16 Ağustos 2007 Perşembe

Sanattan ve Kulturden Uzak illerimiz

Her ne kadar uzay çağındayız desekte, artık herşey internet üzerinden desekte gerçekleri görmek lazım. Türkiye'de hala bir çok ilimizde ne doğru düzgün bir sinema var ne de düzgün faaliyet gösteren bir kültür merkezi var. Bazılarında sadece fiziken bulunup herhangi bir faaliyet olmamakta ayrıca. Ama en azından açılsın da insanlar bir haberdar olsun buralardan. İnsan görmediği şeyi bilmez..!


Bu illere sanat giremiyor

Türkiye’de “sanat”ın gerçekleştirilebileceği ya da sunulabileceği “sanat mekanları”nın sayısı “düşündürücü” bir tablo ortaya koyuyor.

Atatürk’ün “bir toplumun candamarlarından biri” olarak nitelediği sanatın dallarından tiyatronun sergilenebileceği bir salon, 40 ilde bulunmuyor.

20 ilde ise dünyada milyonları etkileyen ve 7. sanat dalı olarak anılan sinema yapıtlarının gösterilebileceği sinema salonu yok. Kültür merkezleri açısından iller bazında ortaya çıkan tablodaki eksik ise 13...

Kültür sanat etkinlikleri açısından en yoksul bölgelerin başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu geliyor. Bu bölgelerde yaşayanlar, tiyatro ve sinema gibi kültürel etkinliklerden yeteri kadar yararlanamıyorlar.

Doğuda 10 ilde tiyatro, 7 ilde sinema salonu, 2 ilde kültür merkezi bulunmuyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Ağrı, Bitlis, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Tunceli, şırnak, Ardahan gibi illerde hem sinema hem de tiyatro salonu bulunmazken, Erzincan, Malatya, Iğdır gibi illerde de tiyatro salonu inşa edilmemış.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki illerde, kültür merkezi ve sergi salonu sıkıntısı çekilmiyor; sadece Van ve Bitlis’te, kültür merkezi yok.

Doğu illerinde, kültürel etkinlik açısından en zayıf il olan Bitlis’te, ne sinema salonu ne tiyatro salonu ne de kültür merkezi var. Türkiye’nin ekonomisinde ağırlıklı yeri olan bölgelerden Ege Bölgesi’nde, Kütahya ve Uşak’ta tiyatro salonu, Manisa’da da kültür merkezi bulunmuyor.

SANATLA BULUŞAMAYANLAR

Sineması olmayan iller, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Çorum, Gümüşhane, Kars, Kırklareli, Mardin, Muş, Siirt, Tokat, Tunceli, Yozgat, Bayburt, şırnak, Ardahan ve Kilis.
Tiyatrosu olmayan iller ise Ağrı, Artvin, Balıkesir, Bilecik, Bitlis, Çanakkale, Çankırı, Erzincan, Gümüşhane, Hatay, Isparta, Kars, Kastamonu, Kırklareli, Kırşehirr, Kütahya, Malatya, Kahramanmara?, Mardin, Muş, Nevşehirr, Niğde, Rize, Sakarya, Siirt, Sivas, Tokat, Tunceli, Uşak, Yozgat, Zonguldak, Bayburt, Karaman, Kırıkkale, şırnak, Ardahan, Iğdır, Yalova, Karabük ve Osmaniye.

Balıkesir, Bitlis, Gümüşhane, Hatay, Isparta, Manisa, Kahramanmaraş, Nevşehirr, Niğde, Rize, Sakarya, Van ve Yalova’da ise Kültür Merkezi bulunmuyor.

AA

7 Ağustos 2007 Salı

Dim Cayi - Alanya - Antalya

Dim Çayı - Alanya - Antalya


Yorgunluğunuzu Dim Çayı'nın serin sularına bırakın. Akdeniz'in incilerinden Alanya deyince aklınıza kavurucu sıcaklar, nemiyle bunaltan bir hava tepenizde eksilmeyen kızgın güneş gelebilir. Bu tanıtımın 15 km. uzağında bulunan Dim Çayı'nın iklimi ve ortamı öylesine farklı ki... Ayaklarınız suda iken leziz alabalıklarınızı yer, çınar, çam, ceviz ağaçları gölgesinde yorgunluk atabilirisiniz. Belki de dayanamaz çayın serin sularına bırakırsınız kendinizi...

Alanya'ya bu kadar yakın olup Dim Çayı'nda iklimin 15 derece daha soğuk olması ve sıfır nem oranıyla Akdeniz'in yaz mevsimi içindeki bunaltıcı havasını bir anda sıyırıp atabileceğiniz bir ortam sunar Dim Çayı. Alakise adlı tepeden doğan Dim Çayı akış sesi kulağınızdan hiç eksilmez. Günün her saatinde büyük coşkuyla köpükler saçarak geçip gider önünüzden. Suyu buz gibidir. Küçük şelaleler çınar, çam, karaağaç, ceviz, kavak ve meşe ağaçlarının yemyeşil bitki örtüsü içinden geçerek akıp uzaklaşarak Akdeniz'e ulaşır.

Dim Çayı'nda fantastik piknik

Dim Çayı boyunca dere yatağına su içine yerleştirilmiş bir çok masa ve kıyılarda dere içi kır lokantalarına rastlanıyor. Piknik alanlarında taşlara, otlara, çiçeklere basan ayaklarınız burada buz gibi suya temas ediyor. Ancak suyun debisi bu zevke 15 Haziran'dan sonra fırsat tanıyor ve su ısısının zirvede olduğu Eylül ayına kadar sürüyor. Kıvrılarak akan çay, kenarlarına kurulu irili ufaklı bir çok restoran konuklarına servisi su içinde yapıyor. Serin suları piknikçiler aynı zamanda meşrubat ve meyvalarını soğutmak içinde kullanıyorlar. Turistlerin en büyük zevki kiralık ciplerle tozlu yolları turladıktan sonra tüm safari tozunu bu gibi sulara bırakmak ve çayın ortasında yemeklerini yiyip, sonrasında en derin yeri 3-5 metre olan çayın ortasına tekrar tekrar atlamak. Dim Çayı'nı sahilden itibaren 10. km.sinde binicilik ve rafting faaliyetlerinde bulunan bir de kulüp bulunuyor. Kulüp çevresinde eğitilmiş atlarla rehberler eşliğinde dolaşabiliyor, tüm malzemenin kulüp tarafından karşılandığı rafting turlarına da katılabiliyorsunuz. Alanya sıcaktan yanarken su ve kuş sesine karışan doğal klimalı serin ortamda dinlenen yerli-yabancı turistler güneş şiddetini kaybettikten çok sonra yöreyi terk ediyorlar.

Dim Çayı'na gelenler doğa harikası olan ve çaya yakınlığı ile ulaşım kolaylığı sağlayan Dim Mağarası'nı gezebiliyorlar.

NASIL GİDİLİR?

Alanya'nın Akçatı Köyü sınırları içerisinde bulunan Dim Çayı Alanya'ya 15 km. uzaklıkta. Özel aracınızla Alanya çıkışında sahil yoluyla Gazipaşa-Mersin yolunu takiben 5 km. gidiyorsunuz Alantur'a gelmeden sola ayrılan yol sizi Dim Çayı'na paralel istediğiniz piknik alanına ve restoranların yoğun bulunduğu bölgeye getirecek.

NE YENİR?

Dim Çayı boyunca her iki sahilde yer alan kır lokantalarında bir çok seçenek bulunuyor. İsteyenler su içindeki masalarda veya göl kıyısındaki teras ve ahşap platformlarda masa seçebiliyorlar. Yemek sonrası ise kerevetlerden oluşan dinlenme locaları, uykuyu sevenleri ağırlıyor. Isparta'daki tesislerden getirilen alabalıklar Dim Çayı'nın özel bölümlerinde balık yaşatma havuzlarında besleniyor. Piknikçiler bu balıklardan canlı da satın alabiliyorlar.

Restoranlarda ise tavuk ızgara, et ızgara, ve alabalık mönüyü oluşturuyor. Göl Piknik isimli restoran işletmecisi temizlenen alabalıklar içine karabiber, kimyon, kekik, sumak, kırmızı biber ve zeytinyağıyla hazırlanan özel soslar iki saat bekletiyor. Sosu iyice emen balıklar, daha sonra ızgaraya konarak odun közünde ağır ağır pişiriliyor. Yemek sonrası ise mart yemişi tercih edilenler arasında tercih ediliyor.

Dim Çayı - Alanya - Antalya

Hasankeyf - Batman

Hasankeyf'in Tarihi:

Hasankeyf’in Türk–İslam tarihi ve medeniyeti açısından önemli bir yeri vardır.

Hısnkeyfa olan bu şehrin adı “Kayahisarı” şeklinde tercüme edilir. Eski tarih ve kavimlerden bu tür kelimelerin anlamı “korunmaya musait” yer anlamına geldiği belirtilmektedir. Kalenin yekpare taştan olmasından dolayı çeşitli dillerdeki Hasankeyf ifadesi “Taş Kalesi” manasına gelmektedir.

Hasankeyf’in ne zaman kurulduğu, şimdiye kadar karanlıkta kalmış, eldeki bilgi ve verilerin yeterli olmaması nedeniyle kuruluşu hakkındaki görüşler , bir ihtimal olmaktan öteye gitmemiştir. Şehrin jeopolitik yapısı, önemi ve mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaraların, Hasankeyf’in çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu gösterir. Hasankeyf tarihi antik döneme kadar dayanmaktadır.

Hasankeyf; Diyarbakır ve Cizre şehirleri arasında önemli bir kara ve su yolu güzergahında olup, savaşların olmaması ve ticaret yollarının burdan geçmesi bir yerde Hasankeyf’i kültürleri kavşak noktası haline getirmiştir. İran ve iç asya kültürleri , doğu Akdeniz, Mezopotamya, Roma ve Bizans kültürlerini barındığından, Romalılar, İran sınırını denetim altında tutabilmek için Hasankeyf’e kale inşa edilmiştir. Miladi üçüncü asırda İranlılar Mezopotamya yı ele geçirince Roma imparatoru Diyokletion harekete geçerek, bütün Mezopotamya ve Dicle nehrinin doğusundaki yerleri aldı. M.S. 633 yılında Hasankeyf’in Bizanslıların denetiminde olduğu ve 451 yılında Bizanslıların yaptırdıkları kale ve korunma amaçlı yapıtları ile şehrin denetimine müslümanlar tarafından feth edilene kadar sahip olmuşlardır. Hicri 17. yılda Hasankeyf islam orduları tarafından ele geçirilmiştir. Antik kent, sırası ile Emeviler ve Abbasiler döneminden sonra, Hamdaniler (906-990), Mervanıler (990-1096) denetiminde kalmış, daha sonra Artukoğulları eline geçmiştir. Artuklular, Türkmen sülalesinden olup, Hasankeyf’e en parlak dönemini yaşatmışlardır. Artukoğulları Hasankeyf ile beraber Diyarbakır, Mardin ve Harput’ta hüküm sürmüşlerdir. Selçuklu sultanı Alparslan ve Melikşah gibi değerli devlet adamlarının, ileri gelen komutanlarından Artuk, 1071 Malazgirt savaşından sonra bölgeyi Selçukluların hakimiyetine katarak Selçuklulara önemli bir katkıda bulunmuştur.

Artukoğlu Sökmen 1101 yılında Hasankeyf’i ele geçirip burada önemli tarihi eserler yaptırmıştır. Böylece Devlet İdaresinde yeniden bir yapılanmaya gidilmiştir. Göçebelik hayatından yerleşik sisteme geçilmiştir. Yönetimin halk kitlelerine dayanması, Artuklulara bağlı bölgelerde yarı müstakil bir hükümranlık anlayışı ile divanlar oluşturulmuştur. Haçlı akımlarına rağmen ilim, sanat ve kültürel sahada büyük çalışmalar gösterilmiştir. Darphaneler kurulup, devletin iktisadi yapısı hep canlı tutulmuştur. İlime ve ilim adamlarına büyük önem verilmiş, hasankeyf şehir kalesine su getirilerek önemli bir teknik deha yaratılmıştır. Mekanik alanda kitaplar yazılmış, makinalar, pompalar, fiskiyeler, su terazileri ve müsiki aletleri yapılmıştır.

1232 yılında Eyübi Sultanı El-Kamil El-Malik tarafından Hasankeyf ele geçirilmiştir. Ortaçağın ve şarkın en kuvvetli devletlerinden olan Eyyübiler Mısır, Süriye ve Yemende hüküm sürmüşlerdir. Böylece Eyyübi hükümdarlarının şehri ele geçirmeleri ile birlikte 130 senelik Artukoğulları dönemi sona ermiştir.

Selahaddini Eyyübiden sonra Eyyübiler bir çok emirliklere ayrılmış olup, Hasankeyf Eyyübi hükümranlığı da bunlardan biridir. Eyyübiler çok önemli eserler yaptırmış, ilim, sanat ve kültürel alanda miraslar bırakmışlardır. Özellikle mimari sahada faaliyet gösteren Hasankeyf Eyyübileri tarihteki yerlerini almışlardır. Moğol istilasından Hasankeyf’te nasibini almış,Moğollar burayı ele geçirilerek yağma ve tahrip etmişlerdir.

Eyyübilerden sonra Hasankeyf’e Akkoyunlular hakim olup, 15. y.y başına kadar hüküm sürmüşlerdir. 1473 yılında uzun hasan ve Fatih Sultan Mehmet arasında yapılan otlukbeli savaşında uzun hasan’ın oğlu zeynel bey şehit olmuş ve Hasankeyf’te dicle nehri kenarında gömülmüştür. Akkoyunlulardan sonra Hasankeyf İran Sefavilerin hakimiyetine geçmiştir. 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim’in doğu seferi ile birlikte Hasankeyf Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bu dönemde Hasankeyf çevredeki aşiretleri idare eden merkezi bir hanedanlık konumunda olup, buna paralel olarak iktisadi ve ticari yapıda büyük bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde şehir nüfusunun 10.000. civarında olması ise Hasankeyf’in büyük bir yerleşim merkezi olduğu gösterir. Erken ortaçağ tarihi ve yapıtlarından anlaşıldığı üzere Hasankeyf’te kültür uygarlıkların kaynaştığı, yerleşik halkın, 7000. civarındaki yazları serin kışları sıcak olan ve ortaçağ şartlarında çok modern ev olan mağaralarda hayatlarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır.

HASANKEYF’E ULAŞIM VE KONAKLAMA

Hasankeyf , Batman-Midyat karayolu üzerinde yer aldığından önemli bir geçiş noktasında yer almaktadır. 35 km uzaklıktaki Batman’dan ulaşmak mümkün olduğu gibi, bir başka tarih hazinesi olan Mardin’den Midyat’a, oradan da Hasankeyf’e ulaşılabilmektedir. Hasankeyf’in Mardin’e uzaklığı 120, Midyat’a uzaklığı ise 50 km.dir.

Hasankeyf’e en yakın havaalanı Batman’da bulunmaktadır. Bölgenin önemli bir ulaşım noktası olan Diyarbakır havaalanı da Hasankeyf’e 135 km. mesafededir. Ayrıca Mardin’de de havaalanı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Batman’a demiryolları ile Türkiye’nin her yerinden de ulaşmak mümkündür.

Hasankeyf ilçe merkezinde şimdilik 10 yataklı Öğretmenevi ve 20 yataklı bir pansiyon dışında pek konaklama imkanı yoktur. Hasankeyf’e ve bölgeye turistik amaçlı gelenler toplam 1200 yatak kapasiteye sahip Batman il merkezinde konaklayabilmektedirler. Her kesimin ihtiyaçlarına cevap veren oteller gelen misafirlere hizmet vermektedir.


Coğrafi Durum:

Hasankeyf’in Denizden yüksekliği 520 metre olup, coğrafi konumu; 37 derece 43 dakika enlemde; 41 derece 24 dakika boylamda yer almaktadır. İlçemiz güneyindeki Midyat sıra dağları, kuzeyindeki raman sıra dağları arasında bir vadide yer almaktadır. Hasankeyf Batman-Mardin ve Batman-Şırnak ana karayolları üzerindedir. İlçede ortalama sıcaklık 25 derece olup, yazın sıcaklık 38-40 dereceler arasında kışın ise ortalama sıcaklık 6-8 dereceler arasında seyretmektedir. Yılın ortalama 90 günü yağışlı geçmektedir. Dicle nehri, bölgeye hayat veren bir akarsudur. Hasankeyf’te Dicle nehri kıyısında kurulmuştur


İlçeye ve tarihi Hasankeyf'e ait bu bilgiler http://www.hasankeyf.gov.tr/ Kaymakamlık sitesinden alınmıştır.


Devlet eliyle yapılan ve Avrupa'dan destekli Ilıca Barajı yüzünden Hasankeyf sular altında kalacaktır. Taşıma işlemi yapılsa da bu doğal güzellik, bu güzel kültür mirası yok olacaktır. Eğer bilgi almak ve gerekli yerlere otomatik olarak mail göndermek isterseniz aşağıdaki yazıyı okuyabilir ve verdiğimiz site adresinden siteye giderek formu doldurup destek verebilirsiniz.

Hasankeyf'e Sadakat

Geçmişi inkar edebilirsiniz. Geçmişe karşı da çıkabilirsiniz. Ama geçmişi yok edemezsiniz. Çünkü ortak geçmiş, bizim de geçmişimizdir.

Güzel bir yaşam, geçmiş ve geleceği birbirine bağlı bir çevrede kurulur. İnsanlar, Çatalhöyük'de olduğu gibi, zaten, geçmişlerini, hafızalarını korumak için yerleşik hayata geçmişlerdir.
Aslında geçmişi yok etme gayreti beyhudedir. Geçmişi inkar da öyle. Çünkü insan, geçmişi anımsadığı ölçüde vardır ve geleceğe koşabilir, daha da önemlisi geçmişe bakarak nereye koşabileceğini bilebilir.

Geçmişi yok ederek yapılan her eylem, gün gelir, geçmişin hayaletleri tarafından geri püskürtülür. Bu, tarih ve kültür için de böyledir. Doğa için de. Doğanın kendi belleği de canlı türleriyle devam eder. Yok edilen her tür, doğanın belleğinde bir boşluk yaratır. Bu boşluk, yeri doldurulamaz bir boşluktur, milyonlarca yıl geriye gidebilen bir boşluk. Doğa, bu boşluklarla aylakta durmakta güçlük çeker. Çünkü her türün diğer türe ihtiyacı vardır. Doğanın geleceği, geçmişinin devam etmesine bağlıdır.

Geçmişi yok edersen, geleceksiz kalırsın. Hasankeyf'i ikiye bölen Dicle, bir doğa harikasıdır aynı zamanda. Sayısız kuş, hayvan ve bitkinin yaşam suyudur. Hasankeyf kayalıklarında üreyen alaca yalıçapkını, küçük kerkenez, tavşancıl, kızıl akbaba, boz kiraz kuşunun örneğin, yurdudur. Mutlaka yaşatılması gereken bir nehirdir.

Hasankeyf'i feda edersek eğer, Ilısu Barajı'nın yılda 3.8 milyar kilovat saat enerji üreteceği hesap ediliyor. Bu enerjiye bu ülkenin ihtiyacı var deniyor.
Bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var. Hatta bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey, o enerjidir. Ama bu enerji barajın meydana getireceği elektrik enerjisi değildir, Hasankeyf'in enerjisidir.

Hasankeyf'i sular altına gömen bir ülkenin, şu kadar kilovat saat enerji için bunu yapan bir ülkenin, böyle bir ülkenin, geleceğini, elde edeceği elektrik aydınlatamaz.

Hasankeyf, Hesna de Kepha, Hısn Keyfâ, Cepha, Kastron Piskephas... Bu isimleri almış tarih boyunca. Biz de, Hasankeyf'i sonsuza kadar yok ediyoruz. Artık yeni bir isme gerek yok. Ne keyif ama!

Hasankeyf'in tarihinin Asur ve Urartu'ya kadar indiğini tahmin ediliyor. Daha kim bilir ne sırlar saklıyordur kalesi. Hasankeyf'in bugünkü adının kökeni Asurca ''kipani''den (kaya) geldiğini biliyoruz. Bu ad daha sonra `kaya kalesi' olarak Arapça söylenişiyle günümüze kadar gelmiş. Günümüze kadar.

Hısn Keyfâ melikesi kentini, fethe gelen Halid bin Velid'in eline hiç savaşmadan teslim etmiş, böylece kenti yıkımdan kurtarmıştı. İkinci Dünya Savaşı'nda sivillerin üzerlerine bombalar yağdıran ölüm makineleri bile, anıtsal yapıları ve kültürel kıymetleri yıkmamaya özen göstermişti.

En son 1260'daki Moğol istilası sırasında yakıp yıkılan kentti Hasankeyf, Osmanlılar zamanında da ticari bir kavşaktı, ama bir daha o eski ihtişamına kavuşamadı. Son darbeyi indirmek bize kaldı.
Roma'nın olmuş, Bizanslıların olmuştu, sonra Artuklu, Eyyübi ve Akkoyunlu sahip çıkmış, yaşatmış ve yüceltmişti. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti, Hasankeyf'i bitirecek mi? Türkiye Cumhuriyeti, kendi tarihini, kültürel tarihini, doğa tarihini, geriye doğru silerek mi yazıyor? Halfeti, Zeugma, Allonoi ve diğerleri...Hasankeyf'in kalesi bu kadar dirençsiz mi?

Bize, Hasankeyf'i korumak yok etmekten daha fazla enerji verir.

Özcan Yüksek
http://www.hasankeyfesadakat.com/

Turkiye'nin Her Yeri Bir Baska Cennet

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

Doğusu ile Batısı ile Türkiye cennet bir memleket.. Yabancı turistler Türkiye'nin güzelliklerinin bizden iyi biliyorlar desek yanlış olmaz.



ADANA
Pamuk ( Beyaz altın ), Adana Kebabı, Çukurova, Anavarza Kalesi, Misis Antik Kenti, Tekir Yaylası, Yaşar Kemal, Sakıp Sabancı

ADIYAMAN
Nemrut Dağı, Besni Üzümü, Pirin-Gümüşkaya Mağaraları, Kahta Çayı

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

AĞRI
Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı, Balık Gölü, Göktaşı Çukuru, Gürbulak Sınır Kapısı, Günbuldu Mağaraları

AFYON
Haşhaş, Kaymak, Afyon Sucuğu, Afyon Mermeri, Çağlayan Mesire Yeri, İscehisar Kayalıkları, Bayat Kilimleri, Hüdai, Gazlıgöl, Dinar ve Sandıklı Kaplıcaları

AKSARAY
Ihlara Vadisi, Eğri Minare, Yılanlı Kilise, Sultanhanı ve Ağzıkarahan Kervansarayları, Acemhöyük, Manastır Vadisi, Antik Nora Şehri

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

AMASYA
Amasya Elması, Borabay Gölü, Amasya Kalesi, Kral Kaya Mezarları, Ahşap Amasya Evleri, Darüşşifa ( Akıl hastalarının müzik ve su sesiyle tedavi edildiği ilk yer ), Şehzadeler Şehri

ANKARA
Ankara Kalesi, Anıtkabir, Tiftik Keçisi ( Ankara Keçisi ), Hacı Bayram Veli Türbesi, August Tapınağı, Roma Hamamı, Gordion ( Frigyanın Başkenti ), Atakule, Karum İş Merkezi, Kızılcahamam-Ayaş Kaplıcaları, Beypazarı Evleri

ANTALYA
Düden-Kurşunlu-Manavgat Şelaleleri, Dim-Damlataş-Karain Mağaraları, Olimpos-Beydağları-Köprülü Kanyon Milli Parkları, Konyaaltı-Lara-Patara Plajları, Turunçgil ve Seracılık Üretimi ile Alanya, Side, Manavgat, Kemer, Kalkan, Kaş Gibi Turizm Merkezleri, Tarihi Kaleiçi Evleri, Altın Portakal Film Yarışması, Kesme Çiçek Üretimi, Aspendos, Perge, Fhaselis, Termessos, Olympos Antik Kentleri

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

ARDAHAN
Kaşar Peyniri, Çıldır Gölü

ARTVİN
Boğa Güreşleri, Barhal Kilisesi, Sarp Sınır Kapısı, Çoruh Nehri, Karagöl - Sahara ve Hatilla Vadisi Milli Parkları, Kafkasor Festivali, Şalcı , Velimeşe

AYDIN
Deve Güreşleri, Büyük Menderes Nehri, Afrodisias-Milet-Didim-Priene Antik Kentleri ile Kuşadası, Aydın İnciri, Dilek Yarımadası Milli Parkı

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

BALIKESİR
Susurluk Ayranı ve Tostu, Manyas Gölü ve Manyas Yoğurdu, Ayvalık ve Edremit Zeytini, Kaz Dağları Milli Parkı, Bor mineralleri, Gönen-Manyas-Burhaniye Kaplıcaları, Kaz Dağları Sarıkız Şenlikleri, Şahin Deresi Kanyonu, Sütüven Şelalesi, Ayvalık-Altınoluk-Akçay-Ören Turizm Merkezleri, Hasanboğuldu, Tahtakuşlar Etnografya Müzesi, Balıkesir Kolonyası

BARTIN
Amasra Kalesi, İnkum Plajı, Bartın Çayı

BATMAN
Hasankeyf Türbesi ve Kalesi, Petrol Rafinerisi

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

BAYBURT
Bayburt Kalesi, Şehit Osman Türbesi, Aydıntepe Yeraltı Şehri, Sırakayalar Şelalesi

BOLU
Yedi Göller, Abant, Gölcük, Sünnet Gölleri, Mudurnu ve Göynük’ün Tarihi Ahşap Evleri, Kartalkaya Kış Sporları Merkezi, Mengen’in Aşçıları, Akkaya Travertenleri, Seben Kaya Evleri, Seben Elması, Aladağ Yaylaları, Mudurnunun Sarot ve Babas Kaplıcaları

BURDUR
Sagalassos Antik Kenti, İnsuyu Mağarası, Burdur ve Salda Gölleri

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

BURSA
Yeşil Türbe, Ulu Cami, Kozahan, İznik Çinileri, Cumalıkızık Köyü ve Evleri, Uludağ Milli Parkı, Kestane Şekeri, Şeftali, Bıçak, Havlu, Gemlik ve Mudanya nın Zeytini, İnegöl Köftesi, Çekirge-Oylat Kaplıcaları, İskender Kebabı, İnkaya Çınarı, Mihaliç Peyniri, İznik Gölü,Emsali zor bulunan IRGANDI köprü, Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbesi, Emirsultan türbesi,Molla Gürani Türbesi, Molla Fenari Türbesi, Karagöz ve Hacivat, Üftade Türbesi, Hisar ve Orta Pazar mahallelerindeki surlar ve Osmanlının Bursa ya ilk girdiği Kapı (Saltanat Kapı Yeni Yapılan Değil),Emsali zor bulunan IRGANDI köprü

BİLECİK
Şeyh Edebali ve Ertuğrul Gazi Türbeleri, Saat Kulesi, Türk Büyükleri Platformu, Osmanlının Kuruluş Yeri Söğüt İlçesi, Mermer Üretimi ve Bozöyük Seramiği

BİNGÖL
Kös Kaplıcası, Soğuksu Mesiresi, Buzul Gölleri, Kiğı Kalesi, Yüzen Ada ( Turnalar Gölü ), Kartal ( Karakuş ) Halkoyunu

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

BİTLİS
Nemrut Dağı, Nemrut Krater Gölü, Ahlat Kümbetleri, Tütün Üretimi, Süphan Dağı, Adilcevaz Kalesi, İhlasiye Medresesi, El-Aman Kervansarayı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Beş Minare ( Şerefiye, Kalealtı, Ulu, Meydan ve Gökmeydan Camileri )

ÇANAKKALE
Gökçeada ve Bozcaada, Truva ve Assos Antik Kentleri, Gelibolu Şehitler Milli Parkı, Adatepe ve Çetmi (Yeşilyurt ) Köyleri, Dardanel Balık Konservesi, Domates ve Seramik Üretimi, Höşmerim ( peynir tatlısı ), Kordon

ÇANKIRI
Çankırı Kalesi, Taşmescit, Bülbül Pınarı Dinlenme Yeri, Kayatuzu Üretimi

ÇORUM
Yazılıkaya, Hattusaş, Alacahöyük Ören Yeri, Çorum Leblebisi ve Saat Kulesi

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

DENİZLİ
Pamukkale Travertenleri, Hierapolis Antik Kenti, Buldan Bezi, Havlu ve Bornoz Üretimi, Güney Şelalesi, Karahayıt Kaplıcaları, Kızıldere Jeotermal Kaynağı , Denizli Horozu

DİYARBAKIR
Diyarbakır Karpuzu, Malabadi Köprüsü, Diyarbakır Surları, Ergani Bakırı, Behrampaşa Camii, Delilo Halkoyunu, Deliller Hanı, Diyarbakır Sokakları, ( Küçeler ) Hilar Kayalıkları, Çermik Kaplıcası, Meryem Ana Kilisesi, Sarı Saltık Türbesi

DÜZCE
Samandere, Güzeldere, Aydınpınar, Sarıyayla, Saklıkent ve Aktaş Şelaleleri,Fakıllı, Sarıkaya ve Aksu Mağaraları, Akçakoca Turizm Merkezi, Efteni Gölü ve Kaplıcası, Konuralp Müzesi, Sakarca, Topuk, Kardüz, Odayeri , Torkul Yaylaları

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

EDİRNE
Selimiye Camii, Rüstempaşa Kervansarayı, Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Ayçiçeği-Pirinç ve Beyaz Peynir Üretimi, Uzunköprü.

ELAZIĞ
Harput Kalesi ve Şehri, Keban Baraj Gölü, Hazar Gölü, Buzluk Mağarası, Çaydaçıra Halkoyunu, Ağın Kaplıcası, Hazarbaba Kayak Merkezi, Arap Baba Türbesi, Sağın

ERZURUM
Palandöken Kayak Merkezi, Çifte Minareli Medrese, Tortum Şelalesi, Oltu Taşı, Aziziye Tabyaları, Üç Kümbetler, Çağ Kebabı, Tepsi Minare ( Saat Kulesi ), Erzurum Kalesi, Rüstem Paşa Bedesteni, Erzurum Kongresi Binası, Çobandede Köprüsü, Narman Peribacaları

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

ERZİNCAN
Girlevik Şelalesi, Ekşisu Kaplıcası, Tulum Peyniri, Bakır İşlemeciliği, Aygır Gölü, Buz Mağaraları, Eğinin ( Kemaliye ) folklörü

ESKİŞEHİR
Lületaşı, Porsuk Çayı, Midas Tapınağı, Anadolu Üniversitesi, Yunus Emre Türbesi, Tarihi Odun Pazarı Evleri, Yazılıkaya Frig Vadisi ( Midas Kenti ), Uyuz, Çifteler ve Yarıkçı Hamamları, Çatacık Ormanları ve Mesire Yeri, Eti Bisküvileri, İnönü Planör Kampı, Sivrihisar Ermeni Kilisesi

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

GAZİANTEP
Antepfıstığı, Antep Baklavası, Zeugma-Karkamış-Yesemek Antik Kentleri, İplik Sanayi, Karpuzatan ve Dülükbaba Mesire Yerleri, Antep Mutfağı

GÜMÜŞHANE
Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı, İmera Manastırı ve Gümüşhane Evleri

GİRESUN
Giresun Kalesi, Fındık Üretimi, Hayırsız Ada, Şebinkarahisar Kalesi, Kümbet, Bektaş, Gölyanı, Kulakkaya ve Sisdağı Yaylaları, Aksu Şenlikleri, Pınarlar Şelalesi Aygır Gölü, Giresun Kalesi, Gedikkaya

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

HAKKARİ
Cilo ve Sat Dağları, Buzul Gölleri, Zap Suyu, Ters Lale ( Ağlayan Lale ), Şemdinli Balı, Sümbül Dağı, Hakkari Kilimleri

HATAY
Antakya Mozaik Müzesi, Harbiye Mesire Yeri, Arsuz Plajları, İskenderun Demir-Çelik Fabrikaları, Soğukoluk Mesire Yeri, Künefe Tatlısı, Sen Piyer Kilisesi, Erzin Kaplıcaları

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

IĞDIR
Pamuk Üretimi

ISPARTA
Kovada Gölü Milli Parkı, Isparta Gülü, El Dokuması Isparta Halıları, Eğirdir ve Gölcük Gölleri, Isparta Elması,Yazılı Kanyon Milli Parkı, Pınargözü Mağarası, Davraz Dağı Kayak Merkezi

KAHRAMANMARAŞ
Maraş Dondurması, Döngel Mağaraları, Afşin-Elbistan Termik Santrali, Maraş Kalesi, Tarhana,Sütçü İmamı

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

KARABÜK
Safranbolu Evleri, Safranbolu Lokumu, Demir-Çelik Fabrikası

KARAMAN
Hatuniye Medresesi, Yerköprü Şelalesi, Karaman Koyunu, Türkiyenin Bisküvi Üretim Merkezi, Karaman Elması

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

KARS
Kars Kalesi, Ani Harabeleri, Sarıkamış Kayak Merkezi, Kaşar Peyniri

KASTAMONU
Cehennem Deresi Kanyonu, Ilgarini Mağarası, Tosya Pirinci, Taşköprü Sarımsağı, Ilgaz Dağı Milli Parkı, Kır Pidesi, Kürenin bakırı

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

KAYSERİ
Erciyes Dağı Kayak Merkezi, Kayseri Pastırması, Bünyan Halısı, Sultansazlığı Kuş Cenneti, Kapuzbaşı Şelaleleri, Gesi Bağları, Talas Kenti, Gevher Nesibe Tıp Merkezi

KIRIKKALE
Silah Fabrikaları, Petrol Rafinerisi

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

KIRKLARELİ
Dupnisa Mağarası, Alpullu Şeker Fabrikası, Hamitabat Doğalgaz Santrali, Dereköy-İğneada-Kıyıköy-Kastro gibi Sayfiye Yerleri

KIRŞEHİR
Ahi Evran Türbesi, Hirfanlı Baraj Gölü, Seyfe Gölü, Petlas Lastik Fabrikası, Cacabey Medresesi, Mucur Yeraltı Şehri

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

KOCAELİ ( İZMİT )
Pişmaniye, Değirmendere Fındığı, Hannibal’ın Mezarı, Petrokimya ve Otomotiv Sanayi, Osman Hamdi Bey Müzesi, Eski Hisar Kalesi, Saat Kulesi, Hereke Halısı, Kandıra Yoğurdu, Abdülazizin Av Köşkü, Kaiser Wilhelm Köşkü, Ballıkayalar Vadisi ve Beşkayalar Tabiat Parkları, Darıca Kuş Cenneti, Maşukiye, Kartepe ve Kuzu Yaylası, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi,Yarımca Kirazı


KONYA
Mevlana Türbesi, Alaeddin Tepesi ve Camii, Karatay Medresesi, Çatalhöyük Antik Kenti, Akşehir Nasrettin Hoca Şenlikleri, Balatini Mağarası, Ilgın Kaplıcaları

KİLİS
Kilis Yorganları

KÜTAHYA
Porselen ve Çini İmalatı, Başkomutanlık Milli Parkı, Kütahya Kalesi, Aizanoi Antik Kenti, Tunçbilek-Seyitömer Linyitleri, Tavşanlı Leblebisi, Simav ve Gördes Halıları

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

MALATYA
Malatya Kayısısı, Günpınar Şelalesi, Pınarbaşı Mesire Yeri, Aslantepe Antik Kenti, Karakaya Barajı, Somuncu Baba Camii ve Balık Gölü, Sürgü ( Takaz ) Mesire Yeri, Arapgir Meydan Köprüsü, Battalgazi Kervansarayı, Sultansuyu Harası, Darende Kudret Hamamı

MANİSA
Sard Antik Kenti, Mesir Macunu, Spil Dağı Milli Parkı, Üzüm ve Tütün Üretimi, Soma’nın Linyiti, Ağlayan Kaya ( Nyobe ) Muradiye ve Ulu Cami Külliyeleri, Vestel Fabrikaları

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

MARDİN
Deyrul-Zafaran Manastırı, Mardin Kalesi, Taş Evleri, Telkari Gümüş İşlemeciliği, Dara Harabeleri ve Zinciriye Medresesi

MERSİN ( İÇEL )
Kız Kalesi, Cennet ve Cehennem Obrukları, Silifke Yoğurdu, Anamur Muzu, Turunçgil ve Seracılık Üretimi, Göksu Nehri, Sertavul Geçidi, Tarsus Şelalesi, Çamlıyayla ( Namrun )

MUĞLA
Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Dalyan, Göcek Gibi Turizm Merkezleri, Kelebekler Vadisi, Bodrum Kalesi, Beyaz Bodrum Evleri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Saklıkent Kanyonu, Ölü Deniz, Çamur Banyosu, İztuzu Plajı, Sedir Adası, Knidos-Letoon-Kaunos-Labranda-Keramos Antik Kentleri, Milas Halıları, Halikarnas Balıkçısı, Marmaris Çam Balı, Sığla Ağacı ve Yağı

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

MUŞ
Muş Ovası, Malazgirt Anıtı, Gaz Gölü

NEVŞEHİR
Peribacaları, Derin Kuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Hacı Bektaşi Veli Türbesi, Üzüm Bağları ve Şarabı, Patates Üretimi, Testi Kebabı, Avanos’un Çanak Çömlek İşçiliği, Göreme Açık Hava Müzesi, Kozaklı Kaplıcaları, Ortahisar ve Uçhisar Kaya Oyması Kaleleri, Tarihi Mustafapaşa Evleri,Zelve

NİĞDE
Saat Kulesi, Aladağlar, Bolkar Dağları, Türkiye’nin Elma ve Patates Deposu, Kuşkayası Mezarlığı, Çiftehan Kaplıcaları

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

ORDU
Türkiye’nin Fındık ve Bal Deposu, Boz Tepe, Çamlık Mesire Yeri, Yason Burnu ve Kilisesi, Keyfalan Yaylası

OSMANİYE
Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Karaçay ve Şarlak Şelaleleri, Zorkun Yaylası, Haruniye Kaplıcası, Yerfıstığı Üretimi

RİZE
Çay Bahçeleri, Kaçkar Dağları, Ayder ve Çamlıhemşin Yaylaları, Anzer Balı, Zilkale ve Buzul Gölleri, Elevit Şelalesi, Palovit Yaylası, Fırtına Deresi Vadisi, Rize Kalesi, Rize Bezi

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

SAKARYA
Sapanca ve Poyrazlar Gölleri, Akyazı Kuzuluk Kaplıcaları, Sakarya Nehri, Patates ve Soğan Üretimi

SAMSUN
Tütün Üretimi, Çarşamba ve Bafra Delta Ovaları, Havza ve Ladik Kaplıcaları, Atatürk Anıtı, Bafra Pidesi,Vezirköprü İlçesinin Semaveri

SİNOP
Sinop Kalesi, Boyabat Pirinci, İnceburun ( Türkiye’nin En Kuzey Noktası ), Ayancık Kerestesi, Erfelek Tatlıca Şelaleleri, İnaltı Mağarası, Akgöl, Sinop Hapishanesi, Keten Üretimi

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

SİVAS
Buruciye Medresesi, Gök Medrese, Kangal Çoban Köpeği, Kangal Balıklı Kaplıcası, Divriği’nin Demiri, Pir Sultan Abdal ve Aşık Veysel, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifa, Çifte Minareli Medrese, Sızır Şelalesi ( Gemerek ),Tödürge Gölü ( Zara )

SİİRT
Veysel Karani Türbesi, Büryan Kebabı, Perde Pilavı, Saat Kulesi, Siirt Yünlü Battaniyeleri, Derzin Kalesi, Billoris Kaplıcası, Jirkan Kilimi

TEKİRDAĞ
Şarköy Üzümü ve Şarabı, Tekirdağ Rakısı, Ayçiçeği, Tekirdağ Köftesi, Rakoçzi Müzesi, Rüstempaşa Camii

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

TOKAT
Tütün Üretimi, Niksar Ayvaz Suyu, Almus Baraj Gölü, Ballıca Mağarası, Topçam Yaylası, Zinav Gölü, Gök Medrese, Tokat Çemeni, Sulu Saray ( Sebastapolis ) Tokat Kebabı, Yazma Üretimi

TRABZON
Sümela Manastırı, Atatürk Köşkü, Uzungöl, Zağanos Köprüsü, Hamsiköy Sütlacı, Kadırga Yaylası, Trabzon Bileziği, Akçaabat Köftesi, Boztepe, Beton Helva ve Vakfıkebir Odun Ekmeği, Ayasofya Müzesi, Horon, Kisarna ( Bengisu ) Madensuyu, Sultan Murat Yaylası, Kızlar Manastırı, Trabzonspor

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

TUNCELİ
Munzur Vadisi Milli Parkı, Düzgün Baba Dağı, Bağın Ilıcası, Munzur Gözeleri, Tek dişli Munzur Sarımsağı

UŞAK
Deri, Kilim ve Battaniye Sanayii, Şeker Fabrikası ( Türkiye’deki İlk Şeker Fabrikası ), Akse Çamlığı, Hamam Boğazı Şifalı Suları

VAN
Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü, Hoşap Kalesi, Muradiye ve Bendimahi Şelaleleri

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

YALOVA
Termal Kaplıcaları, Armutlu Kapıcaları, Atatürk Köşkü Müzesi

YOZGAT
Saat Kulesi, Yozgat Çamlığı Ulusal Parkı, Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi), Akdağ Ormanları,Arabaşı,Testi ve Tandır Kebabı, Madımak, Çeşka Kalesi, Türkiyenin İlk Dünyanın 3. Milli Parkı Çamlık

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

İSTANBUL
Topkapı Sarayı, Sultanahmet ve Süleymaniye Camileri, Yerebatan Sarnıcı, Kapalıçarşı, Mısırçarşısı, İstiklal Caddesi, Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları, Yıldız-Gülhane - Emirgan Parkları, Çamlıca Tepesi, Prens Adaları, Rumeli Hisarı, Haliç Piyerloti, Kız Kulesi, İstanbul Boğazı, Minyatürk, İstanbul Surları, Galata Kulesi, Sultanahmet Meydanı, Aya İrini Müzesi, Eyüp Sultan Camii, Boğaz Köprüleri, Bozdoğan Kemeri, Fener Rum Patrikhanesi

İZMİR
İzmir Saat Kulesi, Kadife Kale, Meryem Ana Evi, Kültürpark, Efes-Bergama Antik Kentleri, Balçova Kaplıcaları, Kemeraltı Çarşısı, Çamaltı Tuzlası ve Kuş Cenneti, Çeşme Kalesi, Kordon Boyu, Asansör, Kızlar Ağası Hanı, Birgi Çakırağa Konağı, İzmir Köfte, Lokma ve Kemalpaşa Tatlıları, Foça, Çeşme, Seferihisar, Selçuk, Alaçatı Turizm Merkezleri

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

ZONGULDAK
Taşkömürü ( Karaelmas ), Cehennemağzı, Gökgöl ve İnağzı Mağaraları

ŞANLIURFAUrfa Kalesi, Urfa Sıra Geceleri, Halil-ül Rahman Gölü ( Balıklı Göl ), Harran Harabeleri, Ceylanpınar Üretme Çiftliği, Çiğ Köftesi, Kelaynak Kuşları, Halfeti Evleri, Pamuk Üretimi, Hz.Eyüp Mağarası, Şuayip Şehri ve Mağarası

ŞIRNAK
Cudi Dağı, Kasrik Boğazı, Habur Sınır Kapısı, Mem-u Zin Türbesi

Türkiye'nin her yeri bir başka cennet...

3 Ağustos 2007 Cuma

Bordubet - Mugla

Sizlere duyulmamış bir gizli cennet daha.. Ama bizim uğraşımız tanıtım olsa da asıl isteğimiz olan bu cennet mekanların bozulmaması. Bu temennimiz ve yaptığımız iş tam bir tezat oluşturuyor. İnsan elinin değmesi ile buraların yapısı bozuluyor. Yazıda da buna değinilmiş durumda.


Bördübet - Mugla

"Yeşilden başka renk görebilmek isterseniz derede yüzen ördeklere ve derenin karşı tarafındaki yoğun ve geniş orman alanının içine serpiştirilmiş hamak ve minderlere bakmaktan başka çareniz yok."

Hayatımın büyük bölümü yollarda ve seyahatte geçti. Önce Türkiye ve sonrasında da 50’den fazla ülke gezdim. Bu geziler sırasında edindiğim deneyimlerden biri de gidilen yerin ulaşım koşullarının, gidilen yer hakkında daha gitmeden fikir verdiğidir. Yolu düzgün bir yere gidiyorsanız karşınıza ne çıkacağını pek bilemezsiniz. Olumlu ve olumsuz anlamda.

Ama yolu henüz yapılmamış ve uzunsa iyi bir şey ile karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz. Bir yere ne kadar az insan ulaşırsa orası o kadar az bozuluyor çünkü. Bördübet’e giderken orman yolunda bunları hatırladım. Ve biraz da üzülerek yazıyorum bu nedenle.

Çünkü bizler yazdıkça daha çok insan gidiyor ve sonrasında yol onarılıyor ve asfalt da yapıldımı tamam. Artık herkes oraya sapabilir. Her geçen gün çevredeki yapılaşmanın arttığını görürsünüz. Ve galiba bizler de övgülerimizle sebep oluyoruz bu bozulmanın başlamasına. Bu nedenle baştan uyarmak isterim. Eğer doğa ile iç içe, başınızı kaldırdığınızda bile ağaçların arasından gökyüzünü zor görebileceğiniz bir yerde kuş sesleri ve cırcır böceklerini dinleyerek, doğal ürünler yiyerek tatil yapmayı sevmiyorsanız, bu güne kadar orman yolunda gitmenin bir meditasyon olabileceğini fark etmemişseniz ve denize sıfır bir oda istiyorsanız bence bu yazıyı okumayın boşuna.

Bördübet’e gitmek için; Marmaris’ten Datça yoluna girip Değirmen yanı mevkiinden orman yoluna sapacaksınız, kıvrıla kıvrıla giden bu terapi yolu ile Bördübet’e ulaşacaksınız. Yol, Marmaris’ten itibaren, toplam 30 dakika sürüyor. Burayı keşfetmek için oldukça geç kalmışız. Çünkü yıllar önce İngiliz donanması saklanmak amacıyla bu koyu seçmiş zaten. Çevredeki kuş türlerinin yoğunluğu nedeniyle buraya “Bird the bed” yani kuş yatağı adını vermişler.

KUŞ ADLARI

Otele ulaşıp da sürekli sizinle ilgilenen güleryüzlü personelden bir an önce kurtulmayı başarırsanız bu kuş yoğunluğunun hala var olduğunu fark etmeniz için profesyonel kuş gözlemcisi olmanız gerekmiyor. Dere çevresine konumlandırılmış odaların ön yüzleri dereye ve arka yüzleri havuza bakıyor. Her evin bir kuş adı var ve içinde özenle seçilmiş birbirinden güzel hayvan resimleri bulunuyor. Benimkinde leopar, aslan ve zebra resimleri vardı ve bu beni çok mutlu etmişti.

Evlerin üzerine ise çok şirin kuş evleri yerleştirilmiş. Ve gerçekten çok uğraşılarak yapılmış olmalılar ki, evlerin fotoğraflarını çekmek benim için oldukça zor oldu çünkü her tarafları ağaç olduğundan pek görünmüyorlar. Yeşilden başka renk görebilmek isterseniz derede yüzen ördeklere ve derenin karşı tarafındaki yoğun ve geniş orman alanının içine serpiştirilmiş hamak ve minderlere bakmaktan başka çareniz yok.

Ağaçların çoğu çam, günlük, palmiye, begonvil, japonica ama diğer çiçek ve bitki türlerini yazamam çünkü başka şeyleri yazacak yerim kalmaz. Otel konumu nedeniyle en sıcak havalarda bile gölge bir alan ve sıcaktan rahatsız olmak mümkün değil. Ben odamın klimasını çalıştırmaya hiç gerek duymadım.

SANDALLA ULAŞIM

Dere kıyısındaki restoranda su kaplumbağalarını ve yüzen irili ufaklı balıkları izleyerek, soğuk bir şeyler içtikten sonra hemen denize girmek ve serinlemek isterseniz dere üzerindeki küçük ağaç köprüden karşıya geçip orada bekleyen sandala binmek gerekiyor.

Devasa çam ağaçlarının arasında kıvrılan dereyi geçip birkaç dakika sonra Bördübet koyuna ulaşıyorsunuz. Bu yolculuk sırasında ister benim gibi çevredeki sazlıkların arasınada gizlenen kuşları, güneşlenmeye çıkan su kaplumbağalarını izler veya her yıl buraya birkaç kez geldiğini söyleyen Aslı hanım gibi balık tutabilirsiniz.

SICAK BUNALTMIYOR

Otele ait özel bir alanda yapılmış küçük ama şirin bir restoran ve hemen önündeki plaj, huzurlu bir tatil günü için ideal. Çevrede oradakiler dışında bir insan veya yapı görmek isterseniz hayalgücünüze başvurmalısınız. Gökova körfezinde bulunan Bördübet koyu her zaman hafif bir rüzgar aldığından ve havası da kuru olduğu için sıcak rahatsız etmiyor. Burada yüzmenin ve güneşlenmenin dışında kanoya binebilir, yelken yapabilir veya Snack bardaki nefis menünün tadına bakabilirsiniz.

Akşama doğru getirilen kek ve kurabiyeleri ise kaçırmamalısınız. Akşam saatleri gelip, otele dönme zamanı yaklaştığında isterseniz yine tekne ile veya klimalı bir araçla birkaç dakikada otele transferiniz yapılıyor. Otelden plaja gitmenin bana göre en zevkli ikinci yolu ise otelde bulunan bisikletlerden biri ile gitmek. Ne de olsa bu kadar leziz yemekleri biraz eritmek gerekiyor. Eğer kendinizi biraz daha yormak isterseniz otel ve plaj arasındaki 400 metre mesafeden oluşan yolu yine dereden ama kano ile tek başınıza yapabilirsiniz. Bazen otele erken dönmek için de bir kaç neden var. Tenis kortunda ter atabilir veya havuzdan yararlanabilirsiniz.

Golden Key Bördübet otelindeki küçük bir evi hissettiren odamda uyandığımda pencereden bakınca derede süzülen ördeklerin ve kuşların sesleri günün ilk keyfi oluyor. Ardından pırıl pırıl dere kıyısında yeşillikler içinde kahvaltı sofrasına oturuluyor.

SU KAPLUMBAĞALARIYLA KAHVALTI

Kahvaltıdan önce derede yüzen balıkları, su kaplumbağalarını ve ördekleri küçük ekmek parçalarıyla doyurmak başlı başına bir keyif. Otel personeli bitmek bilmeyen ekmek talebimi sabırla karşılıyor. Sanırım bu duruma çok alışıklar. Kahvaltıya ise artık unuttuğunuz ama hatırlamaktan keyif alacağınız bir şekilde başlayabilirsiniz. Bunun için birkaç adım mesafedeki botanik bahçesine gitmeniz gerekecek.

Oradan domates, patlıcan, biber, fasulye, nane, salatalık, roka, maydanoz ve fesleğenlerin yetiştirildiği bahçeden, kendi ellerinizle, kahvaltıda yemeği düşündüklerinizi toplayabilirsiniz.

Ya da kahvaltı büfesinde bulunan Ege yöresinin beş çeşit zeytinini, Golden Key Hisarönü otelinin bahçesinde bulunan ağaçların meyvelerinden yapılan o güzelim kokulu bergamut reçelini, köylülerin sarıkız dediği ateş çiçeğinin meyvelerinden yapılan reçeli, mersin ağaçlarından toplanmış meyvelerden yapılmış reçeli, turunç ve portakal reçelini deneyebilirsiniz. Bördübet Köyünden gelen tereyağı, yumurta ve peynir çeşitlerine bence mutlaka ilgi gösterilmeli.

BALKON SEFASI

Kahvaltının ardından otelin lobisinin balkonuna çıkmanızı öneririm. Oradaki muhteşem doğa manzarasının tadını sizin için her gün kilometrelerce öteden getirilmiş gazeteleri okuyarak bir ada çayı eşliğinde çıkarabilirsiniz.

Gün içerisinde denizde geçirdiğiniz keyifli dakikaların ardın akşam üstü duş alıp yemek öncesi orman manzarasına karşı kütük barda hafif esintinin burnunuza getirdiği akasya ve fesleğen kokularıyla keyifle içkinizi yudumlayabilirsiniz.

Akşam yemeğinde limon, muz, armut, mandalina, portakal ve zakkum ağaçlarından gelen kokularla Türk ve Akdeniz mutfağının örneklerini başarıyla hazırlanmış olarak bulacaksınız. Açık büfe olarak sunulan yemekte yerli ve yabancı geniş bir şarap menüsü de var. Haftanın belirli günlerinde çam ağaçlarının altındaki geniş bahçede yapılan barbekü ise kaçırıldığında üzülünecek cinsten. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise yer altında oluşturulmuş uzun koridoru izleyerek Mahzen bar’da müzik dinleyebilirsiniz…

Bunca ülkeyi gezdikten sonra ülkemizde böylesi bir oteli görebilmek beni çok mutlu etti. Doğayı hiç bozmadan ve korumaya yönelik bu tür otellerin de yapılabileceğini gösteren bu zihniyeti korumak ve desteklemek ise bizlerin sorumluluğu. Bu tatil biçiminin bir kültür olarak algılanması ve yaygınlaşması belki uzun bir zamana yayılabilir ama öncülerini kutlamak gerek…

Guide :

Golden Key Bördübet’e ulaşım:


Adres: Hisarönü Köyü, Bördübet Mevkii, Marmaris / Muğla
Havaalanına uzaklığı: Dalaman Havaalanına 125 km
En yakın şehir merkezi: Marmaris 30 Km. ve Datça 40 Km.
Alışveriş merkezi: Marmaris ve Datça
Transfer süresi:
Dalaman 2 saat
Marmaristen 30 Dk.
Datça'dan 45 Dk.

Transfer Ücreti:
Dalaman 90 Euro
Marmaris 40 Euro
Datça 50 Euro
Tarihi Yerlere Uzaklığı:
Kaunos/Dalyan 90 Km
Efes 280 Km
Knidos 60 Km

Otel Aktiviteleri :
Yüzme havuzu
45 kişilik restoran
Çam ağaçlarının altında barbekü
Lobby bar
45 kişilik Mahzen bar
20 kişilik Kütük bar
Plajda Ada bar
İnternet bağlantısı
Kitaplık ve çeşitli oyunlar
Kiralık araç
Çocuk bakımı
Atlı spor
Tneis kortu
Masa tenisi
Dağ bisikleti
Kano
Detaylı bilgi için :
Golden Key Bördübet tel : 0 252 436 92
http://www.goldenkeyhotels.com