Travel Turkey İzmir Fuarı açıldı
İzmir'de gerçekleştirilen Travel Turkey Turizm Fuar ve Konferansı'nın açılışına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, hedeflerinin 5 yıl içinde Türkiye'yi turizmde dünyada ilk beş içine sokmak olduğunu söyledi..
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye'yi 5 yıl içinde dünyada turizmden en fazla pay alan ilk beş ülke içine sokmayı hedeflediklerini bildirdi.
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) ve İZFAŞ'ın bu yıl ilkini düzenlediği Travel Turkey İzmir Fuarı, Kültür ve Turizm Bakanı Günay'ın da katılımıyla Uluslararası Fuar Alanı'nda törenle açıldı.
Günay, açılışta yaptığı konuşmada, turizmin tüm dünyada gelişen en önemli sektörler arasında yer aldığını, Türkiye'nin bu alanda söz sahibi olması için çalışmalar yaptıklarını ifade etti. Yapılan çalışmalarla, Türkiye'nin dünya turizminde ilk on ülke arasına girmeye yönelik sağlam adımlar attığını, ama bunu yeterli görmediklerini dile getiren Günay, şöyle konuştu:
''Hedefimiz, beş yıl içinde, 2012 yılına kadar, turizmde Türkiye'yi ilk beş içine sokmak ve çok daha fazla kişinin ziyaret etmesini sağlamak, turizmden daha fazla pay almaya çalışmaktır. Bunun için turizmi çeşitlendirmemiz gerekiyor. Türkiye'ye gelen turist daha çok deniz-kum-güneş için geliyor. Oysa bunu kültür, termal, kongre turizmiyle çeşitlendirmemiz lazım. İzmir bunun için önemli bir potansiyel oluşturuyor. Bu çerçevede kültür, termal ve kongre turizmine yönelik altyapı çalışmalarına hız vermemiz lazım.''
İzmir ve Ege Bölgesi'nin, sahip olduğu zenginliklere ve potansiyele karşın ne Türkiye'de ne de dünyada yeterince tanındığını, bunun sonucunda da turizmden hakkını alamadığını belirten Günay, İzmir'in ve Ege'nin sağlık, kongre ve kültür turizm merkezi olabilmesi için hep beraber, omuz omuza, el ele vererek çalışacaklarını dile getirdi. İzmir'in EXPO 2015 adaylığına da değinen Bakan Günay, bunun İzmir için önemli bir fırsat olduğunu ve doğası, insanı, tarihi zenginliğiyle İzmir'in Milano ile rekabet ettiği bu yarışta ipi göğüsleyeceğine inandığını belirtti.
Uzun yıllar sonra turizm alanında İzmir'de açılan bir ilk fuar olma özelliği taşıyan Travel Turkey İzmir'i ''yakılan bir turizm meşalesi'' olarak nitelendiren Ertuğrul Günay, ''Bu turizm meşalesini ateşini söndürmeden yükseklere taşımak hepimizin görevidir'' dedi.
KÜLTÜR TURİZMİ SEMPOZYUMLARI
TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy da İzmir'in turizmden hak ettiği değeri yeterince göremeyen bir kent olduğunu söyledi. Bakan Günay'ın fuar alanına gelişte kendisine ''İzmir'i beraber omuzlayacağız'' dediğini ifade eden Ulusoy, ''Bu çok güzel bir cümle. Beni çok mutlu etti. Evet, İzmir'i, Ege'yi beraber omuzlayacağız. Turizm, Türkiye'de burada başladı, burada gelişti. İzmir'e, Ege'ye hakkını vereceğiz'' dedi.
Ulusoy, bu amaçla TÜRSAB olarak çeşitli çalışmalar yaptıklarını, Kuşadası'nda Türkiye'nin en büyük kongre merkezini inşa ettiklerini, bu merkezin gelecek yıl 29 Ekimde Ege Bölgesi'ne kazandırılmış olacağını bildirdi.
Ayrıca, kültür turizminin geliştirilmesi için sempozyumlar düzenlediklerini belirten Ulusoy, ilkini İstanbul'da, ikincisini Nevşehir'de düzenledikleri kültür sempozyumunun üçüncüsünü İzmir'de yapacaklarını bildirdi.
DİĞER KONUŞMACILAR
İzmir Valisi Cahit Kıraç da ilk kez düzenlenen fuarın turizm alanında yabancı sermayenin Türkiye'ye olan ilgisini artırmak açısından önem arz ettiğini söyledi. Turizmin ekonomik getirisinin yanı sıra insanların bakış açısını genişleten bir sektör olduğunu ifade eden Kıraç, turizm potansiyelinin geliştirilmesi için tanıtımın önem taşıdığını kaydetti. Fuara, onur konuğu şehir olarak katılan Şanlıurfa'nın Valisi Yusuf Yavaşcan da İzmir Turizm Fuarı'na onur konuğu şehir olarak katılmaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Türkiye'nin başta Mezopotamya olmak üzere, insanlığa ve medeniyetlere beşiklik etmiş bir bölge olduğunu belirten Yavaşcan, bu nedenle bölgenin, kültür turizmi açısından önemli bir potansiyel taşıdığını kaydetti.
Dünyada kültür ve inanç turizmine gösterilen ilginin son yıllarda önemli artış gösterdiğini ve bu artışın sürmesinin beklendiğini ifade eden Yavaşcan, ''Şanlıurfa'nın bundan ciddi düzeyde yararlanacağına inanıyorum'' dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da İzmir ve Ege'nin turizm potansiyeli açısından zenginliklerinin herkesçe bilindiğini, ama buna karşın turizmden gerekli payı alamadığını belirtti. Bu gerçekten hareketle göreve geldiklerinden bu yana 3,5 yıldır ''bunun için ne yapabiliriz'' sorusuna cevap aradıklarını dile getiren Kocaoğlu, bu noktada cevap buldukça eyleme geçerek projeler geliştirdiklerini söyledi. İzmir'in kongre ve fuar merkezi, kültür-sanat merkezi eksiklikleri bulunduğunu ifade eden Kocaoğlu, bu alanda ilk etapta Gaziemir'de 70 bin metrekarelik bir fuar alanıyla 5 bin kişilik kongre merkezi yaptırdıklarını, ayrıca Türkiye'nin en büyük kültür sanat merkezinin yapımına devam edildiğini bildirdi.
Turizmde gelişim için planlamanın da önem taşıdığını ifade eden Kocaoğlu, İzmir'de bu amaçla ''liman arkası'' olarak tabir edilen 500 hektarlık alanı gökdelenler bölgesi olarak planlandığını kaydetti. Bakan Günay, törenin ardından stantları gezdi. Törene ayrıca, KKTC Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ da katıldı.
Fuarın açılış törenine, fuarın partner ülkesi seçilen Yunanistan'dan gelecek resmi heyetin, ülkelerindeki genel grev uygulaması nedeniyle açılışa katılamadıkları bildirildi.
Bakan Günay'ın Yunanistan standını ziyareti sırasında, üzerinde Türk ve Yunan bayrakları bulunan baklava ikram edildi.
Fuara Yunanistan partner ülke, Şanlıurfa ise onur konuğu şehir olarak katılıyor. Suriye, Malezya, Maldivler, Güney Afrika, KKTC ve Tunus'un da katılımcı ülke olarak yer aldığı fuarda, 185 firma stant yer alıyor. Uluslararası Fuar Alanı'nda düzenlenen organizasyon 16 Aralıka kadar sürecek.
27 Aralık 2007 Perşembe
Travel Turkey Izmir Fuari
27 Kasım 2007 Salı
Likya'nin Kaya Mezarlari - Lykia

LIKYA'NIN KAYA MEZARLARI
Cenaze törenlerinin en eskisinin günümüzden yaklaşık 150.000-60.000 yıl öncesine uzanan dönemde yaşamış Neandertal insan tipine ait olduğu saptanmıştır. Aletleri kullanmayı ve ateşi kontrol etmeyi öğrenen Neandertal insanının, ölülerini gömmeye başladığı, 1960'larda Kuzey Irak'ın Zagros Dağlarında yapılan bir kazı ile kanıtlanmıştır. Kazı sonucu, ölünün bedeninin toprak boyalarla boyandığı, etrafına yüzlerce çiçeğin bırakılmış olduğu, toprak analizleri ile tespit edilmiştir. Bu keşif, insanoğlunun bilinen en eski cenaze törenini ortaya çıkarmıştır.
Ölümden sonra tekrar hayata dönme düşüncesi her toplum için geçerli olmuş, ölümsüzlük üstüne düşünceler, giderek daha da gelişmiş, törenler farklılaşmış, insanların hayattan ayrıldıklarında sonsuz uykuya yatacakları mekanların düzenlenmesi kaygısı başlamıştır.
Ölen kişinin mezarına, öbür dünyada kullanması için eşyalar, kıymetli armağanlar bırakılmıştır. Mezar mimarileri de, kişilerin yaşamlarındaki standarda göre farklılaşmış, mezar yapılarının sade veya son derece ihtişamlı görüntüleri ortaya çıkmıştır. Hayattan ayrılan kişinin ekonomik ya da siyasi gücüne göre hazırlanan mezar yapılarının en etkileyici örnekleri Mısır'daki piramitlerdir.
Ölüyü, eve benzer bir mimari yapı içinde gömme adeti, Anadolu'da MÖ 3. binde başlamış, Roma İmparatorluk devrinin sonlarına kadar da kesintisiz sürmüştür. Küp ve oda şekilli mezarlar, lahitler, tümülüsler, anıt ve kaya mezarları, Anadolu'daki farklı uygarlıkların kültürlerini sergileyen en güzel örneklerdir.
Anadolu mezar geleneği içerisinde kaya mezarları ayrı bir özellik sergiler. MÖ 1. binde hüküm sürmüş Anadolu uygarlıklarına ait kaya mezarları, oldukça yaygındır. Antik Çağda Karia ile Pamphylia olarak anılan bölgenin arasında yer alan Lykia'da (günümüzde Antalya ile Dalaman Çayı arasında kalan bölge), Anadolu kaya mezarlarının en etkileyicileri bulunmaktadır. Anadolu'nun en güzel coğrafyalarından biri olan bu bölgenin kaya mezarları, doğayla eşsiz bir uyum içindedir. Lykia'yı ünlü kılan da budur.
İlk kez 18. yüzyılın sonuna doğru bölgeye gelen gezgin ve araştırmacılar tarafından farkedilen Lykia mezar anıtları, çeşitli yayınlarla dış dünyaya tanıtılmış, o tarihlerden itibaren yerli ve yabancı bilim dünyasının dikkatini çekmiş ve bir çok çalışmaya konu olmuşlardır.
Bıraktıkları anıtsal kalıntılardan, dağlık ülkelerinde, dışarıya kapalı bir hayat sürdürdükleri ve özgürlüklerine düşkün oldukları anlaşılan Lykialılar, Anadolu'daki çeşitli milletler arasında daima farklı bir yer tutmuşlardır. Yerel dilleri halen çözülemeyen Lykialılar, yabancıların hakimiyetine uzun süre karşı koymuş ve Anadolu'da Roma'ya dahil olan en son eyalet olmuştur.
Lykia halkı, bölgenin son derece dağlık ve ormanlık oluşu nedeniyle belli başlı şehirlerini ya kıyıya ya da Ksantos vadisine kurmuştur. Antik dönemdeki nüfusun tüm bölgede 200.000 kişiyi geçmediği sanılmaktadır. Bölge halkının yarattığı uygarlık izlerindeki taş işçiliğinin kalitesi dikkat çekicidir. Bu durum özellikle mezar mimarisinde kendisini göstermektedir.
Lykia'nın mezar yapılarının pek çoğu Büyük İskender (MÖ 4. yüzyıl) döneminden önceye aittir. Adeta birer tapınak görünümde olan Lykia kaya mezarları, dağların yamaçlarına, insanların kolaylıkla ulaşamayacağı noktalara oyulmuşlardır. Bölgenin jeolojik yapısının yumuşak kireçtaşından oluşması, kayaların kolaylıkla işlenebilmesine olanak vermiştir. Bu özelliğinden olsa gerek Anadolu'nun hiçbir yerinde Lykia'daki kadar yoğun kaya mezarına rastlanmaz.
Kaya mezarları genellikle İon düzeninde iki sütun, bir arşitrav ve alınlık içerir. Sütunlu bölümün arkasında kaya bloğunun oyularak derinleştirildiği iç cephe, mezar odasına girişi sağlayan anıtsal bir kapı ile içeri açılır. Mezar odasında da ölülerin yatırıldığı ve armağanların bırakıldığı taş sedirlerden oluşan sade mekanlar vardır. Sedirlerin sayısı, mezar odasının iç mekanının genişliğine göre değişmektedir.
Bazı kaya mezarlarının dış cephelerine, mezar sahibinin özelliklerini ya da dönemin önemli olaylarını anlatan kabartmalar yapılmıştır. Kabartmalarda cenaze yemeği olarak bilinen sympozyum sahneleri sıklıkla görülür.
Mezar kabartmalarında mitolojik figürler ve kahramanlar da konu alınmıştır. Anadolu efsaneleri içerisinde özgün bir yer tutan Bellerophon ve Chimaira (Bellerophon adlı kahramanın, kanatlı atı Pegasus'un yardımı ile ağzından ateşler çıkararak bölgeye korku salan üç başlı canavar Chimaria'yı öldürmesi) öyküsü, birçok Lykia kaya mezarında resmedilmiştir.
Bazen mezar yapıları o kadar sıklıkla yapılmışlardır ki uzaktan bakıldığında dağın yamacına oyulmuş binlerce kuş yuvası izlenimini vermektedir. Bazı merkezlerde 2000'in üzerinde kaya mezarı yer almıştır.
Antik çağda Lykia'da mezar kültürü dönemin zenginliğini göstermektedir. Bu zenginlik mezara bırakılan kıymetli hediyelerin çokluğu ve çeşidi açısından da kendini göstermiştir. Ancak, mezarların içindeki kıymetli hediyeler antik çağdaş itibaren soyguncuların iştahını kabartmıştır. Bu nedenle Lykia mezar yapılarının üzerinde, bir çok mezar kehaneti bulunmaktadır. Bu kehanetlerde mezarın tahrip edilmemesi ve başka amaçlarla kullanılmaması için etkili sözler bulunmakta ve mezara girecek kişinin tanrılar tarafından cezalandırılacağı anlatılmaktadır. Ne yazık ki, bu önlemler de, kaya mezarlarının soyulmasına engel olamamıştır.
* Şengül Aydıngün, sanat tarihçi.
19 Kasım 2007 Pazartesi
Bartın Amasra
Bartın'ın tarihi dokusuyla ünlü ilçesi Amasra'da, yılbaşı ve Kurban Bayramı için rezervasyonlar doldu.
Tarihi kalesi, anıt eserleri, cami, kilise, doğal güzellikleri ve mutfak kültürüyle turistlerin ilgisini çeken Amasra'yı, yılda yaklaşık 250 bin kişi ziyaret ediyor.
Yaklaşık 3 bin yıllık tarihi geçmişe sahip ilçe, kültür turizmi açısından da tercih ediliyor.
Amasra Belediye Başkanı Ali Yıldırım,
Kurban Bayramı'ndan haftalar önce otel ve pansiyonlardaki odaların
tamamının dolduğunu, yaklaşan yılbaşı için de doluluk oranının üst
seviyede olduğunu söyledi.
Yıldırım, ''konaklama ücreti, otellerde kahvaltı dahil 50-100 YTL, ev
pansiyonlarında ise konutun donanımına göre 60-100 YTL arasında
değişiyor. İlçemizde, 2 bin civarında kişi konaklayabiliyor" dedi.
Amasra'ya turistlerin ilgisinin arttığına değinen Yıldırım, yaptığıklerı tanıtım çalışmalarının rolünün önemini de vurguladı.
17 Kasım 2007 Cumartesi
Didim - Aydin
Didim - Aydın
Didim Aydın'ın gözbebeği mekanlarından sadece birisidir. Ülke güzelliklerimizden sadece birisidir. Denizi muhteşemdir. Tuzlu olması yanında başka bir olumsuz özelliği yoktur. Altınkum Plajı Türkiye çapında meşhurdur.
Kuşadası ve Bodrum'a olan yakınlığı da diğer bir artısıdır. Sahip olduğu antik kentler tarihi zenginliğini ortaya sermektedir. Doğal güzelliklerinin yanında tarihi özelliği nedeniyle tercih nedenidir. Günlük turlar ile kültür turizmi mümkündür.
Didim Altınkum Plajı'nda deniz girilebilir. Didim Apollon Tapınağı, Milet, Milet Tiyatrosu, Faustina Hamamı, Serapis Tapınağı gezilebilir.
Didim - Aydın
Kemer - Antalya
Kemer - Antalya
Akdeniz kıyısında doğal güzellikleri ve doğası ile mükemmel bir tatil yeridir. Antalya'ya 40-4 km mesafededir. Kemer otelleri, oldukça uzun sahil şeridi, deniz, güneş ve kumun en güzeli ile tatil fırsatını Kemer'de geçirmek isteyenlere güzel bir tatil vadediyor. Kemer tatil yapmak isteyenler için hem lüks hem de daha hesaplı alternatifleri sunarak uygun bir tatil alternatifi oluşturuyor. Tekne ile deniz turları yapma ya da Toros'lara uzanan yürüyüş parkurlarına katılarak gezme imkanlarıyla diğer bazı tatil beldeleri ile arasında fark oluşturuyor Kemer. Sualtı sporları ile ilgilenenler için de Kemer pek çok doğal güzellik sunuyor. Pek çok dalış meraklısı her sene Kemer'e gidiyor ve bu sporun tadını orada çıkarıyorlar. Gece hayatı mı? E gündüzleri bu kadar güzel geçirten bir kent gecenizi ziyan edecek değil ya...
Kemer tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Phaselis, Olimpos, Chimera (Yanartaş), Tekirova, Beldibi, Peynirdeliği ve Sırtlanini Mağaraları, Idyros Antik Kenti, Adrasan, (Çavuşköyü).
Kemer ülkemizin gözbebekleri arasında yer almaktadır. Hiç düşünmeden gidilebilecek bir Antalya güzelliğidir. Referansı Antalya'dır :)
Kemer - Antalya