1 Ekim 2007 Pazartesi

Yillar itibari ile Mulki idare Taksimati

Yıllar İtibari İle Mülki İdare Taksimatı

YILI

KANUN

İL SAYISI

İLLER

İLÇE SAYISI

BUCAK SAYISI

KÖY SAYISI

1920


71

-

-

-

-

1924


74

Artvin , Kars, Ardahan İl haline getirildi.

-

-

-

1926


63

Üsküdar , Beyoğlu, Çatalca, Gelibolu,Ardahan, Muş, Dersim, Genç, Siverek, Ergani ve Kozan ilçeye dönüştürüldü.

317

661

-

1929


63

Bitlis İli İlçe haline, Muş İlçesi il haline getirildi.

-

-

-

1933


57

Aksaray , Cebelibereket, Artvin, Şebinkarahisar, Hakkari İlçe oldu. Mersin ve Silifke illeri birleştirilerek İçel İl�I kuruldu.

351

699

-

1936


62

Artvin , Hakkari, Bitlis, Bingöl, Tunceli İl haline getirildi.

356

809

34067

1939


63

Hatay İl oldu.

364

817

-

1953


63

Uşak İl oldu. Kırşehir İlçeye dönüştürüldü.

460

940

-

1954


66

Adıyaman , Sakarya, Nevşehir İlleri kuruldu.

460

940

-

1957


67

Kırşehir tekrar il oldu.

570

930

-

1989

3578

71

Aksaray , Bayburt, Karaman, Kırıkkale il oldu.

696

793

34996

1990

1990/3647

73

Batman ve Şırnak il oldu.

-

-

-

1991

3760

74

Bartın il oldu.

828

699

35159

1992

3806

76

Ardahan , Iğdır il oldu.

839

697

35129

1995

KHK.550

79

Yalova , Kilis, Karabük il oldu.

847

690

35325

1996

4200

80

Osmaniye il oldu.

849

689

35426

1999

KHK.584

81

Düzce il oldu

850

688

35145

Havadan Turkiye Fotolari Buyuk ilgi Gordu

Bu fotoğraflar gerçekten harika.. Kesinlikle görmelisiniz. Alp Alper'in ellerine sağlık. Türkiye'nin göz kamaştıran güzelliği yine ön planda.. Türkiye'yi yeterince tanıtabilirsek Turizm bir çok açıdan ülkemize faydalı olacaktır. Ama kötü konularla gündeme geliyor ve puan kaybediyoruz..


İzlemek İçin Tıklayın




'1000 Feet’ten Türkiye' fotoğrafları Yunanistan'da best seller oldu


Türkiye’yi havadan fotoğraflamaya 1999 yılında başlayan THY uçuş uzmanının hazırladığı gökyüzünden çekilmiş 220 fotoğraftan oluşan "1000 Feet’ten Türkiye" kitabı Türkiye ve Yunanistan’da 3500 adet satıldı.


Uçuş deneyimlerini fotoğraf hobisiyle birleştirip, Türkiye’yi gökyüzünden görüntüleyen ve 300 metre yükseklikten bakılan Anadolu’nun güzelliklerini dünyaya açan Alp Alper, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmalarını 1999 yılında yaşanan ve bir çok yapıyı yerle bir eden depremin ardından başlattığını bildirdi.


Alp Alper, 1992 yılının nisan ayında Türk Hava Yolları’nın açtığı sınavları kazanarak Yolcu Hizmetleri Trafik Personeli olarak göreve başladığını, daha sonra THY bünyesinde bulunan "uçuş uzmanlığı" kadrosuna geçtiğini, her ay 30-40 saatlik uçuşlara katıldığını anlattı.
Bu görevler esnasında da pek çok güzelliği havadan detaylı olarak görme şansına sahip olduğunu belirten Alper, bu şansını, okul yıllarında hobi olarak başladığı fotoğrafçılık ile birleştirmeye karar verdiğini, bu sayede, bir doğa harikası olan İstanbul ve havadan görme fırsatı bulduğu eşsiz güzelliklerin fotoğrafını çekmeye başladığını söyledi.


Alper, şunları kaydetti:
"Deprem oldu ve gördüğümüz manzara hepimizi çok üzdü. Değerlerimizi doğal afetlerle kaybediyorduk. Türkiye’nin güzelliklerini gökyüzünden görüntülemek için bir proje oluşturduk.


Bu projeye başlamadan önce beni ve bu projeye gönül veren arkadaşlarımı, izlerken içimizi acıtan orman yangınları, tarihi eser kaçakçılığı, depremler, para hırsı uğruna yapılan tüm tarihi yıkımlar düşündürdü. Bütün bunlar ’bir şeyler yapmak gerek’ düşüncesiyle bizi tetikledi. Sahip olduğumuz bu değerlerin yok olmadan önceki güzelliklerini belgeleyelim, gelecek nesillere sunalım, korunmaları adına ruhlarına kuvvet verelim istiyorduk. Bunu büyük ölçüde gerçekleştirdik. Bütçemizin elverdiği ve arazinin konumuna göre, Anadolu’nun güzelliklerini havadan görüntüledik. Kimi zaman renkli bir balonla sabahın ilk ışıklarında güneşle doğarak kimi zaman yüksek bir zirveden rüzgara kanat veren bir paragliding veya bir microlightla, kimi zamansa bir helikopterle... Kısacası uçulabilen, akla gelen her türlü araçla uçmaya çalıştık." Projeyi gerçekleştirebilmek için evini ve otomobilini sattığını, toplamda yaklaşık 150 bin dolar harcadığını ifade eden Alper, yıllardır tatil de yapmadığını, hep fotoğraf çektiğini söyledi.

12 BİN FOTOĞRAF

Alper, proje için arkeologlar, pilotlar, tarihçiler ve ressamlarla çalıştığını, fotoğrafını çekeceği her yerin önce koordinatlarını belirlediklerini, sonra da en iyi zamanı bulmaya çalıştıklarını, mevsimi, saati bile seçtiklerini belirtti.


Canon EOS 1N filmli makine kullandığını, dijital makineyle tek kare bile çekim yapmadığını belirten Alper, "Dijital çekmek kolaylık, ama heyecanı yok. Filmin karesinde ne çıkacak, nasıl çıkacak heyecanlı bir bekleyiş. Tam 12 bin fotoğraf çektim. Bunların arasından 220’sini elimiz titreyerek seçtik ve kitaplaştırmaya karar verdik" dedi.


Geçen yıla kadar THY Atina İstasyon Şefliği görevini yürüten Alper, Türk yayınevlerinin ilgilenmediği "1000 Feet’ten (yaklaşık 300 metre)


Türkiye" adlı kitabını bir Yunan yayınevinin bastığını, Yunanistan’da kitabın 2 bin, Türkiye’de de bin 500 adet satıldığını kaydetti.


Atina’da kitabın ilk piyasaya çıktığında uzun süre best-seller (en çok satanlar) listesinde üçüncü sırada yer aldığını ifade eden Alper, şöyle devam etti:
"Yunanlar bizim değerlerimize bizden daha çok ilgi gösteriyorlar. Bu kitap kültürel mirasımızı gözler önüne seriyor. Bunu bir yana bırakın Türkiye’nin karşı karşıya olduğu küresel ısınma tehditlerini de ortaya koyuyor.


Tuz Gölü’nün nasıl kuruduğunu veya Türkiye’deki çölleşmeyi net bir şekilde görüyorsunuz. Bu nedenle fotoğraflar gelecek için de önem taşıyor. Bir sonraki işim Mısır’ı ve İtalya’yı havadan fotoğraflamak.


Türkiye’nin doğal güzellikleri için iki projem daha var ama sponsor bulacak mıyım bilmiyorum?" Alper, ilk sergisini Atatürk Havalimanı’nda açtığını, daha sonra İstanbul’daki bir alışveriş merkezinde ve Samsun’da da fotoğraflarının gösterildiğini söyledi.


Alper, Türkiye’nin yurt dışında tanıtımına katkıda bulunmak amacıyla Atina’da 2, Polonya ve Güney Afrika’da birer fotoğraf sergisi açtığını bildirdi.


Milliyet

19 Eylül 2007 Çarşamba

istanbul ve Tarihi Alanlari

İstanbul ve Tarihi Alanları

Dünya Miras Listesine Alınmış Tarihi : 6.12.1985Liste Sıra No : 356Niteliği : Kültürel
İ.Ö. 7. yy'da kurulan İstanbul'un kuzeyde Haliç, doğuda İstanbul Boğazı ve güneyde Marmara Denizi ile çevrile kısmı günümüzde “Tarihi Yarımada” olarak anılmaktadır.

Kent, Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan stratejik konumu nedeniyle tarihi boyunca kentte hüküm süren uygarlıklar için daima çok önemli olmuştur. Bu özellikleri ile kent, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük İmparatorlulara başkentlik yapmıştır. Bu görkemli geçmişi ile farklı dinleri, kültürleri, toplulukları ve bunların ürünü olan yapıtları benzersiz bir coğrafyada bir araya getiren İstanbul, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer almaktadır. İstanbul'un tarihi yerleri Topkapı Sarayı, Yıldız Sarayı, Süleymaniye Camii ve Çevresi, Zeyrek Camii (Pantocrator Kilisesi) ve çevresi Kara suları, Bozdoğan Kemeri ve Haliç olarak tanımlanmıştır.

İstanbul'daki Bazı Önemli Müzelerin 2000 yılı ziyaretçi sayıları
Arkeolojik Müzesi 161.337
Ayasofya Müzesi 925.205
Kariye Müzesi 130.703
Mozaik Müzesi 17.719
Rumelihisarı Müzesi 67.246
Topkapı Sarayı Müzesi 1.217.848
Türk-İslam Eserleri Müzesi 66.195
Yıldız Sarayı Müzesi 3452


Post Keywords: İstanbul, gezi, yorum, müzeleri, ziyaretçi sayıları, turizm, istanbul, Istanbul, Topkapı, Yıldız Sarayı, Kiliseler, Ayasofya, Arkeoloji

8 Eylül 2007 Cumartesi

Turkiye'nin Sakli Cennetleri

Türkiye'nin saklı cennetleri



















Tarihi ve doğal zenginliklerle göz kamaştıran Türkiye'de, bugüne kadar çok fazla dikkat çekmemiş ve az bilinen bir çok yer keşfedilmeyi bekliyor. İşte o saklı cennetler...

Suuçtu Şelalesi

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesi yakınlarında bulunan Suuçtu Şelalesi, sahip olduğu doğal güzelliklerle tam bir görsel şölen sunuyor. Bursa�ya 100, Mustafakemalpaşa'ya ise 20 kilometre uzaklıktaki Suuçtu Şelalesi, 38 metre yüksekten düşen suyu ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle adeta bir "doğa harikası" olarak yıllardır tatilcileri kendine hayran



Av ve doğa turizmi hazinesi Kocayayla

Bursa'nın tarihi oldukça eskilere dayanan Keles ilçesinde bulunan Kocayayla, av ve doğa turizmi ziyaretçilerini ağırlamak için gün sayıyor. Kocayayla Gediksiret mevkisinde belediyeye ait araziye "yap-işlet-devret" modeliyle ağaç evler inşa ediliyor. Doğayla iç içe inşa edilen ahşap evlerde, temiz ve serin havada tatil yapmak isteyen vatandaşlar konuk edilecek. Proje tamamlandığında Kocayayla, şehir hayatından sıkılıp tatilini doğayla baş başa geçirmek isteyenler için yeni bir alternatif olacak. Av ve doğa turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip Kocayayla, yakın bir tarihte doğayla başbaşa kalınabilecek yeni bir yaşam alanı olarak kapılarını açacak.

Koyları ve doğasıyla Karaburun

İzmir'in en küçük ilçesi Karaburun, yapılaşmanın görülmediği birçok koyu ve doğasıyla, Türkiye'nin bilinmeyen cennetleri arasında yer alıyor. İzmir ile arasındaki 130 kilometrelik yolun keskin virajlarla örülü olması nedeniyle ulaşım sorunları bulunan Karaburun, yarımada üzerindeki 1 belde ve 13 köyün merkezi konumunda. Güneyde Datça Yarımadası'na benzer coğrafi yapısıyla gizli cennetleri barındıran Karaburun Yarımadası, doğa harikası koy ve plajları bünyesinde barındırıyor. Karayoluyla ulaşımın olmadığı birçok koyu sadece tekne turlarıyla görmek mümkün. Bölge, bu özelliğiyle yaz sezonunun en canlı döneminde bile tenha kalmayı başarabiliyor.


Aşk acısını dindiren şelale

Ulus ilçesinde, mitolojik hikayeye göre, aşk tanrısı Eros'un, eşi Hera kendisini artık sevmiyor diye intihar eden Selamnos'un bedenini dönüştürdüğü şelaleden su içen, mendil ıslatan ya da yüzünü yıkayanlar, yaşadıkları aşk acılarından arınıyorlar. İlçeye bağlı Ulukaya köyündeki Ulukaya Şelalesi, çevresindeki doğa güzelliklerinin yanı sıra efsanesiyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Eşinin kendisini sevmemesine üzülen Selamnos, Ulukaya'nın zirvesine çıkarak Hera'nın ismini haykırıp, kendisini boşluğa bırakır. Aşk tanrısı Eros, aşk acısının böyle sonlanmasını istemediğinden Selamnos�un bedenini yere değer değmez şelaleye dönüştürerek suyu kutsar. Kim şelaleden su içerse, mendil ıslatırsa ya da yüzünü yıkarsa Selamnos'un acıları azalır, içinde yeni ya da geçmişten kalma aşk acısı yaşayanlar da bundan arınırlar.





Ağaç müzesi Yenice

Tropik bölgeler dışında dünyada pek az ormanda görülebilecek kadar çok sayıda ağaç türünü barındıran Yenice ilçesi ormanları, adeta ağaç müzesi görümüyle görenleri cezbediyor. Uludağ göknarı, doğu kayını, sarı çam, karaçam, camiyanı karaçamı, kızılçam, Istıranca meşesi, Virgiliana çınarı, ceviz, dişbudak, kızıl ağaç, fındık, porsuk, yabani kiraz, gümüş ıhlamur, adi ıhlamur, akağaç, kızılcık, şimşir, ahlat, kontus defnesi, kurt bağrı, erguvan ve jasminum gibi çeşitli ağaç türlerinin yanı sıra bazı ağaçların olağanüstü çap ve boya ulaşan örneklerinin oluşu, zengin yaban hayatı potansiyeliyle bölge eşsiz bir ekosistem özelliği gösteriyor. Ormanların oluşturduğu oksijen kuşağı, kent turizmi için önemli kaynak gösterilerek, turizm bölgesi olmaya yönelik projeler üretiliyor




Kayacık vadisi

Mersin'in Erdemli ilçesine bağlı Limonlu beldesine 10 kilometrelik mesafede, sarp yoldan Toroslar'a doğru gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, sık ağaç yapısı ve buz gibi akan çayı, "saklı cennet"i andırıyor. Eşsiz doğa güzelliği ile büyüleyen vadi, kendisini keşfedebilen tatilcilere doğa ile iç içe kuş sesleri arasında dinlenme olanağı sunuyor. Mersin merkezden 45 kilometre uzaklıktaki Limonlu beldesinden sonra Toros Dağları'na doğru 10 kilometrelik sarp yoldan gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, Lamas Çayı'nın üzerini neredeyse kapatan sık ağaç yapısı ve çevredeki yüksek kayalıklarla adeta kendini gizliyor. Suya ve kayalara sık ağaçların arasından süzülerek yansıyan güneş ışınlarının da eklenmesiyle gizemli bir hale bürünen vadi, kendisini keşfedenlere ise doğa ile iç içe, kuş sesleri arasında dinlenme ve şehir yaşamının stresinden uzaklaşma olanağı sunuyor. Bu arada, tatilcilerin uğurlu olduğuna inanılan kayalıklar üzerindeki ağacın yanına gelerek dilek tuttuktan sonra vadiden ayrıldıkları gözleniyor.




Direkli Mağarası

Kahramanmaraş-Kayseri karayolunun 40. kilometresindeki Yukarı Döngel köyü sınırları içerisinde bulunan Direkli Mağarası da tarih meraklılarının ilgisini çeken merkezlerden biri. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek, mağarada ilk kez 1959 yılında Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından kazı çalışmalarının yapıldığını ve bilim dünyasına tanıtıldığını belirterek Yontma Taş Çağı�na ilişkin materyallere ulaşıldığını söyledi. Direkli Mağarası'ndaki kazının, Kahramanmaraş'ta 1959'dan bu yana yapılan Türklerin yaptığı ilk arkeolojik kazı olduğunu dile getiren Erek, "Kazılarda bulduğumuz bir ocak ve çevresindeki işlik yerleri sevindirici bilgiler sağlamıştır" dedi.



Doğu Karadeniz'in güzellikleri

Doğu Karadeniz doğal, kültürel ve tarihi değerlerinin yanı sıra henüz tam anlamıyla turizmin hizmetine sunulmamış varlıklarıyla da ilgi çekiyor. Trabzon'un batı sahilinde şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta Yıldızlı Beldesi sınırları içerisinde yer alan Sera Gölü, denize 2 kilometre mesafededir. Göl, 1950 yılında meydana gelen bir toprak kayması sonucunda oluşmuştur. Sera Gölü, hem doğal güzelliği hem de çevresindeki tesislerle ziyaretçilere güzel imkanlar sunuyor.




Doğu Karadeniz'in güzellikleri

Çal Mağarası, Düzköy ilçesinde bulunan bir yer altı su kanalı. Mağaranın girişi geniş olmakla birlikte giderek daralıyor belli bir uzaklıktan sonra genişlik 1 metreye kadar düşüyor. Tavan yükseklikleri kırık sistemlerine bağlı olarak büyük değişkenlik gösteriyor. Girişten sonra 200 metrede iki kola ayrılan mağaranın, sola ayrılan kolu yaklaşık 125 metre uzunluğunda. Bu kolun sonundaki odadan gelen suyun aktığı bir baca bulunuyor. Sağ kolun ulaşılabilen kısmı yaklaşık 300 metre. Bu kolun yaklaşık 60 metre ilerisinde küçük bir göl ve çağlayan yer alıyor.








Doğu Karadeniz'in güzellikleri

Giresun'da kısa bir süre önce keşfedilen Gölyanı Yaylası'nın Türkiye�de ekoturizmin gözdesi olacağına inanılıyor. Giresun Kültür ve Turizm Müdürü Emin Yılmaz, Yağlıdere ilçesi sınırları içinde yer alan Gölyanı Yaylası'nın, 50 dolayındaki otantik yayla evi, gölü ve ladin ağaçlarından oluşan ormanlık alanlarıyla görenleri büyülediğini belirtti. Yılmaz, bir süre önce doğal sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan Gölyanı Yaylası�nın Türkiye'de eko turizmin gözdesi olacağına inandıklarını ifade ederek, orman yoluyla ulaşımı sağlanan Gölyanı Yaylası'na yapılaşma yasağı getirildiğini kaydetti.






Doğu Karadeniz'in güzellikleri

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesi ile Ayder Yaylası arasında bulunan Tar Deresi Vadisi'ndeki birçok küçük düşümlü şelalenin yanı sıra, 250 metre yükseklikten akan Bulut Şelalesi�nin, seyir zevkine doyum olmayan bir görüntü sergiliyor Çamlışemşin'in Palovit Yaylas'nda bulunan ve yeşillikler arasında 15 metre yükseklikten akan Palovit şelalesi, Kalkandere'deki 16 metrelik Vandri şelalesi, İkizdere'deki 15 metrelik Manle ile 20 metrelik Cimil şelaleleri, Rize�ye gelenlerin mutlaka görmek istediği yerler arasında yer alıyor. Yine Çayeli ilçesindeki Ağaran şelalesi ile İkizdere'deki Gelintülü şelalesi, görülmeye değer şelaleler arasında bulunuyor.





Kırklareli'nin ayak basılmamış plajları

Kırklareli'nin Tekirdağ il sınırında ve Bulgaristan sınırına kadar uzanan kıyı şeridinde pek fazla bilinmeyen Kıyıköy, İğneada ve Panayır İskelesi plajları, şehir dışından gelenlerin uğrak yerlerinden biri oldu. 40-50 metre genişliğinde 10 kilometre uzunluğunda plaja sahip İğneada, karavan ve çadır turizmine de ev sahipliği yapıyor. Kıyıköy ve İğneada beldelerinde az da olsa otel ve pansiyonların bulunmasına rağmen, yörede turizm henüz istenilen seviyede değil. Kumsal ve ormanlık alanların bir arada olduğu Kırklareli sahillerinde dinlenenler, yeşilin her tonuna tanıklık ederken, güneşin ve denizin de tadını çıkarıyor. Gürültü kirliliğinden uzak Kırklareli'nin doğasını yaşamak isteyenler, kendi imkanları ya da günübirlik turlarla yöreye gelebiliyorlar.




Eğirdir Gölü

Göller bölgesinin merkezi konumunda olan Eğirdir, göl turizminden yaygın şekilde yararlanıyor. Uzun süreden beri turistlerin rağbet ettiği bölgede, sınırlı sayıdaki otel ve pansiyonlar turizm mevsiminde tamamen doluyor. Kovada Gölü Milli Parkı, Kasnak Meşesi Tabiatı Koruma Alanı, Çandır-Baraj çevresi, Eğirdir Gölü Hoyran kısmı, Burdur Gölü�nün Keçiborlu ilçesi sınırları, Beyşehir Gölü�nün Yenişarbademli ve Şarkikaraağaç ilçelerini kapsayan alanlar ise kuş gözlemciliği için elverişli alanların başında yer alırken, her yıl bölgeye İngiltere ve Fransa�dan kuş gözlemcileri geliyor. Kış aylarında Eğirdir Gölü'nde, küçük karabatak, Macar ördeği, elmabaş patka, tepeli patka, sakarmeke gibi kuşlar barınıyor. Burdur Gölü ise soyu dünya çapında tehlike altında olan dikkuyruklar için önemli kışlama alanı olarak gösteriliyor. Ayrıca Mahmuzlu kızkuşu da Burdur Gölü çevresinde kuluçkaya yatıyor. Beyşehir Gölü de Macar ördeği, elmabaş patka ve sakarmeke ile kuş gözlemcilerinin ilgi gösterdiği yerlerden biri.

Milliyet Galeri Haber

Post Keywords: saklı cennet, gizli cennet, secret places, turkey in holiday, holiday, summer, yayla, turizm, kışlak, yazlık, tatil, cennet köşeler, cennet mekanlar, Türkiye bir cennettir..

1 Eylül 2007 Cumartesi

Dunya Cografi Isimleri Standardizasyonu

Birleşmiş Milletler Coğrafi İsimlerin Standardizasyonu Uzmanlar Grubu, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyinin 1959 ve 1968 yıllarında aldığı kararla kurulmuştur.

Dünya üzerinde konuşulan diller ve ülkelerin bulunduğu coğrafi konum dikkate alınarak 22 ayrı Divizyon (bölüm) oluşturulmuştur. Türkiye, halen başkanlığını İran’ın yaptığı ve Afganistan, Azerbeycan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Pakistan, Türkmenistan ve Yugoslavya’dan oluşan “Güney-Batı Asya Divizyonu (Arapça hariç)” na, Slovenya’nın başkanlığında Arnavutluk, Bulgaristan, Hırvatistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Polonya, Slovakya, Makedonya Cumhuriyeti ve Yugoslavya’dan oluşan “Merkez Doğu ve Güneydoğu Avrupa Divizyonun”a ve İtalyanın başkanlığında Belçika, Kanada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Fransa, Yunanistan,Vatikan, İtalya, Lüksenburg, Moldova, Monako,Portekiz, Romanya, İspanya ve İsviçre’den oluşan “Roman - Hellen Divizyonun”a üyedir.

Birleşmiş Milletler Coğrafi İsimlerin Standardizasyonu faaliyetlerine katılımın; Ülkemizde kullanılan coğrafi isimlerin, Birleşmiş Milletler nezdinde diğer ülkelere resmi ve tarihi bir belge olarak sunulmasıyla tarih ve kültür mirasımıza sahip çıkılması ve gelecekte ülkemiz aleyhine oluşabilecek yanlı politikaların önünün kesilmesi açısından faydalı olacağından ülkemizde coğrafi isimler konusunda çalışmalar yapmak üzere Bakanlığımız Koordinatörlüğünde başlatılan Daimi Komite kurma çalışmalarına hız verilerek Dışişleri Bakanlığında ve Bakanlığımızda ilgili kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla toplantılar yapılmış diğer kurum ve kuruluşların görüşleri alınmak suretiyle Bakanlığımızca hazırlanan “Coğrafi Adlar Uzmanlar Kurulu Çalışma Esas ve Usullerine İlişkin Yönerge” 15.07.2004 tarih ve 4431 sayılı Bakanlık onayıyla yürürlüğe girmiştir.
Yönergenin 4. maddesi gereği oluşturulan “Coğrafi Adlar Uzmanlar Kurulu” yapmış olduğu toplantılarda oluşturduğu çeşitli alt çalışma guruplarıyla faaliyetlerini sürdürmektedir.