yılında çeşitli sondajlarla saptanmış 450 m. uzunluğundaki sütunlu yoldu.
Sütunlu bu yol, bugün ancak 1979 yılında kazılmış olup, köy bahçeleri içindeki, yolun güneybatı ucunu oluşturan kapı binasının kalıntıları görülmektedir. Sütunlu cadde, tapınaktan ana köprüden geçerek şehir dışındaki Meter Steunene kutsal alanına giden törensel yolun bir parçasıydı.
Aizanoi Stadion ve Tiyatro
Aizanoi'deki stadion-tiyatro kombinasyonunun benzeri yoktur. Stadionda yapılan 1982-1990 yılları arasındaki araştırmalar, bu yerin M.S. 160 yılından sonra başlanıp, aralıklarla M.S. 3. yüzyılın ortalarına değin bir yapım süreci geçirdiğini ortaya koymuştur. Stadion girişinin doğu kısmının onarımı sırasında, yeni bulunan ve tekrar yerlerine konan yazıtlar, kendisini daha önce ana köprünün yazıtından tanıdığımız, M. Apuleius Eurykles'in bu kompleksin yapımında da rol oynadığını göstermektedir.
Stadionun oturma sıraları hafif çokgen biçimli olduğundan, yapı ortada genişlemektedir. En geniş kesimde batı tarafta bir kapı binası vardı. Restorasyon sırasında podyum üzerine konmuş iki oturma taşı, bu kapı binasının daha sonra bir dönemde oturma basamaklarıyla örtülerek kullanılmaz hale getirilmiştir. Stadionun tiyatroya bakan cephesi mermer kaplı bir duvarla sınırlıdır. Bu, aynı zamanda tiyatro sahnesinin de arka tarafının kaplamasıdır. Mermer parçaları bugün stadionun kuzeyinde görülebilmektedir. Bu cephe duvarının alçak kaidesi Dor düzenindedir. Pencereli ilk kat üzerinde büyük kemer açıklıklı yüksek Attika katı gelmektedir.
Tiyatronun sahne kısmı zengin mermer bezemelerle kaplıydı. Bu bezemeler yüzyıllar boyu süregelen çeşitli depremler yüzünden oturma basamaklarının ortasına yıkıldıkları gibi kalmışlardır. Sahne binasını süsleyen özenle yapılmış mermer mimarideki bezemeler üzerine yapılan araştırmalar, yapının önce tek kat olduğunu ortaya koymuştur. Daha sonra stadion genişletilirken buraya da ikinci bir kat eklenmiştir. Mermer mimarinin çok az bir kısmı, asıl yeri olan kesme kalker taşlı yapının önünde kalmıştır. Düşmüş mermer parçaları arasında av sahnesi betimli kaliteli friz parçaları özellikle dikkat çekmektedir.
Aizanoi Yuvarlak Yapı (Macellum) ve Geç Antik Sütunlu Cadde
Daha güneyde M.S. 2. yüzyılın 2. yarısında, olasılıkla gıda pazarı olarak kullanılmış yuvarlak bir yapı (Macellum) vardır. Burası 1971'de kazılmış ve kısmen onarılan duvarlarına, M.S. 4. yüzyılın başlarında İmparator Diocletian'ın 301 yılında enflasyonla mücadele için yaptığı ücret tespitlerinin bir kopyası konmuştur. Bu yazıtta, İmparatorluk pazarlarında satılan tüm malların satış ücretleri yer almaktaydı. Buna göre, örnek olarak; kuvvetli bir köle, iki eşeğin ücretine, yani 30.000 dinara; bir at ise üç köle ücretine eşitti.
Yuvarlak yapıyı kuzeydoğudan sınırlayan köy evinin arkası 1992 ila 1995 yılları arasında kazıldı. Burada, sütunlu galerilerle çevrili olan ve buluntulara göre M.S. 400 yıllarına tarihlenen bir cadde ortaya çıkarıldı. Sütun ve kiriş parçaları neredeyse bütünüyle ele geçtiğinden, mermer tamamlamaları az miktarda yapılarak yeniden ayağa kaldırıldı. Ayağa kaldırmada kullanılmayan mimari parçalar, galerilerin arka duvarlarına yerleştirildi. Ayrıca, malların satışa sunulduğu dükkanların girişi de buradaydı. Günümüzde arkadlar gibi, insanı yağmur ve güneşten koruyan bir çatının yapılması için diğer antik yapılardan malzeme sağlanmıştır. Değişikliğe uğratılıp kullanılan yalnız mimari parçalar değil, aynı zamanda terk edilmiş yapılardaki heykeller de yerlerinden alınarak buraya konmuştur. Böylece, kuzeydoğu galerinin sütunları önünde bir yazıt kaidesinde, soylu bayan Markia Tateis'in onur yazıtı ve flüt çalan panter postlu çıplak bir Satyr'in mermerden heykeli bir araya getirilmiştir. Heykel bugün Kütahya Müzesi'nde sergilenmektedir. Onur yazıtı ile Satyr heykeli arasındaki ilişki, Geç Antik dönem dekor anlayışında içerik endişesi olmadığını ve burada sütunlu bir caddenin çeşitli unsurlarla süslenmesi gayesinin güdülmüş olduğunu göstermektedir.
Sütunlu caddenin yapılması için, ortadan kaldırılan en önemli yapı Artemis tapınağı idi. Volütlerın altlıklarında dik duran akant yaprakları ile bezeli zengin süslemeleri dikkati çeken kuzeydoğu galerinin görkemli İon başlıkları bu tapınağa aittir. Başlıkların üzerindeki aynı binaya ait arşitravlarda Tanrıça Artemis'in ve tapınağı vakfeden Asklepiades'in adı geçen uzun bir yazıt vardır. Bu yazıtla tapınağın İmparator Claudius (M.S. 41-54) Döneminde inşa edildiğini söylemek mümkün olmaktadır. Kuzeydoğu galerinin tabanında döşeli olarak ele geçen iki plaka, aslında tapınağın alınlık üçgenindendir. Bunlardan birinde Artemis'in atribüsü olan geyik, alçak kabartma olarak işlenmiştir. Geç Antik dönem sütunlu caddesinde kullanılan Artemis tapınağı parçaları sayesinde sekiz sütunlu tapınağın ön cephesinin rekonstrüksiyonu mümkün olmaktadır.
Yapımı için tapınak yıkılan sütunlu cadde, 6. yüzyıla kadar varlığını korumuş olup bir deprem neticesinde yıkılmış olmalıdır.
Aizanoi Hamam
M.S. 3. yüzyılın 2. yarısında şehrin kuzeydoğusunda aslında var olan büyük kireçtaşı bloklardan oluşan bir bina içine ikinci büyük bir hamam inşa edilmiştir.
Hamam mekanlarından birinde, ortada Satyr ve Menad betimli kaliteli bir mozaik taban vardır. M.S. 4. veya 5. yüzyıldan sonra bu hamamın ana mekanı düzenlenmiş ve Aizanoi'ni erken Hıristiyan cemaatinin yöneticiliğine atanan piskoposluk merkezi işlevini görmüştür.
Aizanoi Hamam ve Yuvarlak Yapının Kalıntıları
Stadion ve tapınak alanı arasında, M.S. 2. yüzyılın 2. yarısına ait, önünde sütunlu avlusu ve zengin süslemeleri bulunan bir hamam yer almaktaydı. Simetrik bu yapının güneydoğu yarısı 1978-1981 yıllarında kazılmıştır. Hamam mekanlarının zengin mermer kaplamaları ile su ve ısıtma kanal kalıntıları, bugün bile görülmektedir.
Frigidarium ve caldarium gibi esas yıkanma odaları yapının ortasındadır. Bunlara çok sayıda yan mekanlar açılmaktadır. Bu mekanların en büyüğünde bir apsis içinde Tanrıça Hygieia'nın mermerden bir heykeli vardı. Kuzeydoğuda hamam yapısının önünde spor çalışmalarının yapıldığı kare biçimli büyük bir avlu (palaestra) yer almaktaydı. Palaestra'nın kuzeyindeki tarlalarda bulunan büyük taş bloklar, burada, içi yuvarlak, dışı çokgen biçimli görkemli bir mezar yapısının yer almış olabileceğini göstermektedir.
Agora, Heroon ve Dor Sütunlu Avlu
Penkalas (bugünkü Kocaçay) Irmağı'nın batı yakasında Aizanoi yeni kent merkezinde görkemli yapılara, Zeus tapınağı ile başlanmıştır. M.S. 2. yüzyılın ortalarında küçük bir tapınak olarak kabul edilen bir heroon bulunan ve etrafı galeriyle çevrelenmiş olan agora inşa edilmiştir. Güneyde Dor sütunlu galeriyle çevrili alan, tapınağı çevreleyen galeriden daha önce yapılmıştır. Bu görkemli yapıların çoğu bugün köy ev ve bahçelerinin altında kalmış olup çok az bir kısmı günümüze kalmıştır.
Tapınak düzlüğünün güneydoğusundan geçen yolun hemen yanında, agoranın kalp biçimli bir köşe sütunu görülmektedir. Üzeri kısmen Ortaçağ surlarının yatay sütunları, bir kısmı da diğer antik yapılardan devşirme olarak kullanılan mimari parçalar tarafından örtülmüş olan Dor sütunlu avlunun kuzey köşesi 1997 yılında kazıldı. Köy evleri ve bahçeleri arasında bulunan galerili Dor sütunlu avlunun doğu köşesi ve avlunun gerisindeki mekanlar 1981 ve 1982 yıllarında kısmen kazıldı.
Mermer kaplı bir podyum üzerinde bulunan heroonun güneybatı duvarında, kuzeybatıdan podyumlu tapınak yapısına doğru giden bir merdivenin izleri kısmen görülebilmektedir. Bu yapının şehrin ileri gelenlerinden birinin anıt mezarı olduğu sanılmaktadır.
Aizanoi Zeus Tapınağı
Şehrin ana kutsal alanı olan Zeus tapınağının yapılabilmesi için , Anadolu'nun erken evrelerine ait tabakaların ortadan kaldırılmış olduğu, son kazılarda ortaya çıkmıştır. Tapınak avlusunun seviyesinde, hemen altında Erken Bronz Çağı II'ye (M.Ö. 2800-2500) tarihlendirilen keramik parçaları ele geçmiştir. Ortadan kaldırılan tabakaların molozları tapınak alanının tekrar dolgusu sırasında kullanılmış olmalıdır. Tapınağın yapımına M.S. 2. yüzyılın 2. çeyreğinde başlanmıştır. Yapımı için gerekli harcamalar, olasılıkla geniş tapınak arazilerinin icara verilmesiyle sağlanmıştır. Toprağı kiralayanlar uzun yıllar para ödememekte direndiler. Ancak İmparator Hadrian'ın kararıyla paralar ödenince tapınağın inşaasına başlanabildi. İmparator ile kent arasında bu konuyla ilgili yazışmalar Aizanoi için o kadar önemliydi ki, tapınağın ön galerisinin (pronaos) kuzey tarafında özel olarak bu yazıta hazırlanmış olan yerinde bugün dahi bulunmaktadır. Aynı duvarın dış tarafında da uzun yazıtlar vardır. Burada, köprünün yazıtından bildiğimiz M. Apuleius Eurykles'ten söz edilmektedir. Yazıt, Eurykles'in erdemlerinden ve kent için yaptığı işlerden övgü ile bahsetmektedir. Tapınağın yazıtlarının ve kesme taşlarının üzerinde savaş sahnelerini, atlıları ve atları gösteren çizimler vardır. Bu çizimler, 13. yüzyılda tapınağın etrafındaki surlarda korunak arayan Çavdarlar'ın yaşamlarından sahneler göstermektedir. Peristasiste kısa yanların her birinde 8, uzun yanlarda 15'er İon sütunu yer alır. Sütunlarla iç mekanlar (pronaos, cella ve opisthodomos) arasındaki uzaklık, sütunlar arasındakinden iki defa daha geniştir; böylece burada pseudodipteros planlı bir tapınak uygulanmış olmaktadır. 53 x 35 m. ölçülerindeki podyum üzerine yapılmış olan tapınak ile tonozlarla örtülü büyük bir alt yapının birleşimi, Anadolu'daki Roma mimarlık sanatında pek alışılmamış bir durumdur ve tam bir benzerine rastlanmamıştır. Cella, opisthodomos ve pronaosu bütünüyle kaplayan alanın altındaki alt yapının daha önceki araştırmalarda
Aizanoi'de Meter Steunene adıyla tapınılan Anadolu'nun Tanrıça Kybele'sinin kült yeri olduğu düşünülmektedir. Tapınağın kuzeybatı alınlığında orta akroterde bir kadın büstünün bulunması, tapınağın yalnız tanrıların babası Zeus'a değil, aynı zamanda Tanrıça Kybele'ye de adanmış olduğunu gösterir. Son araştırmalar ise tapınağın çift tanrıya, hem Zeus hem de Kybele'ye adanmış olamayacağını ortaya koymuştur. Etki uyandıran alt yapı ise belki de kehanet yeri veya tapınağın deposu işlevini görüyordu. Kadın büstü biçimli akroter, tapınağın önünde, buluntu yerine yakın bir yere konmuştur.
Aizanoi Şehir ve Köprüleri
Antik dönemde Penkalas denilen Kocaçay'ın her iki yakasında, Aizanoi'den günümüze kalan yapı kalıntılarının büyük bir kısmı Roma İmparatorluk Dönemi eserleridir. İlkbaharda bugün dahi kabaran sulardan korunmak için her iki kıyıda iri kesme taşlardan yapılmış koruma duvarları bulunmaktaydı. Antik dönemde iki yakayı birbirine bağlayan dört köprüden ikisi bugün bile geçişe hizmet etmektedir. Üst taraftaki alçak ahşap köprü yaya geçidi amaçlı kullanılmaktaydı. Onu takip eden beş kemerli taş köprü günümüze dek koruna gelmiştir. Yıkılmış olan üç kemerli köprüyü ise günümüzde de bütün trafik yükünü beş kemerli yapısıyla taşıyan şehrin ana köprüsü izler. Köprü korkuluğunun bir kaidesi üzerindeki yazıttan, açılış merasiminin M.S. 157 yılının eylül ayında yapıldığı anlaşılmaktadır. Yazıt ve kabartmalı iki korkuluk taşı bugün dördüncü köprünün önünde sergilenmektedir. Kabartmada, köprüyü bağışlayan M. Apuleius Eurykles'in deniz yolculuğu gösterilmektedir. Eurykles, İmparator Hadrian tarafından kurulan, Panhellenion denilen Hellen Birliği'nde, M.S. 153 ve 157 yılları arasında Aizanoi'u Atina'da temsil etmiştir ve M.S. 157 yılının sonbaharında Aizanoi'e geri dönmüştür. Köprüye 1990 yılında karayolları tarafından yeni korkuluklar konmuş ve yeniden kaplanmıştır.
Alabanda - Aydın (Araphisar)
Alabanda - Aydın (Araphisar)
Aydın İli'nin Çine İlçesi'ne 7 km. uzaklıktaki Araphisar Köyü üzerinde kurulu Karia kentlerinden biridir. Byzantion'lu Stephanos'un bildirdiğine göre şehire bu ismi kral Kar, oğlu Alabandros'un at yarışı kazanması üzerine vermiştir.
Alabandalıların büyük bir zenginliğe sahip olduğunu, lüks içinde yaşadıklarını ve şehirdeki bütün kızların harp çaldıklarını Strabon'dan öğreniyoruz. Halil Ethem Bey'in yaptığı kazılarda iki tapınağın temelleri ortaya çıkarılmıştır.
Kenteki önemli yapılardan biri bouleuteriondur. Bunun dışında doğuda yoğun şekilde görülen lahitler nekropolün burada yer aldığını göstermektedir. Bunun dışında su kemeri ve tiyatro görülebilen yapılardandır.